Türkiye’nin meyve üretiminde stratejik bir konuma sahip olan Isparta havzasında, yeni hasat dönemi üreticiler açısından ağır bir ekonomik tabloyla başladı. Bahçelerine ürün toplama umuduyla giren çiftçiler; işçilik, mazot, elektrik ve ilaç gibi temel girdi maliyetlerinin katlanmasına karşın mahsul alım bedellerinin dip seviyelere gerilemesi karşısında çaresiz kaldı. Toplama ve lojistik masraflarını bile karşılamayan mevcut piyasa koşulları sebebiyle binlerce ton birinci sınıf kalitedeki ürün dalında bırakılarak çürümeye sevk edildi.
Girdi Maliyetleri Katlandı Fiyatlar Serbest Düşüşe Geçti
Türkiye'nin yıllık meyve rekoltesinde öncü rol oynayan Isparta ve Eğirdir çevresinde sanayi tipi meyve suyu elmasının kilogram satış bedeli, bir önceki hasat yılına göre ciddi bir kayba uğradı. Geçtiğimiz dönemde 12 TL bandından alıcı bulan sanayi elmaları bu dönem 2,5 ile 3 TL seviyesine kadar geriledi. Benzer bir dengesizlik sofralık sınıf elmalarda da kendini gösterdi; evvelki yıl kilogramı 50 lirayı bulan elit kalitedeki ürünlere yönelik tüccar teklifleri 10-15 TL bandına kadar çekildi. Tesis kapılarında oluşan tır kuyrukları ve pazar eksikliği, bölgedeki çiftçilerin iflas riskini artırdı.
Sanayi Tesisleri ve Fiyatlandırma Politikalarına Sert Tepki
Bölgede üretim yapan çiftçilerden Tahsin Taşbaş, sanayi kuruluşlarının tek taraflı fiyat politikalarına tepkisini şu sözlerle dile getirdi:
"Çiftçinin geçen sene 12 liraya sattığı bu meyve suyu elma şu anda 3 lira. Canı sıkılan şirketler, bazen 3'e indiriyorlar. Çiftçiyle sanki oynanıyor. Bu elma o çiftçinin aslında çalıştırdığı insanlara vereceği para."
Taşbaş, Boğazova havzasının aromatik niteliği yüksek ürünler yetiştirmesine rağmen piyasada yeterli tüccar bulunmadığını ve çiftçinin biriken borçlarını ödeme şansının hızla tükendiğini ifade etti.

Ağır Üretim Giderleri ve İhracat Yetersizliği Vurgusu
Otuz yılı aşkın süredir tarımsal üretimle geçimini sağlayan Ali İhsan Ünver ise mevcut maliyet dengesini ayrıntılarıyla aktardı:
"Günlük yevmiye 2 bin lira. Elmanın ilaç masrafı, gübre masrafı, su giderleri var, elektrik giderleri var, mazot giderleri var. Yani verilen tekliflere göre, fiyat tekliflerine göre zarardayız."
Meslekte kırk yıllık tecrübesi bulunan Ali Çiftçi ise depoların dolu olduğunu belirterek iç piyasanın doygunluğa ulaştığını, tek çıkış yolunun dış ticaret kapılarının genişletilmesi olduğunu vurguladı:
"Önü nasıl açılacak derseniz, önü yurt dışına ihracat. Ana sebeplerinden bir tanesi budur. Bu ihracat olmadığı müddetçe Türkiye genelinde elma üretimi fazla. Dolayısıyla çekmiyor. Çekmeyince işte elma bu şekilde depolarda bekliyor."
Gelişmeler, tarımsal planlama eksikliği ve yüksek girdi maliyetleri karşısında üreticilerin sürdürülebilir üretim zeminini kaybettiğini somut biçimde gözler önüne seriyor.