Sivas Kızılırmak kıyısındaki maden projesinde bilirkişi çatlağı
Sivas İdare Mahkemesi’ne sunulan raporda, ATA Turizm Madencilik tarafından yürütülen projede mevcut yıllık 4.900 metreküp üretim kapasitesinin 50.000 metreküpe çıkarılmasının planlandığı belirtildi. Proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararının ise bazı uzmanlar tarafından teknik ve bilimsel açıdan yetersiz bulunduğu ifade edildi.
Şarkışla Ortaköy Muhtarlığı ile Ortaköylüler Sosyal Yardımlaşma Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından açılan davada, kapasite artışının çevresel etkilerinin yeniden değerlendirilmesi talep ediliyor. Mevcut durumda 9,98 hektarlık alanda faaliyet gösteren işletmenin, kapasite artışıyla birlikte çalışma alanını 22,37 hektara çıkarmayı planladığı kaydedildi. Davaya konu olan 11.04.2025 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararının iptali ve yürütmenin durdurulması isteniyor.
Bilirkişi raporunda özellikle toz emisyonunun tarımsal üretim üzerinde ciddi risk oluşturabileceği vurgulandı. Ziraat mühendisliği değerlendirmelerine göre, işletme aşamasında ortaya çıkacak toz partiküllerinin yönetmelik sınır değerlerini aşabileceği, hakim rüzgar yönündeki tarım arazileri ve meraların doğrudan etkilenebileceği belirtildi. Toz taşınımının bitkilerde fotosentez sürecini yavaşlatarak verim kaybına yol açabileceği, ayrıca hayvan sağlığını ve gıda zincirini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
Proje sahasının Kızılırmak River ve Çermikler Barajı’na yaklaşık 40-50 metre mesafede olması da raporda önemli bir risk faktörü olarak değerlendirildi. Karstik ve geçirgen traverten yapısı nedeniyle madencilik faaliyetlerinden kaynaklanabilecek atık ve tozların yeraltı su sistemine karışabileceği, bunun da su ekosisteminde yaşayan canlı türleri için tehdit oluşturabileceği belirtildi. Bölgede yaşayan Anadolu yer sincabı popülasyonunun da habitat kaybı riskiyle karşı karşıya kalabileceği rapora yansıdı.
Çevre mühendisliği incelemelerinde ise firmanın proje tanıtım dosyasında verdiği bazı taahhütlere keşif sırasında uyulmadığı tespit edildi. Dere yatağına hafriyat ve moloz döküldüğüne dair fotoğraf kayıtlarının bulunduğu, bu durumun “vahşi depolama” uygulamasına yol açarak nehir akış rejimini etkileyebileceği değerlendirildi. Raporda maden mühendisliği, harita mühendisliği ve arkeoloji alanındaki bazı uzmanların projeyi teknik planlama açısından uygun bulduğu; ancak ekoloji, su kaynakları ve uygulama güvenliği açısından risklerin devam ettiği görüşü paylaşıldı.
Bilirkişi heyetinin ortak görüş oluşturamadığı rapor, mahkemenin vereceği kararda hangi bilimsel disiplinin değerlendirmesinin “kamu yararı” kapsamında öncelikli sayılacağı sorusunu gündeme getirdi. Davanın sonucunun bölgedeki tarım, su kaynakları ve ekosistem dengesi açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.