reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Kime Niçin ve Nasıl Dua

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dua kelime olarak çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek gibi anlamlara gelir. Yüce, güçlü ve kudretli olduğuna inanılan bir varlığa dua etmek, O’ndan yardım dilemek, insan doğasında var olan köklü bir duygudur. Bu duygu, insanın sorunlarla başa çıkıp hayata bağlanmasında önemli bir güçtür. Bu nedenle bütün dinlerde dua ibadetine rastlamak mümkündür.

İnsan yeryüzünün en akıllı ve en bilinçli varlığı olmasına rağmen, yaşam sürecinde üstesinden gelemeyeceği pek çok sıkıntı, üzüntü, olay ve durumla karşılaşır. Acizliğinin ve çaresizliğinin etkisiyle bir çıkış yolu arayışına giren insan, inanıp bağlandığı Yüce Varlığın yardımına sürekli ihtiyaç duyar. Bu durumda dua insan için bir çıkış yolu ya da terapi kaynağı olur. Normal zamanlarda herhangi bir inançtan uzak yaşayanların bile darda kaldığında adeta bir refleks olarak dua etmesi, duanın insana has doğal bir özellik olduğunu göstermektedir. İnsanın bu özelliği Kur’an-ı Kerim’de şu ifadelerle dile getirilmektedir:

“İnsana bir zarar dokunduğunda Bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, ‘Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir’ der. Hayır, o bir imtihandır, fakat onların çoğu bunu bilmez.” (Zümer 49/49) “Onları denizde bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah’a has kılarak O’na yalvarırlar. Allah, onları kurtarıp karaya çıkarınca, bir kısmı orta yolu tutar. Nankör ve kaypak olanlar ise Bizim ayetlerimizi inkâr ederler.” (Lokman 31/32)

İslam inancında dua, Allah’ın yüceliği karşısında kulun acizliğini bilmesi, sevgi ve saygı duygusuyla Allah’tan yardım istemesi demektir. Farz ibadetlerden sayılan dua, kulu Allah’a yakınlaştırmakta, kulluk bilincini pekiştirmekte, insanın acizliği karşısında Allah’ın gücünü ve merhametini yansıtmaktadır. Allah (c.c.); “Bana dua edin ki, duanıza cevap vereyim.” (Mümin 40/60). Buyurarak insanları dua etmeye teşvik etmektedir.
Ayette dua etmek için belli bir zaman ya da özel bir durum belirtilmediği halde, insanların çoğuna göre dua, bir istek ya da sıkıntıyla karşılaşıldığında, yani çaresiz kalındığında başvurulacak bir çıkış yolu olarak bilinmektedir. Oysa sadece sıkıntı ya da muhtaçlık durumunda değil, her zaman her yerde dua etmeli, Rabbimizle sürekli iletişim halinde olmalıyız. Yani dua edip Allah’a yakarışta bulunmak için belli bir durum, zaman ya da mekân şartı yoktur. Herhangi bir aracıya ya da özel bir merasime ihtiyaç duymaksızın, dualarımızı bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu bildiğimiz Rabbimize doğrudan iletmeliyiz.


Dua, kulun Allah’a bağlılığını, güvenini ve kulluğundaki samimiyetini ifade eden ve sürekli yapılması gereken önemli bir ibadettir. Mümin bir kul içtenlikle dua ettiğinde gönlünde bir ferahlık ve rahatlık hisseder, dileğinin yerine getirileceği hususundaki ümidi, azim ve kararlılığı daha da artar. O nedenle dua etmek, Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde sürekli övülen ibadetlerden biri olarak yer almaktadır. Bazı ayet ve hadislerde dua ile ilgili şöyle buyurulmaktadır:

“Kullarım Beni Senden sorarsa, bilsinler ki Ben onlara çok yakınım. Dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için Benim davetime uysunlar, Bana iman etsinler.” (Bakara 2/186)

“Rabbinize tevazu ve içten gelen bir duygu ile gizlice yalvarın. Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez. Allah’tan korkarak ve (rahmetini) umarak O’na dua edin.” (A’râf 7/55-56)


“(Ey Peygamber!) De ki; duanız ve ibadetiniz olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan 25/77)
“Ey Allah’ın kulları! Size dua etmenizi tavsiye ederim.” (Tirmizi, Deavât 102)

“Allah’ın fazlından isteyin, çünkü Allah kendisinden bir şey istenmesini sever. En faziletli ibadet, dua edip bir sıkıntının kalkmasını beklemektir.” (Tirmizi, Deavât 116)

Görüldüğü gibi, ayet ve hadislerde duanın büyük bir lütuf olduğu ifade edilmektedir. Dua etmeyen insan, Allah ve Peygamber’in “dua edin” emrine uymamış, büyüklenmiş, kendisini müstağni görmüş demektir. Oysa bir mümine yakışan, Rabbiyle iletişimini dua ve diğer ibadetlerle sürekli hale getirmektir.

Dua eden kişi öncelikle kâmil bir imana sahip olmalı, kendisinin aciz Allah’ın ise her şeye gücü yeten Yüce bir varlık olduğu bilincine varmalıdır. İbadetlerini düzgün yapmalı, gerçekleşmesini istediği talebiyle ilgili yoğun bir gayret göstermeli, olumsuzluklara karşı tedbir alıp günahlardan da sakınmalıdır.

Her hal ve durumda dua edilebileceği gibi, dua sırasında mümkünse kıbleye yönelmek, diz çöküp elleri yukarı kaldırmak İslâm kültüründe gelenek halini almıştır. Bu şekildeki dua tarzı, Allah’ın huzurunda kulun güçsüzlüğünü hissederek kibir, gösteriş ve gaflet gibi olumsuz niteliklerden uzak durması anlamına gelmektedir. Duada ses yükseltilmeden saygılı bir şekilde Allah’a yalvarılmalıdır. Bu durum Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmiştir:

“Rabbini, içten yalvararak ve ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. Sakın umursamaz kimselerden olma.” (A’râf 7/205)
Duada önce Allah’a şükredip sonra da taleplerimizi içimizden geldiği gibi samimiyetle ifade etmemiz gerekir. Dualarımızda her zaman dünya ve ahiret için iyilik istemeliyiz. Sadece kendimiz için değil annemiz, babamız, çocuklarımız, kardeşlerimiz, akrabalarımız, komşularımız, arkadaşlarımız, bütün Müslümanlar ve tüm insanlar için de dua etmeliyiz. Ancak Allah’ın razı olmayacağı isteklerde bulunmak için dua etmek meşru (caiz) değildir.

Dua ederken Allah’ın güzel isimlerini anabiliriz. İsrâ suresinin 110. ayetinde bu durum şöyle ifade edilmiştir: “De ki: Dua ederken ister ‘Allah’ ister ‘Rahman’ deyin. Hangisini derseniz deyin en güzel isimler O’nundur…” Bizler de “Allah’ım!”, “Ya Rabbi!”, “Ey Yüce Rabbim!” gibi ifadelerle söze başlayarak yalnızca Allah’a dua ettiğimizi vurgulamalıyız. Çünkü Allah’tan başkasına yapılan duaların herhangi bir karşılığı yoktur.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...