reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Sağlık Horlama Hayati Risklerin Sinyali Olabilir

Horlama Hayati Risklerin Sinyali Olabilir

Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Bekir Oksay, horlama hakkında uyarılarda bulunarak, "Horlama yalnızca bir ses değil, altında yatan sebepler ciddi olabilir" dedi.

KAYNAK: İHA

Eskişehir’de Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Bekir Oksay, toplumda sık görülen horlamanın çoğu zaman göz ardı edilen ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini söyledi. "Horlama yalnızca bir ses değil, altında yatan sebepler ciddi olabilir. Özellikle uyku apnesi riski taşıyan bireylerde hayati sonuçlara yol açabilir" diyen Oksay, hem çocukları hem de erişkinleri ilgilendiren önemli uyarılarda bulundu.

"Burun etlerinin şişliği ve burun kemiği eğriliği yer alırken"

Horlamanın, burun ucundan ses tellerine kadar olan üst solunum yolundaki darlık ya da tıkanıklıklardan kaynaklandığını aktaran Op. Dr. Oksay,

"Erişkinlerde en sık karşılaşılan sebepler arasında burun etlerinin şişliği ve burun kemiği eğriliği yer alırken; çocuklarda geniz eti ve bademcik büyüklüğü öne çıkıyor. Ayrıca kilolu bireylerde boyun çevresindeki yağlanmaya bağlı olarak dil kökünün geriye kaymasının da hava yolunu daraltarak horlamaya ve uyku apnesine neden olabiliyor."

dedi.

"Yeterli uyarı göndermemesi sonucu oluşur"

Uyku apnesinin iki ana tipi olduğunu belirten Oksay şöyle devam etti:

"Tıkayıcı (Obstrüktif) Uyku Apnesi: En sık görülen tiptir. Üst solunum yolunun gevşeyerek uyku sırasında tıkanmasıyla ortaya çıkar. Genellikle horlamayla birlikte seyreder. Santral Uyku Apnesi: Daha nadir görülür. Beynin solunumu düzenleyen merkezlerinin yeterli uyarı göndermemesi sonucu oluşur. Bu tipte horlama görülmeyebilir, tanı koymak daha zordur."

Her iki apne tipinin de uyku laboratuvarlarında yapılan polisomnografi (uyku testi) ile tespit edilebildiğini aktaran Oksay, horlama sorunu yaşayanların mutlaka bir uzmana başvurması gerektiğini söyledi.

"İleride ağır ortodontik müdahaleler gerektirir"

4-6 yaş arasındaki çocuklarda uyku apnesinin oldukça yaygın olduğunu dile getiren Dr. Oksay, bu dönemde bademcik ve geniz etinin büyüklüğüne bağlı olarak apne geliştiğini söyledi. Bu durumun sadece uykuyu değil, yüz ve çene gelişimini de etkilediğini belirten Oksay,

"Adenoid face"

adı verilen tabloya dikkat çekerek şunları söyledi:

"Çocuk sürekli ağızdan nefes alır, üst çene daralır, gözler birbirinden uzaklaşır, diş dizilimleri bozulur. Kurtağzı görünümüne neden olan bu tablo ileride ağır ortodontik müdahaleler gerektirir. Ayrıca uyku kalitesi bozulduğu için büyüme ve boy uzaması da olumsuz etkilenir."

Oksay, çocuklarda tedavinin; çoğu zaman bademcik ve geniz eti ameliyatı ile başarılı bir şekilde gerçekleştirilebildiğini kaydetti.

Erişkinlerde hayati risk: Ani gece ölümleri

Uyku apnesinin erişkinlerde daha tehlikeli sonuçlara yol açabileceğini vurgulayan Oksay, bu sorunun kalp ritim bozuklukları, yüksek tansiyon, inme ve ani gece ölümleri ile doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Özellikle ağır iş makineleri kullananlar, uzun yol şoförleri gibi tehlikeli işlerde çalışan bireylerin mutlaka uyku apnesi açısından taranması gerektiğini belirtti. Oksay şöyle konuştu:

"Bu kişiler gece yeterince derin ve kesintisiz uyuyamadıkları için gün içinde dalgınlık, unutkanlık ve ani uyku atakları yaşayabilir. Bu da iş ve trafik kazalarına zemin hazırlar. Erişkinlerde cerrahi tedavinin iki temel amacı vardır, bunlardan birincisi uyku apnesi sıklığını azaltmak için üst solunum yolu tıkanıklığını açmaya yöneliktir. İkinci önemli amaç ise kullanılacak olan CPAP (pozitif hava basıncı) gibi cihazların daha verimli kullanılmasına yönelik burun tıkanıklığının açılması ameliyatlarıdır. Hastane bünyesinde hizmet veren uyku laboratuvarları bu konuda oldukça yol göstericidir."

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...