MADDİ MANEVİ
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine baktığımızda maddi, manevi ya da sosyal ihtiyaçların belli bir düzende ve sırayla gerçekleştirilebileceği, bu süreçte gereksinimler karşılandıkça kişiliğin de olgunlaşacağı ve ancak bu şekilde bir üst basamağa çıkılabileceği belirtiliyor.
Buna göre, insan fiziksel ihtiyaçlarını karşılamadan eğitime yönelemeyecek, önce yemek, içmek, barınmak gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak, örneğin kitap okumak daha sonra gelecek.
Hindistan, dünyanın en çok kitap okunan ülkesiymiş. 1. sırada geliyor.
Dünyanın en çok kitap okunan ülkesinin ekonomik birçok sorunun üstesinden geldiğini düşünerek kişi başına düşen milli gelirine ve kişi başı yurt içi gelirine baktım; bizim neredeyse dörtte birimiz kadar. Yanlış anlamıyorsam dünyanın üçüncü büyük ekonomisine sahip olsa da Hindistan halkından ki halktan kasıt, imtiyazsız sınıflar topluluğudur 2018 verilerine göre 3 – 4 kat daha zenginiz.
TÜİK verilerine göre 2019 yılında eğitime harcadığımız para alkol ve sigaraya harcananın yarısından biraz fazla.
Fakirliğin okumaya engel teşkil etmediğinin göstergesi veriler, nispeten zenginliğimizin de –zira bu konuda ekonomik olarak Lüksemburg’un yaklaşık onda biri kadarız- okumayı alternatiflerine tercih etmemize yetmediğinin de bir göstergesi. Ayrıca bundan, istisna da olsa toplumsal alışkanlık ve etkileşimlerin ihtiyaçlar hiyerarşisine baskın gelebileceğini de anlayabiliriz.
Ya da başka bir anlatımla; örneğin nefes almak 1. sırada fiziksel ihtiyaçlar arasında yer alırken, doğru teknikleri kullanarak nefes alımı ile bedensel ve zihinsel olarak yüksek enerji oluşturma çabasını farklı bir sosyal statünün konusu olarak algılayıp algılamamanın para ile ilgisi yoktur. Bu kişinin hayata bakışıyla ilgilidir.
Maddi kültürü biçimlendiren bir yerde manevi kültürdür. Birbirine paralel ilerlememesi görgü yoksunluğuna ve estetikten uzak yapılaşmaya neden olur.
Günümüz koşullarında bilgiye ulaşmak eskiye nazaran daha kolaydır. Zor olan buna istek duymak ve çaba göstermektir. Bunda da en büyük motivasyon kaynağı kişinin kendisi ise de çevrenin etkisi de büyüktür. İnsan her zaman bahane bulacaktır. Zamansızlıktan şikâyet edenlerin başında zaman yönetimine en az ihtiyacı olanların gelmesi artık yadırganmaktan çıkmıştır.
JimRohn, “İnsan, birlikte en çok zaman geçirdiği beş kişinin ortalamasıdır.” der. Bireysel uğraşlar toplumsal dirençler karşısında elbette zorlanacaktır; fakat öncelik, ilgimizi bilgiye, sanata, estetiğe yönlendirirken çevremizin de bu konulara eğilmesinin hem kişisel gelişimin topluma olumlu etkisi hem de çabamızın boşa gitmemesi açısından önemi büyüktür.
Manevi gelişimi maddi imkânların esaretine teslim etmektense her birini, birbirini geliştiren olgular olarak algılamak daha doğru olacaktır.
Yine JimRohn’un başka bir sözüyle noktalayalım yazımızı: “Geliriniz doğrudan felsefenizle ilişkilidir, ekonominizle değil.”