reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Sivas Sivas Kızılırmak kıyısındaki maden projesinde bilirkişi çatlağı

Sivas Kızılırmak kıyısındaki maden projesinde bilirkişi çatlağı

Özer Akdemir’in haberine göre, gündeme taşınan gelişmede, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Ortaköy sınırlarında planlanan traverten ocağı kapasite artışı projesine karşı açılan davada bilirkişi incelemesi tamamlandı.

MUHABİR: Haber Merkezi

Sivas Kızılırmak kıyısındaki maden projesinde bilirkişi çatlağı

Sivas İdare Mahkemesi’ne sunulan raporda, ATA Turizm Madencilik tarafından yürütülen projede mevcut yıllık 4.900 metreküp üretim kapasitesinin 50.000 metreküpe çıkarılmasının planlandığı belirtildi. Proje için verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararının ise bazı uzmanlar tarafından teknik ve bilimsel açıdan yetersiz bulunduğu ifade edildi.

Şarkışla Ortaköy Muhtarlığı ile Ortaköylüler Sosyal Yardımlaşma Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı tarafından açılan davada, kapasite artışının çevresel etkilerinin yeniden değerlendirilmesi talep ediliyor. Mevcut durumda 9,98 hektarlık alanda faaliyet gösteren işletmenin, kapasite artışıyla birlikte çalışma alanını 22,37 hektara çıkarmayı planladığı kaydedildi. Davaya konu olan 11.04.2025 tarihli ÇED Gerekli Değildir kararının iptali ve yürütmenin durdurulması isteniyor.

Bilirkişi raporunda özellikle toz emisyonunun tarımsal üretim üzerinde ciddi risk oluşturabileceği vurgulandı. Ziraat mühendisliği değerlendirmelerine göre, işletme aşamasında ortaya çıkacak toz partiküllerinin yönetmelik sınır değerlerini aşabileceği, hakim rüzgar yönündeki tarım arazileri ve meraların doğrudan etkilenebileceği belirtildi. Toz taşınımının bitkilerde fotosentez sürecini yavaşlatarak verim kaybına yol açabileceği, ayrıca hayvan sağlığını ve gıda zincirini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.

Proje sahasının Kızılırmak River ve Çermikler Barajı’na yaklaşık 40-50 metre mesafede olması da raporda önemli bir risk faktörü olarak değerlendirildi. Karstik ve geçirgen traverten yapısı nedeniyle madencilik faaliyetlerinden kaynaklanabilecek atık ve tozların yeraltı su sistemine karışabileceği, bunun da su ekosisteminde yaşayan canlı türleri için tehdit oluşturabileceği belirtildi. Bölgede yaşayan Anadolu yer sincabı popülasyonunun da habitat kaybı riskiyle karşı karşıya kalabileceği rapora yansıdı.

Çevre mühendisliği incelemelerinde ise firmanın proje tanıtım dosyasında verdiği bazı taahhütlere keşif sırasında uyulmadığı tespit edildi. Dere yatağına hafriyat ve moloz döküldüğüne dair fotoğraf kayıtlarının bulunduğu, bu durumun “vahşi depolama” uygulamasına yol açarak nehir akış rejimini etkileyebileceği değerlendirildi. Raporda maden mühendisliği, harita mühendisliği ve arkeoloji alanındaki bazı uzmanların projeyi teknik planlama açısından uygun bulduğu; ancak ekoloji, su kaynakları ve uygulama güvenliği açısından risklerin devam ettiği görüşü paylaşıldı.

Bilirkişi heyetinin ortak görüş oluşturamadığı rapor, mahkemenin vereceği kararda hangi bilimsel disiplinin değerlendirmesinin “kamu yararı” kapsamında öncelikli sayılacağı sorusunu gündeme getirdi. Davanın sonucunun bölgedeki tarım, su kaynakları ve ekosistem dengesi açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...