Netanyahu’nun Suriye saldırısı İsrail’de neden tartışılıyor?
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz ay Suriye’de, Türkiye sınırına yakın bir askeri havalimanına düzenlediği saldırının İsrail kamuoyundaki yansımaları sürüyor. Saldırı, Tel Aviv’de yalnızca askeri bir operasyon olarak değil, İsrail’in Türkiye ve Suriye politikasının geleceği açısından da değerlendiriliyor.
İsrail’in önemli gazetelerinden Haaretz’de yayımlanan bir analizde, Netanyahu hükümetinin Suriye’de gerçekleştirdiği operasyon sert biçimde ele alındı. Gazetenin değerlendirmesinde, güvenliği sağlamanın ve olası tehditleri ortadan kaldırmanın yalnızca askeri saldırılarla mümkün olmadığı vurgulanırken, diplomasi ve uzun vadeli stratejinin askeri yöntemlerin yerini alamayacağı ifade edildi.
Haberde, İsrail’in Türkiye ile yeni bir gerilim alanına sürüklenmesinin ülkenin güvenlik politikası açısından sorgulanması gerektiği görüşü öne çıkarıldı. Haaretz’in yaklaşımına göre Netanyahu hükümeti, bölgede ortaya çıkan yeni dengeleri dikkate almak yerine askeri gücü ön plana çıkaran bir çizgi izliyor.
İsrail'de yaklaşan genel seçimler de tartışmanın önemli başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Netanyahu’nun seçim öncesinde Gazze, Lübnan veya Batı Şeria üzerinden yeni bir askeri hamle yapıp yapmayacağı konuşulurken, Suriye’de Türkiye ile karşı karşıya gelme ihtimali bulunan bir adım atması dikkat çekti.
İsrail’in Türkiye karşıtı söylemi saldırıya nasıl dönüştü?
Haaretz’in analizinde, İsrail’de bir süredir Türkiye karşıtı söylemlerin yoğunlaştığı ve bu söylemlerin sonunda Suriye’deki askeri havalimanına yönelik saldırıya dönüştüğü belirtildi.
Netanyahu yönetimi operasyonu, Suriye’de Türkiye’nin askeri varlığının ve etkisinin genişlemesini engelleme gerekçesiyle savunuyor. Ancak Ankara ve Washington tarafından bu iddialar reddediliyor. Türkiye’nin Suriye’de söz konusu bölgede İsrail’in öne sürdüğü şekilde bir askeri yapılanma gerçekleştirmeye hazırlandığı yönündeki değerlendirmeler de tartışmalı bulunuyor.
Saldırı sonrasında ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve ABD Başkanı'nın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın açıklamaları da İsrail’deki tartışmaları daha geniş bir boyuta taşıdı. Barrack, söz konusu operasyonun İsrail ile Türkiye arasında doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşme ihtimaline dikkat çekti.
Barrack ayrıca Türkiye’nin İsrail’e saldırmak ya da İsrail’le askeri çatışmaya girmek gibi bir niyetinin bulunmadığını belirterek, İsrail’in seçim sürecinin etkisiyle rasyonel olmayan bir politika izliyor olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Bu açıklamalar, saldırının yalnızca Suriye sahasındaki askeri dengeler açısından değil, İsrail-Türkiye ilişkileri ve Washington’un bölgesel politikası bakımından da önem taşıdığını ortaya koydu.

Suriye’deki saldırının zamanlaması neden sorgulanıyor?
İsrail basınında operasyonun zamanlaması da ayrıca mercek altına alınıyor. Haaretz’in değerlendirmesine göre saldırının gerçekleştiği dönem, Suriye açısından yeni bir siyasi yapılanma ve bölgesel ilişkilerin yeniden şekillendiği bir sürece denk geliyor.
Suriye’nin istikrar arayışında olduğu, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile ilişkilerini geliştirdiği belirtiliyor. Bu süreç, ABD ve Avrupa ülkeleri tarafından da olumlu karşılanıyor. Dolayısıyla İsrail’in Suriye’deki askeri müdahalesinin, bölgede istikrar arayışının güçlendiği bir dönemde gerçekleşmesi ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor.
Haaretz’in analizinde, dünyanın farklı bölgelerindeki aktörlerin Suriye’nin istikrara kavuşmasını istediği bir ortamda İsrail’in bu yöndeki gelişmelerle çelişen bir politika izlediği savunuluyor. Gazeteye göre İsrail, bu yaklaşımıyla yalnızca Suriye’yi değil, başta ABD olmak üzere Suriye sahasında bulunan diğer aktörleri de kendisinden uzaklaştırma riski taşıyor.
Gazete, İsrail’in Suriye’de Türkiye’nin artan etkisinden endişe duymasının anlaşılabilir bir güvenlik değerlendirmesi olabileceğini kabul ederken, buna karşı askeri saldırı düzenlemenin ne kadar etkili olacağı konusunda soru işaretleri bulunduğuna dikkat çekiyor. Özellikle diplomatik seçeneklerin tamamının tüketilip tüketilmediği sorgulanıyor.
Türkiye ile olası çatışmanın maliyeti tartışılıyor
İsrail basınındaki eleştirilerin en dikkat çekici noktalarından biri ise Türkiye ile doğrudan bir çatışma ihtimali.
Haaretz, Türkiye’nin NATO üyesi olduğuna ve ABD ile yakın müttefiklik ilişkisine dikkat çekiyor. Gazetede ayrıca Türkiye’nin geçmişte İsrail ile de yakın ilişkiler kurmuş bir ülke olduğu hatırlatılıyor.
Bu çerçevede İsrail’in Türkiye ile karşı karşıya gelmesinin nasıl sonuçlanabileceği sorusu gündeme getiriliyor. Özellikle olası bir çatışmanın askeri, siyasi ve ekonomik maliyetlerinin yeterince hesaplanıp hesaplanmadığı sorgulanıyor.
İsrail açısından konu yalnızca iki ülke arasındaki ilişkilerle sınırlı değil. Türkiye’nin NATO üyeliği ve ABD ile ilişkileri nedeniyle yaşanabilecek bir gerilimin daha geniş bölgesel ve uluslararası sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Haaretz’in analizinde, İsrail’in Orta Doğu’da ortaya çıkan çok yönlü yeni sorunlarla mücadele edebilmek için mevcut politikasını yeniden değerlendirmesi gerektiği savunuluyor. Gazete, Netanyahu’nun Suriye operasyonunu “tehlikeli ve anlamsız” olarak nitelendirirken, İsrail’in bölgede yeni ittifakların oluştuğu bir dönemde bu yapılanmaların dışında kalmasına da dikkat çekiyor.
Netanyahu hükümetinin operasyonu güvenlik gerekçesiyle savunmasına karşın, İsrail’deki eleştiriler saldırının siyasi boyutuna da odaklanıyor. Özellikle seçim atmosferinde gerçekleştirilen askeri hamlelerin iç politika hesaplarıyla ne ölçüde bağlantılı olduğu tartışılıyor.
İsrail’deki muhalif çevrelerden gelen açıklamalar da benzer endişeleri yansıtıyor. Daha önce İsrail’de Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’in doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırıyı “küstah ve tehlikeli” bir hamle olarak nitelendirmiş ve operasyonun Türkiye ile gerilimi artırdığını savunmuştu.
Sonuç olarak İsrail basınında yürütülen tartışmanın merkezinde, Suriye’deki saldırının askeri hedefinden çok, bu hamlenin İsrail’in bölgesel konumuna etkisi bulunuyor. Netanyahu yönetiminin Türkiye’nin Suriye’deki etkisini sınırlandırmak amacıyla hareket ettiğini belirtmesine karşılık, eleştiriler bu yöntemin İsrail’in güvenliğini artırmak yerine yeni diplomatik ve askeri riskler doğurabileceği yönünde yoğunlaşıyor.
Haaretz’in değerlendirmesinde İsrail’e verilen temel mesaj ise Türkiye ile doğrudan bir çatışmadan kaçınılması ve ABD’nin bölgedeki uyarılarının dikkate alınması gerektiği yönünde. Gazete, İsrail’in mevcut güvenlik yaklaşımını yeniden ele alarak Orta Doğu’daki değişen ittifaklar ve siyasi dengeler karşısında yeni bir politika oluşturması gerektiğini savunuyor.