Samsun’da Gribal Enfeksiyon Vakalarında Ciddi Artış
Sonbahar mevsiminin etkisini hissettirmesi ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu hastalıklarında belirgin bir tırmanış gözlemleniyor. Karadeniz Bölgesi genelinde ve özellikle Samsun’da son 1-1,5 aylık zaman diliminde sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında ciddi yükseliş kaydedildi. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı bünyesinde çalışmalarını yürüten Prof. Dr. Özgür Günal, mevsimsel değişimle birlikte tırmanışa geçen viral rahatsızlıklara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Günal, toplumda sıklıkla birbirine karıştırılan klinik tabloların tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Hastalığın özellikle belirli risk gruplarında ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Günal, gribal enfeksiyon tablosunun basit bir kırgınlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Grip Belirtileri ile Soğuk Algınlığı Arasındaki Fark
Toplumda üst solunum yolu şikâyetlerinin tamamının genel bir tanımlamayla adlandırıldığını aktaran Prof. Dr. Özgür Günal, iki klinik tablonun hem mikroorganizma hem de seyir açısından tamamen farklı olduğunu belirtti. Soğuk algınlığının ayakta atlatılabilen daha hafif bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Günal, grip tablosunun ise çok daha ağır seyrettiğini dile getirdi.
Farklı klinik semptomların doğru ayırt edilmesinin tedavi sürecindeki önemine değinen Prof. Dr. Günal, şu açıklamalarda bulundu:
"Grip ile soğuk algınlığı genel olarak birbiriyle karıştırılan kavramlardır. Soğuk algınlığının hem etkenleri hem de belirtileri gribe göre farklıdır. Hastalar genellikle halsizlik, yorgunluk, burun akıntısı, hapşırık ve iştahsızlık gibi bir takım şikâyetlerle başvuruyorlar. Genel olarak halk arasında ‘Grip oldum’ şeklinde değerlendiriliyor ancak bu, biraz hatalı bir kullanım. Grip dediğimiz hastalık ise daha çok ciddi yüksek ateş, kas ağrıları ve yatağa düşürecek tarzda şikâyetlerin olduğu bir tabloyu tanımlıyor. Grip biraz daha ağır ve yatağa düşüren bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise ayakta geçirebildiğimiz bir hastalık türüdür."

Kronik Hastalığı Bulunan Bireylerde Ağır Risk Tablosu
Gribin sağlıklı bireylerde dinlenme ve semptomatik tedaviyle atlatılabildiğini ancak bağışıklığı baskılanmış ya da ek hastalığı olan kişilerde hayati risk oluşturduğunu ifade eden Prof. Dr. Günal, bu grubun vakit kaybetmeden tıbbi destek alması gerektiğini belirtti. Kalp yetmezliği, KOAH, astım gibi kronik akciğer problemleri yaşayanlar ile onkolojik tedavi gören bireylerin yüksek risk grubunda yer aldığı vurgulandı.
Enfeksiyonun ilerleyerek alt solunum yollarını etkileme ihtimaline değinen Prof. Dr. Günal, durumu şu sözlerle özetledi:
"Grip enfeksiyonlarında eğer altta yatan bir kalp veya akciğer hastalığı varsa, kemoterapi alınıyorsa bu kişilerde grip enfeksiyonlarının ağır hastalıklara dönüşmesi sık görülen bir tablodur. O yüzden bu kişilerin özellikle dikkat etmesi, kendilerini bu hastalığa karşı daha fazla koruması ya da böyle bir şikâyet olduğunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurarak yardım alması gerekiyor."
Kapalı Alanlar Nedeniyle Acil Servisler Yoğunlaştı
Mevsim şartlarının değişmesiyle birlikte insanların açık havadan kapalı ve havalandırması kısıtlı ortamlara yönelmesi, virüslerin yayılım hızını katlayarak artırıyor. Ekim ayı ortalarından itibaren ülke genelinde benzer bir tablonun yaşandığını hatırlatan Günal, Samsun genelinde hastanelerin acil servis birimlerinde yoğun bir hasta sirkülasyonu oluştuğunu bildirdi.
Bulaş hızındaki artışın mevsimsel dinamiklerle doğrudan ilişkili olduğunu belirten uzman hekim, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Özellikle bu mevsimlerde, 15 Ekim'den sonra sıklıkla tüm Türkiye'de olduğu gibi Samsun'da da gribal enfeksiyonların daha sık görülmeye başlandığı dönemlerdir. Çünkü özellikle yaz mevsimi sonrası havalar soğumaya başladıktan sonra genellikle kapalı mekânlara çekilmeye başlıyoruz, daha toplu alanlarda bulunmaya başlıyoruz. Son 1-1,5 aylık dönemde Samsun'da özellikle acil servislere çok sayıda hasta başvurmak zorunda kaldı."
Grip Aşısı ve Hijyen Kurallarıyla Korunma Yolları
Salgın tablosundan korunmada en etkili ve bilimsel yöntemin aşılama olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Özgür Günal, aşının her yıl düzenli olarak yenilenmesi gerektiğine işaret etti. Bireysel bağışıklığın güçlendirilmesinin yanı sıra temas yoluyla bulaşmanın engellenmesi adına el hijyeninin tavizsiz uygulanması gerektiği vurgulandı.
Koruyucu sağlık önlemlerinin eksiksiz yerine getirilmesi çağrısında bulunan Günal, tavsiyelerini şu şekilde tamamladı:
"İlk önce kendimizi korumaya başlamalıyız. Bunun da birinci kuralı grip aşısı olmak. Her yıl grip aşısı olarak hastalığa karşı ciddi oranda kendimizi koruma şansımız var. İleri yaşlardaysanız, kronik bazı hastalıklarınız varsa, vücut direncini düşüren hastalık veya tedavi durumlarınız varsa mutlaka yılda en az bir kere grip aşısı yapılmasını öneriyoruz. Onun dışında da mümkün olduğu kadar el hijyenine dikkat etmek, toplu taşımalarda ve toplu alanlarda sık sık el yıkamak gibi önlemlerle kendimizi bu hastalıktan koruyabiliriz."
