sivas360’in ilk etapta aylık olarak yayın hayatına başladığı 2005 yılında köşe yazılarından tanıdığınız Harun Kaban, bu yazıları bir araya getirerek ‘Kurusırt’ın Ardı’ adıyla kitaplaştırmış oldu. Gazetemizin yayın hayatına başladığı yıllarda bir proje kapsamında “Bir Şehre dair, Kangal” adlı güzel bir çalışmaya da imza atan Kaban, beyefendi ve mütevazi tavrıyla kurusırt’ın ardında yaşayan ilçe halkının sevgisini fazlasıyla hak eden bir kişi olarak çalışmalarına devam ediyor. İlerde çok daha güzel çalışmalar imza atacağına inandığımız Harun Kaban’a başarı temennilerimizi ileterek orient yayınlarından çıkan kitabın ‘ifade-i meram’ başlıklı girizgahını siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.
Kurusırt’ın Ardı // Harun Kaban
İfade-i Merâm
Bu kitaptaki yazılar benim için “ilk göz ağrısı” denilen
şeyi karşılıyor, on yıl öncesinin yazıları... Henüz öğrencilik yıllarımda yazdığım yazılar, yazı yolculuğumun başladığı yıllar...
Aradan geçen yıllara ve yazı yolculuğumun geldiği yere baktığımda, vaktiyle fena iş çıkarmamışım diyorum. Bu yazılara başlarken, eksikliğini duyduğum bazı şeyleri yazıya geçirmek ve o minvalde “şehrin hafızası”na katmak istediğim birkaç şeyi eklemeyi başardığımı düşünüyorum. Birkaçı hariç, yazılar Kangal Gümdem Gazetesi’nde yayınlandı. sivas360’in doğuşunda emeğim vardı. İlk sayısında arz-ı endam eden kelimelerin bir kısmı benim elimden geçmişti. İlk heyecanına şahitlik etmiş, ilk sayısı çıkana kadar zor beklemiş, çıkacağı gün de soluk soluğa almaya gitmiştim. O ilk sayısını satır satır, birkaç defa okumuştum. O zamanki temennilerimiz aşağı yukarı gerçek oldu, sivas360, saman alevi gibi parlayıp sönen, birkaç sayı heyecanla çıkıp, kısa bir süre sonra mevkuteler mezarlığında kaybolan bir yayın olmadı.
Uzun soluklu, şehrin gündemini tutan, zorluklara rağmen inatla çıkan, şehre çok şey katan bir “gazete” ve benim de “köşe yazarı” olarak arz-ı endam ettiğim ilk platform oldu. Ben, ilk heyecanla güzel işler yaptıktan sonra, kişisel olarak sıkıntılı olduğum bir dönem ayrı kaldım. Kangal
Gündem yoluna devam etti.
sivas360, ilk yola koyulduğundan daha iyi bir seviyede yayın hayatına devam ediyor. Aylık periyodunu
kısa bir süre sonra iki haftaya, daha sonra da haftada bire
düşürdü. Zamanın asude aktığı küçük bir taşra kasabası için bir hafta “haber değeri” açısından az bir zamandır. Bu handikabı sivas360, Kangal kültürüne dair yazılar yayınlayarak aştı, dezavantajı avantaja çevirdi.
Söz uçar yazı kalır, artık Kangal hakkında merakı olan
bir araştırmacı için, en azından son birkaç yılın dökümü sivas360 arşivinde hazır bekliyor. Hiç ummadığınız küçük bir haberden bir roman meydana gelebilir, bir film çıkabilir, bu manada olayların çetelesini tutan bir mevkute dahi çok iş görür. sivas360 bu vadide daha iyisini de yaptı.
sivas360’de “Şehir Kültürü” yazıları yazmaya
çalıştım, genel olarak şehir kültürüne dair yazıların yanında, tematik olarak “Şehrin Simaları” diye bir dizi hazırladım. Sobacı Abidin Muhit usta, Terzilerimiz Yahya usta ve Kenan usta, Kangal’ın en beyefendi simalarından Muhlis Güngör’ün portrelerini yazdım. Herkesin iyi tanıdığı bu insanları kayda geçirip, ilçe tarihine not düştüm.
Bu diziyi devam ettirmek istemiştim fakat nasip olmadı.
Bir türlü fırsat bulup yazamadığım simaları da kayda geçirmek istiyordum. İlk seride fotoğrafçımız Muharrem Yağcı’yı da düşünmüştüm mesela; yeni dönemde ilk yazmak istediklerimden birisi oydu, onun yazısını gazeteye yazamadım ama yazı ilk defa bu kitapta yayınlanıyor.
“Şehir kitapları” hep sevdiğim kitaplar oldu ve hep bir
şehir kitabı yazmak istedim. Bu yazılar ve dolayısıyla kitap, ilhamını başta Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir”inden, Mitat Enç’in “Uzun Çarşının uluları”ndan, Safiye Erol’un “Ciğer Delen”inden, Özkan Yalçın’ın “Yedinci Şehir’ inden, bilhassa Ahmet Turan Alkan’ın “Altıncı Şehir”inden aldı. Onların yanına eklenecek kadar bir iş çıkardım mı bilmiyorum ama o kitapları okuken bir Sivaslı olarak Erzurumlu, Bursalı, Konyalı, Ankaralı, Gaziantepli oldum, Ciğer Delen’deki insanların hikayelerini okurken onları tanıyor gibi oldum. Kitapların her sayfasında değilse de birçok sayfasında kendimden şeyler buldum. Bu kitabın da her sayfasında değilse bile bazı sayfalarında kendinizden bir şeyler bulacaksınız diye umuyorum, belki biraz Kangallı olacaksınız, anlattığım insanlarla tanışacaksınız.
***
Yazılar üzerinde pek değişiklik yapamadım. Basit editasyonlar haricinde dokunamadım. Kusursuz bir çalışma olmasına gerek yok, eksikleri eksik kalsın, mesele tarihe not düşmekse, yazıldığı gibi kalsın, kim ne alacaksa,hissesine düşeni alsın dedim.
Yazılara dokunamamın bir diğer nedeniyse, o yazıları
yazan Harun ile şimdi onları okuyan Harun’un artık çok
farklı kişiler olması... Bu kitap, şimdiki Harun’a göre çok
daha genç, çok daha az yorulmuş bir kalemin eseri, öyle
kalsın istedim.
***
Kitaptan bazı başlıklar
*Şehre Dair
*Ah Memleket!
*Kurusırt’ın Ardı...
*30 Yıl Tehirli Tren
*“Gidemediğin Yer Senin Değildir”
*Meydan’dan Geçen Zaman
*Halay başı kim çeker?
*Top benim, kaleye geçmem!
*Gazoz, Mil, Dokuz Aylık
*Şehre Veda: Kurusırt’ın ardı Gurbet
Şehrin Simaları
*Bir Kangal beyefendisi: Muhlis Güngör
*Kangal’ın Söküğünü Dikenler: Terzi Yahya usta
*“Biz de zamana uyduk!”: Sobacı Abidin Muhit
*“İşte böyle Geçiyor Zaman”: Foto Muharrem
*Güngörmeyenler Kervanı