reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Sivas Yitik Hazinelerinin Peşinde...

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

750 yıl öncesinde Dâru’l Ulemâ ve medreseler şehri olan Sultanşehir Sivas, 19. asırla birlikte eski ihtişamlı günlerini geride bırakmış olmanın mahzunluğunu yaşamaya başlar. Bu sıkıntıyı dert edinenler değişik mecralarda konuyu gündeme taşısa da “hak verilmez, alınır”ı icraata döken olmaz.

 

DR. KARAHASANOĞLU DÖNÜLMEZ BİR YOLA GİRİYOR

Nihayet günün birinde Sivas Lisesi’nde icra edilen Güzelleştirme Yardımlaşma Derneği’nin kongre toplantısında söz alan Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Rahmi Karahasanoğlu, “Sivas’ta bir yüksekokul yok, üniversite yok... Bizim Sivas’ta bir üniversite kurmak için teşebbüsümüz var. Sizlerden yardım rica ediyorum” der. Sivas Belediye Başkanı Rahmi Günay bu talebe “başımıza icat çıkartma” diyerek karşı çıkar. Bütün izahatlara rağmen “oldurmayız, o kadar” denilerek kestirilip atılır.

Oysa Sivas’ta yüksek tahsil yapma imkânı bulamadığından dolayı sadece İstanbul’a gitmek zorunda kalan binlerce öğrenci bu talebin en haklı gerekçesidir. Bu gerekçenin en önemli kanıtlarından birisi de Vezneciler’deki dört katlı “Sivas Talebe Yurdu”nda ayakta kalabilme mücadelesi veren öğrencilerdir.

 Toplantının alelacele sonlandırılmasıyla İstasyon Caddesi’nden Valiliğin önündeki havuza doğru morali bozuk bir hâlde yürüyen Dr. Rahmi Karahasanoğlu’nun arkasından bir ses yükselir. Bu ses demiryolu işçisi Şefik Sümbüloğlu’nun umudun kapısını aralayacak, karamsarlığın yerine gayreti harekete geçirecek “Anadolu İrfanı”nın sesidir. Bu ses “iman varsa, imkân vardır”ı kuvveden fiile çıkaracak, çoraklaşmaya yüz tutmuş ilim beldesini yeşertmeye adanmış ruhun sesidir.

Devlet Demiryolları işçisi Sümbüloğlu’nun “Efendim, teklifiniz benim hoşuma gitti, benimsedim. Bu hususta sizinle çalışmak isterim...” ifadesiyle birlikte Karahasanoğlu’nu yeniden büyük bir heyecan sarar.

İlk icraata bir dernek kurulma kararıyla başlanır. İlgili makama 4 Eylül Üniversitesi Kurma ve Koruma Derneği’nin kurulması için dilekçe yazılır. Uzun bir süreçten sonra 24 Aralık 1967’de derneğin ilk genel kurulunun yapılmasına karar verilir. İlk kongre Veremle Savaş Dispanseri Salonu’nda, Sivas Valisi M. Vefik Kitapçıgil’in başkanlığında gerçekleştirilir.

Çalışmaların işaret fişeği böylece 4 Eylül Üniversitesi Kurma ve Koruma Derneği’nin kurulmasıyla ateşlenir. Başkanlığa Dr. Rahmi Karahasanoğlu, Genel Sekreterliğe ise Şefik Sümbüloğlu getirilir. Üyeler arasında ise ismiyle dikkat çeken Av. Yavuz Bülent Bakiler de vardır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...