Söğüt Gölgesi
Yirmi yıl olmuş, sivas360 Gazetesi’nin ilk sayısında emeğim vardı. Açıp solan bahar çiçekleri gibi, çıkıp kapanan yerel gazetelerden biri olmadı sivas360; 20 yıldır yayın hayatına devam ediyor. Meselenin benim için büyük hikayesi şudur: Matbuat alemine beni “yazar” olarak teklif eden yayın organı sivas360’dir.
sivas360’de köşe yazmaya başladığımda yaşadığım heyecanı, ulusal gazete ve dergilerde yazarken dahi hissetmedim desem yeridir. Her hafta büyük bir keyifle yazımı yazar, sonra gazetenin elime geçmesini beklerdim. Posta kutusunda gazeteyi görünce içim içime sığmaz, hemen oracıkta açar okurdum.
sivas360 yazıları bir süre sonra Kurusırt’ın Ardı ismiyle kitaplaştı, böylece köşe yazarlığından sonra beni kitabı çıkmış bir yazar olarak da camiaya sundu. Yirmili yaşlarında heyecanlı bir genç olarak elime aldığım kaleme yer açan sivas360’e, şimdi kırk yaşını geçmiş, ulusal dergi ve gazetelerde yazmış, üç kitabı olan tecrübeli bir yazar olarak geri dönüyorum.
İnsan kimi zaman dünyayı dolaşıp yine evin yolunu tutuyor. Meslektaşım, sevgili arkadaşım Esra Gayretli, Yerköy’ü anlattığı kitabı Kırk Yama’nın son cümlesinde şöyle diyor: “Yaz bitip gün dönünce, çiçekler yaprak dökünce, ithal süs ağaçlarının gölgesi bir söğüt etmeyince herkes evine döner.”
Ömrümde yaz bitti mi bilmiyorum ama gün döndü, çiçeklerim yaprak döktü. İthal süs ağaçlarının gölgesi bir söğüt etmiyor.
Bir söğüt gölgesinde biraz nefeslenmek için sivas360’e geri dönüyorum, yeniden merhaba.