Sivas kent merkezinde, Medreseler Sokağı üzerinde ve Çifte Minareli Medrese’nin tam karşısında bulunan Şifaiye Medresesi, Anadolu Selçuklu döneminin sağlık, bilim ve mimari anlayışını günümüze taşıyor. 1217 yılında I. İzzeddin Keykâvus tarafından darüşşifa olarak inşa ettirilen yapı, ilerleyen dönemlerde medrese olarak kullanıldı. Kitabesinde “Dârü’s-sıhha” olarak tanımlanan eser, yaklaşık 3 bin 400 metrekarelik alanıyla Türkiye Selçuklu döneminin en büyük darüşşifası olarak öne çıkıyor.
Döneminin önemli sağlık kuruluşlarından biri olan Şifaiye Medresesi, yalnızca tedavi amacıyla kullanılan bir yapı değil, aynı zamanda Selçuklu toplumunda tıbba ve hekimliğe verilen önemin de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yapının geçmişine ilişkin bilgiler, büyük ölçüde mimari incelemeler ve günümüze ulaşan vakfiye nüshası üzerinden elde ediliyor.
Sultan I. İzzeddin Keykâvus’un son durağı
Genç yaşta hastalanan ve tıbba büyük önem verdiği bilinen I. İzzeddin Keykâvus, 1220 yılında hayatını kaybetti. Vasiyeti üzerine çok sevdiği Sivas’a getirilen sultan, kendi yaptırdığı Şifaiye Medresesi’nin güney eyvanında bulunan türbesine defnedildi. Bilgin, şair ve iyi huylu kişiliğiyle tanınan Keykâvus’un türbesi, yapının en dikkat çekici bölümlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Türbe içerisinde, sultana ait sandukanın yanı sıra hanedan mensuplarına ait 12 sanduka daha bulunuyor. Böylece türbe, toplam 13 sandukasıyla Selçuklu hanedanının tarihine ışık tutan önemli bir bölüm niteliği taşıyor. Sandukaların çiniyle kaplı yüzeyleri, dönemin süsleme anlayışını yansıtan ayrıntılar arasında yer alıyor.
Çini ve taş işçiliğinde Selçuklu imzası

Taş ve tuğlanın birlikte kullanıldığı yapıda, Selçuklu mimarisinin karakteristik özellikleri dikkat çekiyor. Taç kapı, pencere bordürleri ve ana eyvan cephesinde rumi bezemeler, geometrik geçmeler ve yıldız biçimli motifler öne çıkıyor. İç içe geçen zarif desenler, yapının farklı bölümlerinde bütünlük oluşturarak dönemin taş ve tuğla işçiliğinin niteliğini ortaya koyuyor.
Şifaiye Medresesi’nin en önemli sanatsal unsurlarından biri ise türbe cephesindeki çini süslemeler olarak biliniyor. Mavi, lacivert, firuze ve beyaz renklerin kullanıldığı süslemelerde geometrik motiflerin yanı sıra yıldız desenleri ve kûfi yazılar yer alıyor. Sağ pencerenin üzerindeki alınlıkta bulunan “Amel-i Ahmet bin Bekir el-Merendi” kaydı, çini ustasının kimliğine ilişkin önemli bir bilgi sunuyor.
Ay ve güneş figürleri dikkat çekiyor

Yapının ana eyvanında bulunan figürlü süslemeler de mimari açıdan dikkat çekici ayrıntılar arasında yer alıyor. Eyvanın sağında ay sembolü içerisinde örgülü saçları bulunan bir kadın başı, solunda ise güneş sembolü içerisinde bir erkek başı figürü tasvir ediliyor. Figürlerin çevresinde İslam inancını ifade eden kelime-i tevhid yazıları, alt bölümlerinde ise “Sûret-i Kamer” ve “Sûret-i Şems” ifadeleri bulunuyor. Günümüzde büyük ölçüde tahrip olduğu için bu figürler ve ayrıntıları kolaylıkla seçilemiyor.
Farklı dönemlerde onarımdan geçirildi
Yaklaşık sekiz asırlık geçmişi boyunca çeşitli dönemlerde onarım gören Şifaiye Medresesi, 1939 ve 1962 yıllarında, ayrıca 2008-2011 yılları arasında restorasyon çalışmalarına konu oldu. Yapıya ilişkin aktarılan bilgilerde, 2011 yılı itibarıyla onarım çalışmalarının devam ettiği belirtiliyor. Bu çalışmalar, tarihî yapının korunması ve mimari özelliklerinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.
Vakfiyesi, kitabeleri, çini süslemeleri ve türbesiyle Anadolu Selçuklu sağlık kurumlarının geçmişine ışık tutan Şifaiye Medresesi, Sivas’ın kültürel kimliğinin önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor. Bir zamanlar hastalara şifa sunmak amacıyla kurulan yapı, bugün tarih, sanat ve mimarinin iç içe geçtiği özgün bir miras olarak ziyaretçilerini karşılıyor.
