Rektör Yıldız Büyük Başarılara İmza Attı
Rektör Yıldız, ilim, bilim, kültür ve sanat başta olmak üzere eğitim ve öğretimde Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için yaptığı hizmetlerle ismini hayırla yâd edilecekler listesine altın harflerle yazdırmayı başardı. Bu başarı hikâyesinde Yıldız’a ilk dönemde (2016-2020) rektör yardımcısı olarak Prof. Dr. Ünal Kılıç, Prof. Dr. Mehmet Çimen, Prof. Dr. Ahmet Alim, Prof. Dr. Hilmi Ataseven eşlik ederken, ikinci dönemde (2020-2024) Prof. Dr. Ünal Kılıç, (Prof. Dr. Hilmi Ataseven rektör adaylığından dolayı istifa etti), Prof. Dr Ahmet Alim ve Prof. Dr. Hakan Yekbaş yürütüyor.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin akademik ve idari başkanlığını 2016 yılından beri iki dönemdir başarılı bir şekilde yürüten Rektör Prof. Dr. Alim Yıldız hizmet bayrağını atanacak yeni rektöre devretmeye hazırlanırken, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Bilgi İşlem Daire Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı, Öğrenci İşleri Daire Başkanlığı, Personel Daire Başkanlığı, Sağlık- Kültür ve Spor Daire Başkanlığı, Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı, Yapı İşleri Daire Başkanlığı, Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı çağın şartlarına göre misyon ve vizyon oluşturma çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.
***
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, 1974’ten beri Kızılırmak’ın karşı yakasında İmaret, Kaldı ve İşhan köylerinden toplam 11 bin dönümlük arazinin tahsisiyle birlikte yavaş yavaş yükselen silüetiyle âdeta şehrin parlayan yıldızı olmaya devam ediyor.
Bugün kampüsün bulunduğu alan âdeta 50 bin öğrencisiyle, modern derslikleriyle, çevreciliğiyle, süs bitkileriyle, parklarıyla, ev konforundaki yurtlarıyla, öğrenci kulüpleriyle, havuzlarıyla, ibadethaneleriyle, sportif faaliyet alanlarıyla, müzesiyle, sosyal alanlarıyla, kompleksleriyle, ulaşım imkânlarıyla âdeta Sivas’ın markalaşmasına katkı sunuyor. Ayrıca “Yeşil Yerleşke” ideali çerçevesinde yürütülen çalışmalar neticesinde, dünya üniversitelerini çevreye duyarlılık, enerji, atık, ulaşım yönetimi ve sürdürülebilirlik alanlarında değerlendiren “GreenMetric 2018 yılı Dünya Üniversiteler” sıralamasında dünya üniversiteleri arasında 584’üncü, Türkiye Üniversiteleri arasında ise 23’üncü basamakta yer bularak çevreciliğiyle de dikkat çekiyor.
9 Şubat 1974 yılında Tıp Fakültesi ile eğitime başlayan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bugün 18 fakülte, 4 enstitü, 1 devlet konservatuvarı, 4 yüksekokul ve 14 meslek yüksekokuluyla yaklaşık 50 bin öğrenciyi ilim, bilim ve kültür yolunda “Gelenekten Geleceğe” şiarıyla eğitmeye devam ediyor.
***
Peki ilim ve bilim ve kültür yolunda kutup yıldızı gibi parlayan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin hikâyesini neden anlattık?..
Mesele, memleket meselesi olunca; anlatılacak hikâye bulunca; göz, kulak, gönül şahit olunca, “adam sende” deyip kulağının üzerine yatmak ahde vefasızlık olurdu.
Hikâyenin hülâsası şudur efendim. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, 50. yılını taçlandırmak için Rektör Prof. Dr. Alim Yıldız öncülüğünde hazırlanan ve editörlüğü Prof. Dr. Hakan Yekbaş ve Prof. Dr. Ahmet Yüksel tarafından yapılan “Gelenekten Geleceğe 50 Yılın Hikâyesi (1974-2024)” isimli güzel bir esere imza atılmış. İnsanların olduğu gibi kurumların da hikâyesinin olduğu gerçeğini göz ardı etmeden, gelecek nesillere kaynakçalık yapacak titiz bir çalışma hem ahde vefa, hem de prestij eser olarak okurlarla buluşturulmuş.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin temelinin atılmasında büyük katkıları olan emektarlarla yapılan görüşmeler ve arşivlerde sürdürülen çalışmalarla âdeta kılı kırk yararak üniversitenin gelenekten geleceğe uzanan yarım asırlık yol hikâyesi aktarılmaya gayret edilmiş.
Eser, öznel olarak kurumsal bir hikâye üzerine kurgulanmış. Bir de üniversitenin hastane odalarında dertlerine şifâ arayanların hikâyesi var. Her oda ayrı bir hikâyeyi barındırıyor. Bu odalardan yükselen “aman doktor dendime bir çâre” feryatlarını dindirmeye çalışan sağlık ordusu, 7/24 hastaların hayata tutunması için uğraşıyor. “Hastane Odaları” hikâyesini çok yönlü olarak anlatmak gerekiyor. Hele her gecenin yarısında acıdan inim inim inleyen kana muhtaç hastalardan şırıngalarıyla “kan almaya” gelenlerin hasta ve refakatçilerini travmaya sokmamak için daha hassas davranması gerekiyor. İlime evet, bilime evet, araştırmaya evet; fakat aşırı sıkıntıda olan hastaların canlarının yakılmasına asla ve kat’a hayır. Şimdilik bu kadarla iktifâ edelim.
***
