reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Yaşam Tekerlekli Sandalyede Bir Yaşam Hikayesi: Resimlerle ve Kitaplarla Engelleri Aşıyor

Tekerlekli Sandalyede Bir Yaşam Hikayesi: Resimlerle ve Kitaplarla Engelleri Aşıyor

Yozgat'ın Sorgun ilçesindeki bir yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde yaşamını sürdüren 66 yaşındaki Hamit Uzun, 1986 yılında geçirdiği bir kaza sonucu tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. Bu zorlu süreçte sanat, Uzun için hem bir terapi hem de bir yaşam amacı oldu. Yağlı boya resimleri ve yazdığı kitaplarla hem kendine hem de çevresine ilham veren Uzun, sanatın engelleri aşmada ne kadar etkili olduğunu gösteriyor.

KAYNAK: İHA

Yozgat’ta yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezinde yaşayan engelli vatandaş Hamit Uzun, resim yaparak ve kitaplar yazarak hayata tutunuyor.

Yozgat’ın Sorgun ilçesindeki Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşamını sürdüren 66 yaşındaki Hamit Uzun’un, 1986 yılında balkondan düşmesi sonucu hayatı değişti. Omuriliği zedelenen Hamit Uzun, tekerlekli sandalyeye mahkum kaldı. Geçirdiği kaza sonrası eşinden ayrılan Uzun, bir süre annesi ve oğluyla yaşadıktan sonra huzurevine yerleşme kararı aldı. Gençlik yıllarında marangoz olan ve bağlama çalıp müzisyenlik yapan Uzun, daha sonra yağlı boya resimleri ve yazarlığa merak saldı. Doğayı resmettiği çalışmalarının ağırlıkta olduğu kişisel sergisini açan Uzun, 30 yıldır yazarlık yaptığını ve yayımlanmış 7 kitabı olduğunu ifade etti.

"Rüyamda gördüğüm yerde yaşıyorum"

Bakımevinde yaşayacağını rüyasında gördüğünü söyleyen Uzun,

"Bir bakımevinde yaşayacağımı düşünürdüm. Bunu rüyamda gördüm. Cam balkon yaptırırım diye düşünüyordum. Burada rüyamda gördüğüm yerin hazırına geldim. ’Balkona çiçeklerimi koyarım, dışarıyı seyreder, kendi iç dünyamla muhabbet ederim’ diyordum"

dedi.

"Kendimi evimde gibi hissetmek için odamı dekore ettim"

Huzurevindeki odasını süslediğini, çeşitli eşyalarla dizayn ettiğini söyleyen Uzun,

"Aradığım her şeyi elimin altında bulmak istiyorum. Bu yüzden odamı ve eşyalarımı düzenledim. Evden gelip bu kuruma yerleştiğim için ev hissini vermesini istiyorum. Ankara’daki evim gibi tasarladım. Buraya ziyaretime gelenler de ev ortamında oturuyor gibi hissediyor. ‘Aslan yattığı yerden belli olur’ demişler. Bir de ben yazarım. Bu ortamı oluşturmak zorundayım. Psikolojimi sadece yazılarıma vermek zorundayım. Odam boş olursa bu kafama takılabilir. Kırtasiye dükkânı gibi odamda her şey var"

şeklinde konuştu.

"Yaşıyorsak elbette sıkıntılar olacaktır"

Hayata karşı verdiği mücadeleden söz ederken sıkıntıların da hayatın tuzu biberi olduğunu söyleyen Uzun,

"Acı olmazsa tatlının zevkini alamayız. Babaannem ‘Derdinize akıllı yanın’ derdi. Yani derdimize akıllıca yaklaşmazsak aklımızı da kaybedebiliriz. Akılda denge sağlamak lazım. Her şey denge üzerine kurulu"

dedi.

"Oğlumu kendim büyüttüm"

Oğlunu 7 yaşından itibaren kendisinin büyüttüğünü anlatan Uzun,

"Okuttum, askerlik yaptı, meslek sahibi oldu ve evlendi. Oğlumu evlendirdikten sonra huzurevine yerleşme kararı aldım. Oğlum gitmemi istemedi, onu zor da olsa ikna ettim. Benim bakıma ihtiyacım var. İnsanın yükü ağırdır. Madem ki devletimizin böyle bir imkanı var ben de faydalanmak istedim. Gönüllü olarak geldim. Her şeyden çok memnunum. Burada bize gayet güzel bakılıyor"

ifadelerine yer verdi.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...