reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

KIZLAR KOLEJİ

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

‘’ İnsanların sana sundukları gibi benimseme yaşamı; yaşamın daha güzel olabileceğine inandır kendini.’’ Andre Gide

Parası olmayan için içeri dışarı kavramı ile parası olan için aynı kavramlar fark ihtiva eder. Görecelidir. Faydalanamadığın hizmet sınırlarına bakılmaksızın dışarıdadır.

Örneğin şimdi okullu olmuş çocuğun vardır, iyi bir eğitim alsın istersin, ona iyi bir eğitim verecek okul ararsın, sınıfları doldurmuşların, çocuğuna zarar vermeyecek, onu kötü alışkanlıklara sevk etmeyecek bir referans grubundan müteşekkil olmasını arzu edersin.

İçeri girersin, paralı ve parasız eğitim kavramlarıyla karşılaşırsın.

Her ikisinin de seçme öğrencilerinden oluşanına bundan yaklaşık 30 – 35 yıl önce öğrenci olarak aşina idim. Seçme derken öğrenci ve velinin seçiminden söz ediyorum. Çalışkan olan öğrencinin velisi, parası olsa da devletin Anadolu ve Fen liselerini, daha az çalışkan olan öğrencinin velisi ise aynı kalite eğitim için özel okulları tercih ederdi. Her ikisi de elbette öğrencinin çabasına bağlı olarak, yabancı dil öğrenip üniversite sınavlarında başarı imkânı elde etmek için ideal okullardı.

Ne demiştik; paralı ve parasız eğitim.

Her ikisinin de seçme öğrencilerinden oluşanına bugün öğrenci velisi olarak aşinayım. Seçme derken okulun seçtiği öğrencilerden bahsediyorum. Bugünün özel okulu dünün devlet okulu statüsüne ulaşmış, iyi eğitim vereni olduğu gibi eğitimi hakkıyla veremeyenleri de çoğalmış, kaliteden geçtim, sırf referans gruplarından ötürü tercih edilme nedeni artmış eğitim kurumlarıdır.

Devlet okullarına değinmeyeceğim, zira birçok veli için kötüleşen ekonomik koşulların beraberinde getirdiği bir nevi ‘mecburi hizmet’ muamelesi gören kurumlar olarak algılanır durumda. Bunu düşündüren, her geçen gün hayatı zorlaştıran ekonomik koşulların özel okul öğrenci sayısında yarattığı düşüş. Bu imajın sorumluluğu velilerde mi, öğrencilerde mi, öğretmenlerde mi yoksa yöneticilerde mi bilemem. İmajını hakkedip hakketmediği hakkında da bir şey söyleyemem.

Konumuz özel okullar.

Veliler şartlarını o derece zorluyor ve bu okullardan faydalanmak istiyor ki devlet, bu okulların fiyat artış oranlarına müdahalede bulunmak zorunda kalıyor. Tabii bu müdahaleyi sınırlı bir alanda tutup, yemek, kitap, servis gibi kalem kalem belirtmediği için okullar da eğitim ücretine yapamadığı zammı kitap ve yemek bedellerine ekleyerek telafi yoluna gidiyor. Özel okullara yapılan ve yukarıdaki nedenlerle göstermelik olduğu düşünülen müdahale dışında, devletin, öğrenciyi ve veliyi, alternatifi olan devlet okulları ile memnun etme yolunda ne gibi çabaları var bilemiyorum. Dediğim gibi, konumuz özel okullar.

Eskiden Anadolu / Fen liselerine devam edebilmek için girmek zorunda olduğunuz sınavın benzeriyle artık özel okullarda karşılaşıyorsunuz. Ancak o sınavları geçerseniz öğrenim ücretini karşılayarak okula kabul ediliyorsunuz. Yani özel okullar artık kendilerine para ödemeye layık(!) veliyi o güne kadar yetiştirdiği öğrencinin kalitesi üzerinden seçiyor.

Çocuk zeki olacak, akıllı olacak ve yabancı dil konuşacak ki paralı okulun da kalitelisine(?) kabul edilsin.

Çocuğun gelişimi ilk altı yaşına kadar aldığı temel eğitimin kalitesiyle doğrudan ilgilidir. Bu dönemde bilinçli bir ailenin gözetiminde eğitim kalitesi yüksek kreş ve anaokulu imkanlarına sahip olan yani o yaşa kadar da eğitimi için para harcanmış çocuk, ortaokul, lise yıllarında kaliteli eğitim verdiğini iddia eden özel okulların tercihi olmaktadır. Bu okulların kalitesi de aslında bu seviye öğrencileri bir araya toplama becerisinden oluşmaktadır. Velilerin şartları zorlama nedeni de işte bu çalışkan öğrencilerden oluşan referans gruplarıdır.

Yazımızın başlığına gelecek olursak, eğitimde fırsat eşitliğinin önemine binaen atılması gereken somut adımların yetersizliğinden ve hatta yokluğundan bahsetmeyerek, cinsiyet ayrımcılığının belirginleştirildiği, kişinin gelişimine katkısı olmamakla beraber, aksine insanoğlunu kendine ve çevresine yabancılaştırmayı hedefleyerek bundan nemalanmak isteyenlerin hevesini özetler mi bilmiyorum. Zira artık eğitim, imkânı olanlar için kolejlerden ibaretse farklı cinsiyetler için farklı okulların ilk adımını da bu durumun heveslisi para sahipleri açacakları kolejlerle atacaktır.

Şunu da belirtmek gerekir ki, öğrencileri, imkân ve fırsat bakımından birbirine eşit olan bir toplumun, ayrımcılıktan çıkar sağlama heveslilerine prim vermeyeceğini tahmin etmek de zor değildir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...