reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11
sivas360 Kültür-Sanat 80 Yıllık Motifler Sessizliğe Büründü: Halı Tezgâhları Sahipsiz Kaldı

80 Yıllık Motifler Sessizliğe Büründü: Halı Tezgâhları Sahipsiz Kaldı

Kayseri’nin Ağırnas ilçesinde yaşayan Mustafa Halıcıoğlu, babadan kalma ve sonradan bölgeden topladığı yüzlerce el dokuması halıyı güvelenmemesi için serdi. Tarihi konağa serilen 100 yıllık el dokuması halılar, desenleriyle rengarenk görüntüler ortaya çıkardı.

KAYNAK: İHA

Ağırnas ilçesinde yaşayan ve Mimar Sinan’ın doğduğu eve komşu olan Mustafa Halıcıoğlu, hem babadan kalma hem de bölgeden topladığı yıllanmış el dokuma halılara gözü gibi bakıyor. Halıların güvelenmemesi için 3-4 ayda bir sererek havalandırdıklarını kaydeden Halıcıoğlu,

"Ben halıcılığın içinde doğdum, baba mesleğimiz halıcılık. Halıcılık, o zamanlar bu köyün en büyük gelir kaynağıydı. Kışın bütün evlerde harman zamanı başlayana kadar halı tezgahı vardı. Bizim halıya ayrı bir gönül bağımız var. Elimizde babamdan kalan ve daha sonra bölgeden topladığımız halılar var. Onları muhafaza etmesi çok zor. Uzun müddet kapalı yerde kalırsa halıya güve düşer. Zaman zaman bunları çıkartıp havalandırmamız gerekiyor. Devamlı kapalı kalırsa güve düşer ve halıyı yer"

dedi.

"Keşke dokuyan kadınlarımız olsa, sanat devam etse"

El dokuması halı kültürünü gelecek nesillere aktarmak istediklerini ifade eden Mustafa Halıcıoğlu,

"Keşke şu anda dokuyan kadınlarımız olsa da bu sanatı devam ettirebilsek. Elimizde 100’e yakın halı tezgahımız var. Ama dokuyan olmadığı için onlar da yok oluyor. Şu anda babadan kalan 80 yıllık motiflerimiz mevcut. Hem bu evi hem de elimizdeki halıları bizden sonraki nesillere aktarmak istiyoruz"

şeklinde konuştu.

Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtım Vakfı (ÇEKÜL) Kayseri İl Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy ise, Ağırnas’ta tarih boyunca kervan yollarına ve Kültepe Ören Yeri’ne yakın olmasından dolayı bilgi birikiminin olduğunu belirterek,

"Ağırnas’ın konumuna baktığımız zaman, hem kervan yollarının üzerinde olması tarih boyunca veya kervan yolları üzerindeki yollara çok yakın olması ve hemen yanı başımızdaki Kültepe gibi bir yerin olması, bize bu halı noktasında, dokuma noktasında, kumaş noktasında da farklı ufuklar açabilecek imkânlar sağlıyor. Biliyorsunuz; Kültepe’nin bu konunun uzmanlarından dinlediğimiz, kitaplarından okuduğumuz bilgilere göre, orada da bir kumaşlar üstünden, desenler üstünden devam eden bir bilgi birikimi var. Bu bilgi birikimine göre, Asur ticaret kolonileri zaman içerisinde Mezopotamya’dan aldığı malzemeleri, özellikle kumaş malzemelerini buraya kadar getirdikleri, buradan başka yerlere taşıdıkları, takasa girdikleri, daha çok örneğin kalay getirip bakır götürdükleri, ödemelerin neyle olduğu, nasıl olduğu veya yünün ne kadar değerli olduğuna dair birçok bilgi birikimimiz var"

ifadelerini kullandı.

"Kaybettiğimiz halı sanatı, belki tekrar dokunmaya başlanacak"

Bölgenin turizm konusunda gelişmesiyle birlikte kaybedilen halı sanatının bazı yerlerde tekrar dokunmaya başlanacağını söyleyen Prof. Dr. Özsoy,

"Turizm noktasında gelişmeye çok açık Ağırnas’ta çok konuşulmuyor ama kaybettiğimiz halı olayı, Ağırnas turizmde istenilen noktaya geldiği vakit bazı yerlerde dokunmaya tekrar başlayacak. Bu sesleri, bu kirkit sesini, halı tezgâhlarını hatta atölye şeklinde bölgede karşımıza çıkacağını tahmin ediyorum. Turizmin en başta bizim durumumuzda olan ama daha sonra geçmiş değerlerini yaşatmaya çalışan mekanlarla kıyasladığımız zaman, Ağırnas’ta da muhtemelen olacak. Birkaç evde de olsa, birkaç atölyede de olsa, bu halı dokuma işinin tekrar canlanacağını düşünüyorum. Ağırnas’ta birçok müzenin olması muhtemeldir ki başka müzeleri de beraberinde getirecek. Hâlâ elimizde eski motifleri taşıyan, evlerde sakladığımız ama kıyamayıp kullanmadığımız veya kullanıp satmadığımız veya hâlâ çeyizlerde olan, Ağırnas’ta dokunmuş halılar var. Bunlar zaman içerisinde daha da değerli hale gelecek. Sadece Ağırnas’taki bu halı kavramı üstünden fonksiyon verilmek isteyen bazı binalara, işte Ağırnas’taki halılarla ilgili bir etnografik bir müzenin açılması da belki hiç sürpriz olmaz. İnsanlar hem elindeki halıları buraya taşırlar, hem bunlar yaşatılmış olur hem de belli bir satış olacaktır"

dedi.

"Halıya emek veren kadınlardır"

Halı dokumacılığında geçmişten bu yana emek verenlerin kadın olduğunu da sözlerine ekleyen Prof. Dr. Osman Özsoy,

"Hem geçmişte hem günümüzde bu işte işçi, emek verenler kadınlardır. Kadınların iş gücü olarak bu işin içinde olması, evin geçimine destek olması halı üzerinden çok kolay. Uzak fabrikalara gitmek, yol katetmek gibi parametrelerin yanında çok kolay. Oturduğumuz yerden, evden belli bir para karşılığı oluşturduğunuz ürünler bunlar. Kadın tabii yaparken o kadar kolay düşünmeyin. Kadın hem halı dokuyor hem çocuk bakıyor hem dokuyor hem yemek yapıyor hem dokuyor hem de ev işlerine bakıyor. Diğer işlerini aksatmıyor. Yani sadece kadının işi bu değil. Dolayısıyla hem evin geçimini sağlamak hem de sanat, zanaat devam ettirmek hem kültür öğelerini geleceğe taşımak son derece önemli"

diye konuştu.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...