Sana Galata Kulesi’nden baktık azîz İstanbul... 1
Artık vakit Galata Mevlevîhânesi’ndeki “ulular meclisi”ne veda edip, İstanbul’un simge yapılarından Galata Kulesi’ni ziyaret etme vakti... Kısa süre de olsa kadîm bir yolculuğa çıkıp, inanç dünyamızın renklerinden mevlevîhânede “ruhlar âlemi”nde inzivaya çekilmenin dinginliğiyle yeniden sel gibi akan kalabalıklara karışıp Şeyh Galip Caddesi’nden Bereketzâde Mahallesi’nde bulunan Galata Kulesi’ne doğru ilerliyoruz...
Turistik Yerler
Fakat o da ne!.. Fetihten sonra Galata’da inşa edilen ilk mescid olan Bereketzâde Mescidi’nden buraya taşınan Bereketzâde Çeşmesi ve Cafe Gündoğdu’nun yanından kule kapısına doğru öyle bir kuyruk var ki, insanın sabır taşını çatlatacak uzunlukta...
Yapacak bir şey yok!.. İsmimize müsemma olarak kuyruğa giriyoruz... Sıramızı beklerken Galata ve Kulesi’nin tarihçesine şöyle bir göz atıyoruz...
KADÎM ŞEHİRİN SESSİZ TANIĞI: GALATA KULESİ
Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis, 1204’te Haçlı Orduları tarafından tarihteki en büyük katliam ve yağmalamadan sonra işgal edilmiş. 57 yıl hüküm sürecek Latin İmparatorluğu’nun kurulmasının ardından Galata bölgesine yerleşmeye başlayan Cenevizliler, 1303-1352 yılları arasında Venediklilerin baskısından dolayı bölgeyi surlarla çevirmiş.
Mimari
1267’de Galata’da “Pera” adlı bir koloni kuran Cenevizliler, adını bulunduğu semt olan Galata’dan alan kuleyi inşa ederek, savunma ve gözetleme amacıyla kullanılmış. Fetihten sonra ise kimi zaman yangın, kimi zaman zindan, kimi zaman gözlem evi, kimi zaman işaret, kimi zaman da haberleşme kulesi olarak hizmet vermiş. Efsane ve hikâyelere konu olan İstanbul’un en önemli simgelerinden Galata Kulesi, şehrin sessiz tanığı olarak günümüze kadar ulaşmayı başarmış.
Tarih boyunca bir çok defa değişim ve onarım gören Galata Kulesi, 2013’te UNESCO tarafından Türkiye’deki Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından dış cephedeki kuşların yaşam alanını tahrip etmemek için sadece iç kısımda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarla müzeye dönüştürülen Galata Kulesi, İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşunun yıldönümü olan 6 Ekim 2020’de seyir terası ve müze olarak ziyarete açılmış. Açılmış açılmasına da, dış cephe ve külah çatı kurşun örtüsünün onarım ihtiyaçlarının oluşturduğu sıkıntılar günden güne artmış. Meydana gelen deformasyonlar, malzemelerde kopma, düşme gibi tehlikeli durumların oluşması nedeniyle yapıya acil müdahaleler yapma zorunluluğu ortaya çıkmış. 12 Mayıs 2023 tarihinde ihale edilen “İstanbul Galata Kulesi Külah Çatı Onarımı İşi”, 7 Haziran 2024’te tamamlanarak yepyeni yüzüyle, göz kamaştıran ihtişamıyla ziyaretçilerin hizmetine sunulmuş.
Coğrafi Referanslar
***
SEYRİNE DOYUM OLMAYAN MANZARA...
Tamamı 11 kattan meydana gelen Galata Kulesi’nin zemin katındaki bilet kontrol ve güvenlik noktasından geçip, 6’ncı katında iki kabinli asansörden inip, çelik konstrüksiyon merdivenlerden 2 kat daha çıkıp, 62,59 metreden İstanbul’u panoramik balkondan 360 derece seyre dalıyoruz...
Haliç’teki seyr-ü sefa güzel, amma velâkin İstanbul’a tarihî mekânın zirvesinden bakmak daha başka bir güzel...
Oteller ve Konaklama Yerleri
İki kıta, bir şehir İstanbul; masmavi sularıyla gemilere yol, balıklara derya, insanlara sefa, Boğazı’na takılan 3 gerdanlığıyla (15 Temmuz Şehitler, Fatih Sultan Mehmed ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü) eşsiz belde...
Bir tarafta Avrupa, diğer tarafta Asya Kıtası...
Bir tarafta Beşiktaş’ın Bebek Semti’ne yârenlik eden Galatasaray Adası (Sarkis Balyan Adası), diğer tarafta tarihî Kuleli Askeri Lisesi...
Bir tarafta Boğaz’ın manevî muhafızlığını yapan Kanûnî Sultan Süleyman’ın süt kardeşi Şeyh Yahyâ Efendi’nin Dergâhı ve istirahatgâhı Beşiktaş, diğer tarafta Çamlıca Tepesi’nin zirvesine Osmanlı-Selçuklu tasarımının modern ölçekle harmanlanmasıyla inşa edilen Çamlıca Camii ve tepenin yeni simgesi 369 metre yüksekliğindeki Çamlıca Kulesi...
Bir tarafta Büyük Mecidiye Camii (Ortaköy Camii) ve Çırağan Sarayı, ortada 30 Ekim 1973 yılından beri iki yakayı birbirine bağlayan ilk gerdanlık 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi), diğer tarafta Padişah Abdülaziz tarafından 1863-1865 yılları arasında inşa ettirilen ve Sultan 2. Abdülhamid’in ızdırap içinde 10 Şubat 1918’de hayata veda ettiği Beylerbeyi Sarayı...
Bir tarafta Yıldız Sarayı ve Parkı, diğer tarafta yeşilliğiyle Boğaz’ın maviliğine renk katan Nakkaştepe Millet Bahçesi...
Bir tarafta Beşiktaş Tüpraş Stadyumu Arena Stadyumu ve ihtişamıyla göz kamaştıran Dolmabahçe Sarayı, diğer tarafta sosyal tesisleriyle, köşkleriyle, seyir teraslarıyla, egzotik bitki ve anıtsal ağaçlarıyla Boğaz’ın güzelliğine güzellik katan Fethi Paşa Korusu (Adını Sultan 2. Mahmud ve 1. Abdülhamid dönemlerinde valilik, elçilik ve nâzırlık yapan Tophâne Müşiri Ahmed Fethi Paşa almış)...
Turistik Yerler
Bir tarafta Beyoğlu’nun Dolmabahçe Camii, Cihangir Camii, Tophane-i Âmire Kültür ve Sanat Merkezi, Kılıç Ali Paşa Camii ve Külliyesi, Nusretiye Camii ve Saat Kulesi (İstanbul’un ilk saat kulesi), diğer tarafta Mihrimah Sultan, Valide-i Cedid, Atik Valide, Çinili Camii ve Külliyeleri’yle “Valide Sultanlar”ın Allah aşkının tezahürü olarak mührünü vurduğu Üsküdar...
Bir tarafta İstanbul’un dünyaya açılan dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminali ve limanı Galataport İstanbul, diğer tarafta efsanelere, hikâyelere, seyyahlara, yazarlara, şairlere ilham kaynağı Kızkulesi...
Bir tarafta iki kıtayı göz hapsine alan yarımadanın seyir terası Sarayburnu, ortada denizcilerin manevî kılavuzu “Hüdâyî Yolu”, karşıda Koşkonmaz ve Ayazma Camii [Sultan 3. Mustafa 4 cami yaptırdı (Fatih Camii, Ayazma Camii, İskele Camii, Laleli Camii), fakat hiçbirine ismini vermek nasip olmadı. Ayazma Camii de bunlardan birisi] ve “Kim ömründe bir kere benim kabrimi ziyaret ederse denizde boğulmasın, yangında yanmasın, depremde ölmesin!..” diye duaya duran Aziz Mahmud Hüdâyî’nin huzur dağıtan, ziyaretçilerle dolup taşan Berzah Âlemi...
Bir tarafta Roma devrinden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen en eski âbidelerden kartal başlı Gotlar Sütunu, diğer tarafta “Körler Ülkesi” ve dahi İstanbul’un ilk Kadı ve Şehremini Hızır Bey Çelebi’nin ismiyle müsemma Kadıköy...
Bir tarafta Fatih Sultan Mehmed’in vakfiyesi (86 yıl aradan sonra müze yaftası boynundan indirilerek aslına döndürüldü) ulu mâbed Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ve Sultan Ahmed Camii ve Külliyesi, diğer tarafta bir zamanlar Topkapı Sarayı’ndan Selimiye Kışlası’nın bulunduğu yerdeki Üsküdar Sarayı’na teşrif eden saraylı kadınların karşılandığı “Harem İskelesi” ve Hicaz’a uzanan demiryolunun ilk durağı Haydarpaşa Garı...
Tarih
Bir tarafta Osmanlı Medeniyeti’nin doğuşuna şahitlik eden ve bu medeniyete 375 yıl boyunca ev sahipliği yapan Topkapı Sarayı, diğer tarafta Evliya, Kesiş, Ruh, Cin, Halka, Kızıl ve en bilindik ismiyle anılan Prens Adaları (Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Sedef Adası)...
AYAKLARIMIZ GALATA’NIN ZİRVESİNDE, GÖZLERİMİZ 7 TEPELİ ŞEHİRDE...
Artık yine, yeniden Haliç’le göz gözeyiz...
Bir tarafta Beyoğlu diğer tarafta Fatih...
Ayaklarımız Hezârfen Ahmed Çelebi’nin kanatlanıp uçuşunu gerçekleştirdiği Galata Kulesi’nin zirvesinde, gözlerimiz 7 Tepeli Şehir İstanbul’da... Karşımızda 7 kandili ile ruhlara devâ, gözlere şifâ Dersaadet... (1. Tepe’de Haseki Sultan ve Topkapı Gazi Ahmed Paşa Camii, 2. Tepe’de Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii, 3. Tepe’de Yavuz Selim Camii, 4. Tepe’de Fatih Camii, 5. Tepe’de Bayezid ve Süleymaniye Camii, 6. Tepe’de Nûruosmaniye Camii, 7. Tepe’de Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi ve Sultan Ahmed Camii ve Külliyesi birer kandil misâli İstanbul’u nûr ve sürûr hâlesi olarak asırlardır aydınlatıyor.)