Sivas’taki Tarihi Eğri Köprü Sel ve Taşkınlara Rağmen Yüzyıllardır Ayakta Kalmaya Devam Ediyor
Aynı süreçte modern mühendislik ürünü bazı köprülerin zarar görmesi tartışma yaratırken, yüzyıllardır ayakta kalan tarihi yapılar yeniden gündeme geldi.
Bu kapsamda Tokat genelinde taşkın tehlikesi nedeniyle risk oluşturan bazı köprüler güvenlik amacıyla yıkılırken, yakın dönemde inşa edilen bazı yapıların hasar alması kamuoyunda “modern mühendislik mi, geleneksel yapı teknikleri mi daha dayanıklı?” sorusunu gündeme taşıdı.
Öte yandan Sivas sınırları içerisinde yer alan ve Selçuklu dönemine tarihlendirilen tarihi köprüler, artan su seviyelerine rağmen ayakta kalmayı sürdürüyor. Bunların en dikkat çekeni ise Kızılırmak üzerinde bulunan Eğri Köprü oldu.
Yaklaşık 173 metre uzunluğa ve 18 kemerli yapıya sahip olan köprü, yükselen debiye rağmen herhangi bir yapısal sorun göstermeden varlığını sürdürüyor. Ters “V” formuna yakın eğimli mimarisiyle dikkat çeken yapı, suyun akış hızını kırarak hem akıntı baskısını azaltıyor hem de köprünün stabilitesini artırıyor.
Sanat tarihçilerine göre Eğri Köprü’nün en önemli özelliklerinden biri, kesme taş kullanılarak inşa edilmesi ve ayaklarının doğrudan sağlam zeminlere oturtulması. Bu sayede köprü, yüzyıllar boyunca Kızılırmak’ın değişken akış rejimine rağmen ayakta kalmayı başardı.
Uzmanlar, modern dönemde inşa edilen bazı köprülerin kısa sürede zarar görmesini ise çoğunlukla zemin etüdü, temel tasarımı ve aşırı hava olaylarına karşı dayanıklılık hesaplarının değişen iklim koşullarına yeterince uyum sağlayamamasına bağlıyor. Buna karşılık tarihi taş köprülerin, basit ama etkili mühendislik prensipleri ve sağlam işçilik sayesinde uzun ömürlü olduğuna dikkat çekiliyor.

Son yaşanan taşkınlar, hem tarihi yapıların dayanıklılığını hem de modern altyapı projelerinde iklim risklerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.