Erzincan Ovası'nda Geleneksel Yöntemlerle Buğday Hasadı
Doğu Anadolu’nun bereketli tarım havzalarından Erzincan’da, yaz mevsimi boyunca binbir emekle yetiştirilen buğdayların hasat süreci tamamlandı. Yöre halkı, yaklaşan zorlu kış şartları öncesinde temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak adına hummalı bir mesaiye başladı. Geçim kaynağını topraktan sağlayan çiftçiler, tarladan kaldırdıkları mahsulü geleneksel yöntemlerle işleyerek kışlık un ve bulgura dönüştürüyor. Modern teknolojiye rağmen terk edilmeyen bu kadim yöntemler, bölgedeki imece kültürünün ve doğal üretim zincirinin canlı kalmasını sağlıyor.
Akarsularda Yıkama ve Güneşte Kurutma Mesaisi Başladı
Tarlalardan toplanan buğday taneleri, ilk olarak yabancı maddelerden ve tozlardan arındırılmak üzere doğal su kaynaklarına götürülüyor. Çiftçiler, çuvallarla taşıdıkları mahsulleri akarsuların serin sularında özenle yıkıyor. Temizleme banyosunun ardından geniş bezlerin üzerine serilen buğdaylar, kavurucu yaz güneşinin altında tamamen kurumaya bırakılıyor. Nem oranı sıfıra inene kadar güneşte bekletilen taneler, daha sonra rüzgarın gücünden yararlanılarak savruluyor ve geniş gözlü kalburlardan geçirilerek içindeki ot ve tohumlardan bütünüyle temizleniyor.
Bölge üreticilerinden Mehmet Aykut, hasat sonrasındaki temizlik ve ayıklama sürecinin inceliklerini şu sözlerle aktardı:
“Rüzgarın yardımıyla buğday arasındaki otlar daha güzel ayıklanıyor. Buğdayımızın belli bir miktarını tohumluk olarak ayırıyoruz. Geri kalan kısmını da değirmene götürüp ihtiyaçlarımızı karşılamak için una dönüştürüyoruz. Kış için hazırlık yapıyoruz. İhtiyaç durumunda da 10-20 teneke kaynatıp bulgur yapıyoruz. Unu da tandır ekmeği yapmak için hazırda bulunduruyoruz.”

Değirmende Öğütme İşlemiyle Una ve Bulgura Dönüşüm
Kurutulan ve elenen buğday taneleri, son aşamada taş değirmenlerin yolunu tutuyor. Tesislerdeki özel elek ve taş ayıklama makinelerinden bir kez daha geçirilen mahsul, değirmen taşları arasında yavaş yavaş ezilerek besin değerini koruyan doğal una dönüşüyor. Elde edilen unun bir kısmı geleneksel tandır ekmeği yapımı için stoklanırken, kalan buğdayların bir bölümü de kaynatılıp kurutularak bulgur haline getiriliyor. Yaklaşık 2 ila 3 gün süren bu döngü, kış mevsiminin çetin geçtiği bölgede aile bütçesine doğrudan katkı sağlıyor.
Uyguladıkları üretim modelinin ekonomik faydalarına ve köklü geçmişine değinen Mehmet Aykut, sürecin devamını şu ifadelerle dile getirdi:
“Değirmende, buğdayın içerisindeki taşları ayırıyorlar. Unun yanı sıra bulgur da yapıyoruz. Buğday 2-3 günlük bir aşamadan geçiyor. Kışa hazırlık için bu çalışmaları yapıyoruz. Bu bizim bir geleneğimiz. Her sene devam ettiriyoruz. 6 nüfuslu bir aileyiz, onun için bize 30 teneke buğday yetiyor. Dışarıdan gelen misafirlerimiz olduğu zaman 50 teneke un da bize yetmiyor. Tandır ekmeği daha güzel ve maliyeti de daha düşük. Bunları göz önünde bulundurduğumuz zaman un tüketmek daha mantıklı geliyor.”