reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14
sivas360 Siyaset Özel'den enflasyon çıkışı! Düşecek dedikleri enflasyon yüzde 49

Özel'den enflasyon çıkışı! Düşecek dedikleri enflasyon yüzde 49

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çekmeköy’de düzenlenen toplu açılış ve temel atma törenine katıldı. Burada konuşma yapan Özel, “Mehmet Şimşek’in geldiği gün enflasyon yüzde 38’di. Bugün 48. Bunun için biz ekonomiyi önceleyen, önerilerimizi söyleyen, Türkiye’yi nasıl yöneteceğimizi önümüze koyan projelerle karşınızda olacağız” dedi.

KAYNAK: İHA

Çekmeköy Belediyesi tarafından toplu açılış ve temel atma töreni düzenlendi. Tören kapsamında temeli atılan veya açılışı yapılan projeler arasında, Alemdağ Çocuk Gündüz Bakımevi, Emekliler Lokali, Hayvan Barınağı Ve Doğal Yaşam Alanı, Yaşar Doğu Parkı Sosyal Tesisi, Sultançiftliği Mahallesi Çocuk Gündüz Bakımevi, Doğa Park Kadın El Emeği Pazarı Ve Sosyal Tesis, Merkez Mahallesi Yuvamız Çekmeköy Prof. Dr. Murat Balcı Çocuk Gündüz Bakımevi, Yuvamız Çekmeköy Zübeyde Hanım Çocuk Gündüz Bakımevi bulunuyor. Çekmeköy Belediyesi’nin toplu açılış ve temel atma törenine, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez’in yanı sıra CHP Genel Başkan Yardımcıları Özgür Karabat, Gökan Zeybek, Volkan Demir ve Pınar Uzun Okakın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de katıldı.

“Yoksulluğu yöneten anlayışı reddediyoruz”

Törene katılan Özgür Özel,

“Bugün Türkiye’de maalesef yoksulluğun kabul edildiği ama yok edilmek yerine, yönetilmesinin tercih edildiği bir sistem var. Cumhuriyet Halk Partisi olarak gelir adaletsizliğine itiraz ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu zengin ülkenin daha büyümesini, daha çok kazanmasını, daha çok üretmesini, artanı ve mevcut olanı adil paylaşmasını öneriyoruz. ‘Sen yoksulsun, yoksul kal. Biz seni ne oradan çıkarırız, ne de tek başına bırakırız’ anlayışı, yoksulluğu yöneten anlayışı reddediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri gelecekteki Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına kadar yoksulluğu yok etmek üzere, sisteme en temelinden yapacağımız müdahaleye kadar, toplumun en zenginleri ile neredeyse fakirlerinin aynı vergileri ödediği, bugün vergilerin yüzde 69’unun dolaylı olarak toplandığı, yani sütten, ekmekten, mazottan, sudan, elektrikten alındığı, fabrikatör ile fabrikanın asgari ücretli bekçisinin aynı vergiyi ödediği ve bunun toplam verginin yüzde 69’u olduğunu bilelim. Bunun üstüne yüzde 20, yani maaşlardan alınan vergiler eklendiğinde yüzde 89 vergi hepimiz tarafından, maaştan kesilen ya da elektrik faturası ile ödenen, süt alınca ödenen, su alınca ödenen, çocuk bezine ödenen, ilaca ödenen vergiler toplam verginin yüzde 89’u. Geriye kalan yüzde 11 esas vergi vermesi gerekenlerin, kazananın kârdan verdiği vergi. Bu işte bir yanlışlık yok mu? Bunu konuşmayacak mıyız? Buna itiraz etmeyecek miyiz? Bunu değiştirmeyecek miyiz? İşte bunları yaparsak o zaman Çekmeköy’deki yoksul, belediyenin sosyal yardımına ihtiyaç duymadan yaşayacak bir noktaya gelecek. Sosyal yardımlarla övüneceğiz, bir elin verdiğini öbür el görmeyecek. Komşusu açken kimse tok yatmayacak, hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek ama bunları şimdilik belediyeler, merkezi hükümet yerine yapacak. Ama günü gelince öyle sosyal yardımları 10 yıl içinde ortadan kaldıracak bir kalkınma programıyla, bir eşitlik programıyla, herkesin onuruyla çalıştığı, kazandığı, harcadığı; çalışmayanın devlet tarafından iş bulunamıyorsa, yoksulluk çekmeden geçinecek işsizlik maaşı aldığı, dezavantajlı durumdaysa onun öyle lütuf olarak değil, Anayasal hak olarak vatandaşlık maaşını, vatandaşlık gelirini aldığı sistemi kurmak, bu heyecanla iktidar olmak istiyoruz. Sosyal yardım meselesine tam buradan bakıyoruz hep birlikte”

dedi.

“Okulları temizleyelim, çocukları hastalıktan kurtaralım”

Konuşmasının devamında Özel,

“Tabii bunun gibi işleri belediye başkanlarımız, aslında görevleri olmayan işleri yapmaları lazım. Bunlardan bir tanesi okulların temizliği. Bunun için sevgili Gökan Zeybek ile bir çalışma yaptık ve örgütlerimize yazı yolladık. Dedik ki, ‘973 ilçe, siyasi bir görüntü olmadan, yanınıza fotoğrafçı ve kameraman almadan, çocuk mahremiyetine saygı göstererek, okulları ziyarete gidin. Heyetin başkanı il eğitim sekreteri olsun. Yüzde 99’u emekli öğretmen onların. Yanında eğitimciler olsun, müdürleri ziyaret edin. Okul aile birliğini ziyaret edin. İzin alın, çocuklar yokken teneffüste değilken tuvaletleri görün. Hijyen sorunu var mı, yok mu bakın. Bir eksiklik varsa, yardım isteniyorsa, yardımı teklif edin. Ve o okula bulunduğunuz belediyeyi ya da en yakındaki belediyeyi yönlendirin. Çok uzaktaysanız bize bilgi verin.’ Ve bu ziyaretler başladı. Bir kısmı yansıyor, yansımasında Mansur Başkan gidiyor, kapılarda kalıyor. İstanbul’da belediyelerimizde benzer şeyler yaşanıyor. İnanın yaşananın onda biri yansıyor. Niye, çocuk mahremiyetine saygıdan, okulda siyaset yaparmış gibi itiş kakış olmasın diye. Kapılar açılıyor, giriyoruz, eksikleri görüyoruz, belediyeleri yönlendiriyoruz ama bakanlığın milli eğitime, milli eğitimin okul müdürlerine baskısıyla o günkü tavırla ertesi günkü tavır değişiyor. Buradan Sayın Bakana söylüyorum, ‘Bu yöntem ağrına gidiyorsa, bu yöntem zoruna gidiyorsa, sen listeyi bize ver ya da talep isteyen listeyi benden iste. Akşam gelelim, karanlıkta gelelim, kamerasız gelelim, kimse gelmeden gelelim ama bu sabilerin okullarını temizleyelim, çocukları hastalıktan kurtaralım. Türkiye’de her üç çocuktan biri yoksulluk çekiyor. Hükümet çocuk yoksulluğunu azaltma konusunda son derece başarısız. İşin kötüsü bilgisiz, vizyonsuz ve hedefsiz. Yani hükümetin önünde halledilecek işler listesinde, ‘Çocuk yoksulluğu’ yazmıyor bile. Oysa geçtiğimiz günlerde Orta Vadeli Programa dikkatle baktık, çocuk yoksulluğunu nasıl çözecek diye. Bu konuda yazılan bir tek kelime, konulan bir tek hedef, paylaşılan bir tek veri ve çözüme yönelik bir tek adım görmedik. 2023 itibariyle 7,6 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Çocuk yoksulluğu yetişkin yoksulluğunu aşan ve ondan daha yüksek ölçülen bir mesele. Bütün dünyada da böyle Türkiye’de de böyle. Yaklaşık 2 milyon çocuk derin yoksullukla karşı karşıya”

şeklinde konuştu.

“Düşecek’ dedikleri enflasyon yüzde 49”

Özel, “

Ve Mehmet Şimşek, biraz şaka mı yapıyor, gerçek mi yapıyor bilinmeyen videolarla enflasyonla ilgilenmiyor. ‘Düşecek’ dedikleri enflasyon yüzde 49. Geçen ay 52’ydi. Bir sene öncesine göre, bu ay aslında enflasyon 3 puan arttı. Devletin rakamlarında, TÜİK’in rakamlarında enflasyon yüzde 3. Peki, geçen ay 51’iken nasıl 49’a düşüyor? ‘Baz etkisi’ dedikleri, geçen sene bu ay yüzde 5’se, bu ay yüzde 3 olunca hesapta bu, yüzde 51’den 49’a düşüyor. Peki enflasyon düşünce fiyat düşüyor mu, hayat ucuzluyor mu? Hayır. Neden? Çünkü enflasyon fiyatın artış hızı demek. Enflasyon 51 olursa, geçen sene 100 lira olan mal bugün 151 lira olur. 49 olduğunda 100 lira olan mal 49 lira olur. Enflasyonun geçen aya göre düşmesi, ‘Artış hızının azalması’ demek. Enflasyonun artış hızının azalması, fiyatların bırakın düşmesi ve durmasını, artışını sürdürmesine engel değil. O yüzden eğer siz enflasyonu sıfır yaparsanız, etiketler sabit kalır. Eksi yaparsanız ancak o zaman enflasyon eksiye düştüğü zaman fiyatlarda düşüş olur. Esas mesele enflasyonu tek haneli rakamlara çekip, büyüme hızını artırıp, ülkenin gelirini yükseltip, bölüşüme müdahale edip, yoksulların aldığı payı artırmakta, bir de ülkeyi büyüterek alım gücünü artırmaktan geçiyor. Alım gücünü artırma meselesinde daha önce de konuştum, önemli hedefimiz var. Tutması için 10 yıl iktidarda olmamız lazım. Hedefin çıpası, Avrupa Birliği’ne tam üyelik. Bu, hem Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘Gelişmiş ülkeleri bulun, geçin’ hedefine uygun. Hem de Avrupa Birliği’ne girmek için yargı bağımsız olması lazım, al bunu koy cebine. Kuvvetler ayrılığı lazım, al bunu koy cebine. Hukukun üstünlüğü lazım, al bunu koy cebine. Hukuki ve ekonomik öngörülebilirlik lazım, al bunu koy cebine. Sırf bunları yapınca zaten girmesen de dünyanın parası koşuyor, Türkiye’ye geliyor. Diyor ki, ‘Bu ülke büyüyor, büyüyecek, güvenilir, yatırım yapılır. Bu ülkede fabrika açılır, para kazanılır, vergisi neyse verilir. İşçiye parası verilir.’ Ülkenin parası dışarılara kaçmıyor, dolarlara kaçmıyor, yatırıma dönüyor, büyümeye başlıyorsunuz”

ifadesinde bulundu. /İHA/

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...