reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
7
Güven Erozyonu: Toplum Nereye Gidiyor?

Güven Erozyonu: Toplum Nereye Gidiyor?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Günümüzde yaşanan ekonomik zorluklar, yalnızca cebimizi değil, insanlar arasındaki ilişkileri de derinden etkilemektedir. Geçim sıkıntısı arttıkça, insanların birbirine olan tahammülü azalmakta; güven duygusu ise her geçen gün biraz daha zayıflamakta.

Mal sahipleri için evler artık sadece bir yuva olmaktan çıkmış, değerli bir yatırım aracına dönüşmüş. Bu durum, her yıl kira artış dönemlerinde ciddi anlaşmazlıkları da beraberinde getirmekte. Taraflar arasında yaşanan bu gerilimler, çoğu zaman sadece ekonomik değil, aynı zamanda insani değerlerin de sorgulanmasına neden olmakta.

İnsanlar arasındaki borç ilişkilerinde de dikkat çekici bir değişim söz konusu. Kimi kişiler, döviz ya da altın üzerinden aldıkları borçları öncelikli olarak öderken, Türk lirası ile aldıkları borçları ertelemeyi tercih etmekte. Bununla birlikte, geçmişte güvene dayalı olarak yapılan sözlü anlaşmalar bugün çoğu zaman yok sayılmakta; yazılı bir belge bulunmadığında borçlar dahi inkâr edilebilmekte.

Ticaret hayatında da benzer bir güvensizlik ortamı hâkim. Özellikle gıda sektöründe yapılan hileler, toplumun geniş kesimlerini endişelendirmekte. Sağlıklı olduğunu düşünerek alınan ürünlerin dahi güvenilirliği tartışmalı hale gelmiştir. Zeytinyağı gibi temel tüketim ürünlerinde defalarca tağşiş yapıldığı ortaya çıkmakta, hatta bu nedenle işlem görmüş üreticilerin aynı faaliyetleri tekrar edebildiği görülmekte. Daha da çarpıcı olanı, sığır eti diye tüketilen ürünlerin içinden farklı hayvanlara ait unsurların çıkabilmesi.

Oysa çok değil, Osmanlı döneminde bu topraklara gelen yabancı seyyahlar, burada yaşayan insanların ve özellikle esnafın dürüstlüğünü övgüyle anlatmaktaydı. Hatta şu şekilde bir tavsiyede bulundukları aktarılır: Eğer Osmanlı topraklarında bir alışveriş yapıyorsanız ve esnaf Ermeni ya da Yahudi ise pazarlık yapın; ancak Müslüman bir esnaftan alışveriş yapıyorsanız pazarlık etmeyin, çünkü o sizden hakkından fazlasını talep etmez.

Gelinen noktada, her ne kadar kabul etmek zor olsa da, toplum içinde hassasiyetlerini yalnızca dünyalık kazanç üzerine kurmuş insanların sayısının arttığı görülmekte. Bu kişiler, menfaatleri söz konusu olduğunda gerçek yüzlerini ortaya koymakta ve bambaşka bir karaktere bürünebilmekte.

Ancak unutulmamalı ki hayat bir denge üzerine kurulu. Yaşatılan her şey, bir gün mutlaka sahibine geri döner. Devran döner, şartlar değişir ve insanlar yaptıklarının karşılığını er ya da geç görür.


Çünkü mesele sadece kazanmak değil, her şartta insan kalabilmektir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...