İBB davasında itirafçılar çekiliyor algısının arkasında yatan gerçek
Savcılık kaynaklarından edinilen bilgilere göre, ifadelerini geri çektiği öne sürülen sanıkların büyük çoğunluğu yalan bilgi ya da bilindik ifadeler vermişti.
Dava kapsamında, “İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü” iddiasıyla 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 kişi yargılanıyor. Duruşmalar tüm hızıyla devam ediyor.
Etkin Pişmanlık İfadelerinde Kronoloji
Tutuklu sanıklardan Vedat Şahin, etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde itirafçı olarak ifade vermişti. Avukatı Muhittin Arık, Şahin’in ifadelerini geri çektiğini duyurdu. Ancak yapılan incelemeler, bu iddianın eksik ve yanıltıcı olduğunu gösterdi.
Vedat Şahin’in soruşturma sürecinde verdiği ifadeler kronolojik olarak şu şekilde:
Emniyet ifadesi: 21 Mart 2025
Savcılık ifadesi: 22 Mart 2025
Avukat huzurunda etkin pişmanlık ilk ifadesi: 30 Haziran 2025
Avukatsız savcılıkta etkin pişmanlık ikinci ifadesi: 11 Ağustos 2025
Bu kronoloji, ifadelerin tek bir yönlendirme veya baskı sonucu alınmadığını, sanığın anlatımlarının iradi ve süreklilik gösterdiğini ortaya koyuyor.
Vekalet Sorunu ve Yanıltılma İddiası
Avukat Muhittin Arık’ın, Vedat Şahin’e ait vekaletnameyi son ifadenin alındığı 11 Ağustos 2025 tarihinden yaklaşık iki ay sonra, 13 Ekim 2025’te aldığı belirlendi. Dolayısıyla “sanığın savcılıkta yanıltıldığı” iddiası, dosyada o tarihte aktif bir temsil yetkisi olmadan yapılan bir açıklamaya dayanıyor ve doğruluğu tartışmalı.
Savcılık İfadeleri Yeterli Bulmadı
Şahin’in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeler, savcılık tarafından yeterli bulunmadı ve sanık serbest bırakılmadı. Bu durum, sadece beyanın tek başına yargı kararı için yeterli olmadığını ve yargı birimlerinin titiz değerlendirmeler yaptığını gösteriyor.
Sonuç
İBB davasında itirafçı beyanlarını geri çektiği iddiası, medya kaynaklı bir algı operasyonu olarak değerlendiriliyor. Savcılık ve mahkeme heyeti, etkin pişmanlık hükümlerinin yasal çerçevede uygulanması için tüm detayları titizlikle incelemeye devam ediyor. Gerçekler, itirafçıların büyük ölçüde yalan veya bilindik ifadeler verdiğini ve beyanların iradi süreklilik gösterdiğini bir kez daha ortaya koydu.