reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
20

Sivas’ı Geziyorum Gezdikçe Seviyorum – 1

YAYINLAMA:

Geçtiğimiz hafta sonu misafirlerimin olması vesilesiyle, çocukların da keyifle gezebileceği bir yer arayışına girdik. Aklıma Hamidiye Savaş Atları Müzesi geldi. Açıkçası bizi nasıl bir ortamın beklediğini çok da bilmeden yola çıktık.

Güzel bir taş yapının önüne aracımızı park ettik. Giriş ücretini ödeyerek müzeye adım attık. Beklentimizin üzerinde, oldukça keyifli ve bilgilendirici bir gezi oldu. Müzenin ardından görevliye sorduğumuzda arka tarafta geniş bir alan olduğunu öğrendik ve tamamen içgüdüsel şekilde keşfetmeye başladık.

Bu alanda, Nuri Demirağ’ın yaptığı iki uçak modelini ve çok sayıda tarihi eserin maketlerini görme fırsatı yakaladık. Gezimizin sonlarına doğru ise Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı bir atlı spor alanı olduğunu fark ettik. Her ne kadar detaylı bilgi alamamış olsak da bu bölümü görmek bile ilgi çekiciydi.

Ancak insanın içinden şu geçmeden de edemiyor: Keşke burada bir rehber olsaydı… Ya da en azından girişte ziyaretçilere kısa bir bilgilendirme yapılsaydı. Hatta mümkünse atları yakından görme, belki de binme imkânı sunulsaydı.

Belki yetişkinler için bu detaylar çok bir şey ifade etmeyebilir. Ancak çocuklar için durum bambaşka. Bu tür deneyimler, onların memleketlerine olan aidiyet duygusunu güçlendiren, unutulmaz anılar biriktirmelerini sağlayan küçük ama etkili dokunuşlardır.

Yıllarca İstanbul’da yaşamış biri olarak beni bugün Sivas’a bağlayan en önemli şeyin, çocukluk yıllarımda burada biriktirdiğim anılar olduğunu çok net söyleyebilirim.

Bir diğer dikkatimi çeken konu ise bu alanın kime ait olduğu, hangi kurum tarafından işletildiği oldu. Ne girişte ne de içeride bu konuda herhangi bir tabela ya da bilgilendirme göremedim.

Yanlış anlaşılmasın; bu bir eleştiri yazısı değil. Ancak şunu da açıkça söylemek gerekiyor: Böyle bir yer başka bir şehirde olsa, adeta insan akınına uğrar. Oysa burası, sanki unutulmuş gibi oldukça sakindi. Bu da bazı şeylerin tam anlamıyla yolunda gitmediğini düşündürüyor.

Peki ne yapılabilir?

Havaalanlarında, otogarlarda tanıtım stantları kurulabilir. Şehre gelen misafirlere gezilecek yerler hakkında bilgilendirmeler yapılabilir. “Sivas’ta gezmeniz gereken yerler” başlığı altında daha etkili tanıtım çalışmaları hazırlanabilir.

Yaklaşık 28 bin kilometrekarelik geniş bir coğrafyaya sahip olan Sivas’ta yüzlerce tarihi eser ve doğal güzellik bulunuyor. Ancak bu değerlerin, sadece akademik ya da resmi bir dille değil; daha çok bir turizm firması yaklaşımıyla, cazip ve merak uyandıran bir üslupla tanıtılması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü Sivas, gezildikçe sevilen bir şehir… Yeter ki doğru anlatılsın.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...