Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Musa Polat, son yıllarda giderek yaygınlaşan boyun düzleşmesi konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
Uzmanlara göre boyun düzleşmesi, omurganın doğal “C” şeklindeki eğriliğinin azalmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlık. Bu durum yalnızca bir duruş bozukluğu değil, aynı zamanda vücudun genel dengesini etkileyen önemli bir sağlık problemi olarak öne çıkıyor.
Doç. Dr. Polat, özellikle kas dengesizliklerinin boyun düzleşmesinin temel nedeni olduğunu belirterek, boynun ön ve arka kasları arasındaki uyumsuzluğun bu tabloyu tetiklediğini ifade etti. Günümüzde artan teknoloji kullanımıyla birlikte yanlış duruş alışkanlıklarının da bu sorunu daha yaygın hale getirdiğine dikkat çekti.
Telefon, tablet ve bilgisayar başında uzun süre vakit geçirilmesi, başın öne eğilmesi ve yanlış oturma pozisyonları boyun düzleşmesini tetikleyen en önemli faktörler arasında yer alıyor. Uzmanlar, bu durumun artık sadece yetişkinlerde değil, gençlerde ve hatta ergenlik çağındaki bireylerde bile görülmeye başladığını vurguluyor.
Boyun düzleşmesinin ilk belirtisinin genellikle ağrı olduğunu belirten Polat, bu ağrıların sadece boyunla sınırlı kalmayıp baş, omuz, sırt ve göğüs bölgesine yayılabileceğini söyledi. İlerleyen süreçte baş dönmesi, kulak çınlaması ve çene problemleri gibi ek şikâyetler de ortaya çıkabiliyor.
Tedavi edilmediği takdirde kronik ağrılara yol açabilen bu rahatsızlık, ileri aşamalarda boyun fıtığı ve sinir sıkışması gibi ciddi sorunlara da neden olabiliyor. Bu nedenle erken farkındalık büyük önem taşıyor.
Uzmanlar, boyun sağlığını korumak için günlük yaşamda basit ama etkili önlemler alınabileceğini belirtiyor. Ekranların göz hizasında kullanılması, uzun süre aynı pozisyonda kalınmaması ve düzenli egzersiz yapılması bu önlemlerin başında geliyor.
Ayrıca kişiye özel fizik tedavi programları ve kas güçlendirici egzersizlerin boyun düzleşmesinin tedavisinde önemli rol oynadığı ifade ediliyor. Uzmanlar, “Boyun bir günde bozulmaz, tedavisi de sabır ve süreklilik ister” diyerek uzun vadeli bir yaklaşımın şart olduğunu vurguluyor.

