reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Her Türlü Okul İtina ile Okunur

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sevgili okurlarımızın hoş görüsünü umarak ve olası kusurlarım için peşinen özür dileyerek bir hatıramı kısaca ve aynen olduğu gibi paylaşmak istedim. Buyurun:

İlk yüksek öğretim diplomam sınıf öğretmenliği diplomasıdır. O diploma ile otuz yıla yakın bir süre öğretmen olarak görev yaptım. Öğretmenliğin yanı sıra birçok sosyal yapılanmalar ve organizasyonlarda da uzun süre aktif olarak bulundum.

Eve, evdekilere ayıracak vaktim bile oldukça sınırlıydı ve bu sebeple neredeyse sitem işitmediğim günüm olmazdı. Telefonların hiç susmaz, her cevapsız aramaya mutlaka dönersin… Her gün yok o program yok bu program; falan toplantı, filan davet… derken gecenin geç saatlerinde eve gelirsin. Şu şehirde kongre olacak, bu şehirde bir etkinlik var… derken Türkiye’de gitmediğim vilayet kalmadı desem inanın doğru…

E tabi, işin doğası gereği bir süre sonra bulunduğum bu görevim sonlandı ve sadece öğretmenlik işi kalıverdi elimde ve ister istemez aktif yaşamım da küt diye iniverdi rölantiye…

Öyle ki, telefonum bile eskisi gibi sık sık çalmaz oldu, yakın eş dost, aile, hısım akrabadan olan aramalar dışında. Kendi kendime acaba telefonum mu bozuldu da hiç arayan yok soran yok diye düşündüğüm günler. Ama, benden önce aynı hikayeyi yaşayan bir dostumun, telefon tamircisine gidip beni hiç arayan soran yok, acaba bu telefon bozuk mu diye sorduğunda; telefon tamircisinin, basit bir testten sonra, “yok hocam telefonda bir sorun yok, senin arayanın soranın yok” diye cevap verdiğini anlattığı aklıma geliyor neyse diyorum…

Kendime yeni meşguliyetler arıyorum. Yıllardır kitaplığımın raflarında tozlanan kitapları indiriyorum yavaş yavaş. Kimini ilk defa kimini tekraren okuyorum…

Durumumu pek de parlak görmeyen büyük oğlum birgün bana, “Baba, sen bana öğrenciliğimde çok güzel bir velilik yapmıştın. İstersen, müsaade edersen ben de senin veliin olayım ve seni ikinci üniversiteye kayıt yaptırayım. Hem okumaların daha bir derli toplu olur hem de ikinci bir üniversite diploması sahibi olursun” dedi. Üniversiteye giriş sınavları çoktan geçmiş hatta üniversite kayıtlarının yaklaştığı günlerdi ve sınavsız olarak da ikinci üniversiteye kayıt olunabileceğini biliyordu. Çünkü kendisi de Jeoloji Mühendisliğinden sonra Uluslararası İlişkileri o şekilde okumuştu. Teklif kafama yattı ve hemen olur be evlat dedim. Hoşuma gitti altmışına doğru yeniden öğrenci olmak nedense…

Kayıt dönemi gelince de hemencecik telefonla İnternet üzerinden İlahiyat’a kaydımı yaptırdı sağ olsun.

Bu arada sayın veliim bana gerekli nasihatları yaptı, sıkı tembihlerde bulundu. Bana, “Okul şifreni alırım, yüksek notlar beklerim, kırık notun olursa seni okuldan alır sanayide sobacı yanına veririm… vs.”

Tamam evlat dedim. Tabi, sobacı yanına veririm sözünü tak diye hatırladım. Benim, zamanında kendisi öğrenciyken bir sebeple oğluma söylediğim sözdü o söz ve sağlam bir rövanş alınmıştı. Olsundu, ben de söylemeyeydim değil mi, gülüştük ve geçtik.

Hikaye böyle başladı işte. İlahiyat (ön lisans) bitti, sonra İşletme lisans, sonra da Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nden 27 05.2024’te, altmışbeş yaşından yirmiyedi gün almışken dördüncü diplomayı da alıvermiş olduk Allah’ın izniyle.

Sevgili kızım her sınav öncesi moral için arar “Baboş başarılar diliyorum” derdi, her sınav sonrası, dönem bitiminde de, “Yüce Rabbim babamı yüksek onur belgesi alsın deyi yaratmış” diye beni alkışlarıyla tebrik ederdi. Küçük oğlumun gözü hep üzerimdeydi, aman Babo, bizi diğer babası okuyan çocukların yanında mahcup etmeyesin, iyi çalışasın derslerine… Hanımefendi ne dualar etmiştir bilirim başarılı olmam için söylemesem olmaz. Sınavlara gireceğim gün kurşun kalem, silgi, sınav giriş belgesi ve kimliğini unutma sakın demeleri, sınavdan önce Fatiha ve Ayetel Kürsi’yi okumamı sıkı sıkı tembih etmeleri…

Çoğunluk arkadaşlarımda var, keşke benim de olsa diye bir ara yüksek lisans, doktora yapmayı da düşündüm ama sayın veliim, noluyoruz baba, sen öyle hangi çocukların babaları ile görüşüyorsun, lütfen, lütfen deyince vazgeçtim.

İşte böyle efendim. Ekip ruhuyla çok kısa sürede temiz iş çıkardık vesselam.

En kalbi muhabbetlerimle…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...