Uzmanı uyardı: "Parkinson hastalığında erken teşhis önemli"
Bavli, Türkiye’de yaklaşık 150 bin Parkinson hastası bulunduğunu, her yıl ise ortalama 10 bin kişiye yeni tanı konulduğunu açıkladı.
Parkinson hastalığının ilk kez 1817 yılında İngiliz doktor James Parkinson tarafından tanımlandığını hatırlatan Bavli, 11 Nisan’ın da bu nedenle farkındalık günü olarak kabul edildiğini belirtti. Bu özel günün amacının hastalığa dikkat çekmek ve hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik bilinç oluşturmak olduğunu ifade etti.
Hastalığın, beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu gelişen ilerleyici ve kronik bir sinir sistemi rahatsızlığı olduğunu vurgulayan Bavli, Alzheimer’dan sonra en sık görülen nörodejeneratif hastalık olduğuna dikkat çekti.
Parkinson’un çoğunlukla 60 yaş ve üzerindeki bireylerde görüldüğünü belirten Bavli, nadir de olsa genç yaşlarda da ortaya çıkabildiğini söyledi. Özellikle genetik vakalarda erken yaşta görülme ihtimalinin bulunduğunu ifade eden Bavli, hastalığın genel olarak genetik kökenli olmadığını ve vakaların yalnızca yüzde 10-15’inde kalıtsal geçiş bulunduğunu dile getirdi.
Hastalığın belirtilerine de değinen Bavli, en yaygın semptomun genellikle tek taraflı başlayan titreme olduğunu ancak her hastada titreme görülmeyebileceğini belirtti. Hareketlerde yavaşlama ve kas sertliğinin de sık karşılaşılan bulgular arasında yer aldığını ifade eden Bavli, ilerleyen süreçte denge sorunları, konuşma bozuklukları, koku kaybı ve duygusal değişimlerin ortaya çıkabileceğini söyledi.
Unutkanlık ve demans riskine de değinen Bavli, bu durumların hastalığın ileri evrelerinde görülebileceğini ancak her hastada ortaya çıkmadığını vurguladı.
Parkinson hastalığından korunmanın kesin bir yolu olmadığını belirten Bavli, düzenli egzersiz, dengeli beslenme, aktif sosyal yaşam ve zihinsel faaliyetlerin önemine dikkat çekti. Zararlı kimyasallardan uzak durulmasının ve işlenmiş gıdaların azaltılmasının riskleri düşürebileceğini ifade eden Bavli, kahve tüketiminin de kısmen koruyucu etkisi olabileceğini söyledi.
Günümüzde Parkinson’u tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmadığını belirten Bavli, ilaç tedavileri ve ileri teknoloji destekli yöntemlerle hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabildiğini ifade etti.
Hasta yakınlarının desteğinin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Bavli, tedavi sürecinde ilaçların düzenli takibi, doğru beslenme ve moral desteğinin hastalar üzerinde olumlu etkiler yarattığını söyledi.
Toplumda hastalığa dair yanlış bilgilere de değinen Bavli, Parkinson’un yalnızca yaşlı hastalığı olmadığını, her titremenin Parkinson anlamına gelmediğini ve hastaların mutlaka yatağa bağımlı hale geleceği düşüncesinin doğru olmadığını belirtti.
Sivas’ta Parkinson hastalarına yönelik tanı ve tedavi imkânlarının bulunduğunu ifade eden Bavli, ilaç tedavilerinin yanı sıra ileri cihaz destekli uygulamaların da yapıldığını kaydetti. Açıklamasını umut veren sözlerle tamamlayan Bavli, “Parkinson bir son değildir. Hareket özgürlük getirir” dedi.