Alzheimer'ın ilk izleri unutkanlıktan yıllar önce ortaya çıkıyor
Uzmanlar, erken tanı ve gelişen biyobelirteçlerin Alzheimer hastalığının yönetiminde önemli rol oynadığına dikkat çekiyor.
Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, Alzheimer hastalığının klinik belirtiler ortaya çıkmadan çok daha önce başlayan ilerleyici bir süreç olduğunu ifade etti. Hastalıkla ilişkilendirilen bellek kaybı, unutkanlık ve günlük yaşamı etkileyen bilişsel bozuklukların, beyindeki biyolojik değişikliklerin ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabildiğini belirten Toz, kişinin belirgin bir unutkanlık yaşamaya başlamasından yıllar önce hastalık sürecinin beyinde başlayabileceğini söyledi.
Alzheimer Tanısında Yeni Dönem
2024 yılında güncellenen uluslararası tanı kriterleriyle birlikte Alzheimer hastalığının yalnızca klinik belirtiler üzerinden değil, biyolojik belirteçler aracılığıyla da tanımlanabildiğine dikkat çeken Toz, tanı yöntemlerinde önemli gelişmeler yaşandığını belirtti.
Uygun hastalarda amiloid PET görüntülemesi, beyin omurilik sıvısında amiloid beta ve tau proteinlerinin incelenmesi ve özellikle p-tau 217 temelli kan plazması biyobelirteçlerinin hastalığın daha erken dönemde tespit edilmesine katkı sağlayabildiğini aktaran Toz, biyobelirteçlerin Alzheimer'ın diğer demans türlerinden ayrılmasında da önemli rol oynadığını ifade etti.
Toz, erken biyolojik tanının gelecekte uygulanabilecek kişiye özel tedavilerin temelini oluşturabileceğini belirterek, Alzheimer'a yaklaşımın yalnızca belirtileri kontrol etmekten, hastalığın biyolojik sürecini daha erken dönemde anlamaya doğru değiştiğini vurguladı.
Yeni Tedaviler İlerlemesini Yavaşlatmayı Hedefliyor
Alzheimer tedavisinde son yıllarda öne çıkan gelişmeler arasında amiloid beta proteinini hedefleyen monoklonal antikor tedavilerinin bulunduğunu belirten Toz, bazı ilaçların erken evrede ve uygun hastalarda beyindeki amiloid yükünü azaltarak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatabildiğini söyledi.
Ancak bu tedavilerin her hasta için uygun olmadığını vurgulayan Toz, tedavi öncesinde biyobelirteçlerle doğrulanmış tanı, dikkatli hasta seçimi ve düzenli manyetik rezonans görüntüleme ile yakın takip gerektiğini belirtti. Beyin ödemi ve mikrokanama gibi önemli yan etkiler nedeniyle bu tedavilerin deneyimli merkezlerde uygulanmasının önem taşıdığını kaydetti.
Söz konusu tedavilerin Türkiye'de henüz rutin klinik kullanımda bulunmadığını ifade eden Toz, buna rağmen gelişmelerin Alzheimer araştırmaları açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ve gelecekte geliştirilecek tedavilere ışık tuttuğunu söyledi.
Alzheimer Riskinde Kontrol Edilebilir Faktörlere Dikkat
Alzheimer hastalığının kesin nedeninin henüz tam olarak bilinmediğini belirten Toz, ileri yaş, aile öyküsü, APOE 4 genetik varyantı ve Down sendromunun değiştirilemeyen risk faktörleri arasında bulunduğunu aktardı.
Hipertansiyon, diyabet, obezite, yüksek kolesterol, sigara kullanımı, fiziksel hareketsizlik, işitme kaybı, depresyon, sosyal izolasyon, uyku bozuklukları ve kafa travmalarının ise kontrol edilebilir risk faktörleri arasında yer aldığını ifade etti.
Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının Alzheimer gelişme riskinin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirten Toz, beyin sağlığının korunması için düzenli fiziksel egzersiz yapılmasını, Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesini, tansiyon, diyabet ve kolesterolün kontrol altında tutulmasını, sigara kullanılmamasını ve kaliteli uykunun önemsenmesini önerdi.
Zihinsel olarak aktif kalmanın ve sosyal yaşamın sürdürülmesinin de beyin sağlığı açısından önemli olduğunu belirten Toz, işitme kaybının erken dönemde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Zona Aşısı ve Demans İlişkisi Araştırılıyor
Son yıllarda zona aşısı ile demans riski arasındaki ilişkiye yönelik araştırmaların da dikkat çektiğini belirten Toz, özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde uygulanan rekombinant zona aşısının demans gelişme riskini azaltabileceğini düşündüren çalışmalar bulunduğunu söyledi.
Ancak bu ilişkinin mekanizmasının henüz tam olarak açıklanmadığını belirten Toz, aşı konusunda kişilerin kendi hekimlerine danışarak uygunluk değerlendirmesi yaptırmaları gerektiğini ifade etti.
Her Unutkanlık Alzheimer Değil
Her unutkanlığın Alzheimer hastalığı anlamına gelmediğini vurgulayan Toz, bazı belirtilerin yaşlanmanın doğal sonucu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.
Uzmanın dikkat çektiği ve nöroloji uzmanına başvurmayı gerektirebilecek belirtiler şöyle sıralandı:
Yeni şeyler öğrenmekte zorlanmak,
Aynı soruları sık sık tekrarlamak,
Yakın zamanda yaşanan olayları unutmak,
İlaçları veya randevuları sürekli unutmak,
Para hesabı yapmakta zorlanmak,
Daha önce iyi bilinen yerlerde yönünü şaşırmak,
Kelime bulmakta zorlanmak,
Kişilik veya davranışlarda belirgin değişiklikler yaşamak,
Günlük yaşam aktivitelerinde yardıma ihtiyaç duymak.
“Erken Tanı En Önemli Adımlardan Biri”
Alzheimer'ın artık yalnızca unutkanlık üzerinden değerlendirilen bir hastalık olmadığını belirten Toz, erken tanının hem hastanın hem de ailesinin yaşamını kolaylaştıran en önemli adımlardan biri olduğunu ifade etti.
Toz, erken biyolojik tanı yöntemleri, gelişen biyobelirteçler ve hastalığın biyolojik mekanizmalarını hedefleyen yeni tedavi araştırmaları sayesinde Alzheimer'a bakışın önemli ölçüde değiştiğini belirtti.
Bugün hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavinin bulunmadığını ifade eden Toz, erken tanı, risk faktörlerinin kontrol altına alınması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve uygun hasta takibiyle yaşam kalitesinin korunmasına ve hastalığın ilerlemesinin yavaşlatılmasına katkı sağlanabileceğini söyledi.
Toz, “Beyin sağlığını korumak genç yaşlarda başlayan bir yaşam biçimidir. Erken farkındalık, erken tanı ve koruyucu yaklaşımlar Alzheimer ile mücadelede en güçlü araçlarımızdır” ifadelerini kullandı.