reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

GELECEK, HER TÜRLÜ GELECEK!

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Tarihi değişmemiş olursa bu hafta sonu üniversite giriş sınavları yapılacak. Sınava girecek herkese başarılar dilerim.

Üniversite sınavına hazırlanırken kazanmanın çok zor olduğunu düşünürdüm, okurken ise bitirmenin kazanmaktan daha zor olduğunu düşünmeye başladım. Bitirdikten sonra ise ister girişimcilik isterse kamu ya da özel sektörde maaşlı iş bulmak olsun, daha kolay olmadığını keşfettim. Zaten fazla okumanın girişimciliği törpülediği söylenir ki katılmadığımı söyleyemem. İstediğiniz işi bulmak için ise ne kadar okursanız okuyun, şansa da ihtiyacınız olacaktır.

Bütün bunlar, bana, aslında en zor olanın üniversite ve bölüm tercihi aşamasında, aslında hayatının geri kalanını nasıl yaşayacağını biçimlendirdiğinin farkına varmak olduğunu gösterdi. Birçoğumuz bu seçimi yaparken deyim yerindeyse moda mesleklerden ya da çevrenin yanlış yönlendirmelerinden etkileniyoruz. Bu da, çok şanslı değilsek mizacımıza hiç de uygun olmayan mesleklere yönelmemize neden oluyor. Üstelik moda olan bu bölümler fazla tercih aldığından kazanma olasılığı da düşüyor. Dahası bu uğurda tekrar denemek adına sene kaybını dahi göze alabiliyoruz. Nihayetinde de iş hayatımızda iç huzuru yakalayamadan, ömrümüzü idame ettirebilmek uğruna istesek de kolay vazgeçemeyeceğiz işlerde başarılı olmaya çalışarak mutsuz oluyoruz. Zamanın değerini anladığımız vakit ise iş işten geçmiş oluyor.

İleride, bugünkü aklım olsa şu bölümü okurdum, şu mesleği tercih ederdim gibi hayıflanmalara kalkışmamak için ilk olarak, yine en zor olanı, kendimizi tanımayı başarırsak, doğru tercihlerle, ne istediğini bilerek hem sınavlara korkmadan gireriz hem de keyifle okuyacağımız üniversiteyi, uzatarak zaman kaybetmeyiz. Böylece hayatımızı başkalarına hoş görünmek uğruna değil, kendimizi iyi hissetmek için biçimlendiririz ki, iyi hisseden iyi görünecektir zaten.

Goethe’nin bir sözü var: ‘Kadınlara karşı davranış, görgünün temelidir.’ Görgü bir birikimdir. Toplumun sahip olduğu; fakat yazılı olmayan, geçmişten günümüze gelmiş, geleceğe gitmesi gereken saygı ve incelik kurallarıdır. Maalesef, görgünün temel göstergesi olan bu olguyu geç fark edenlerdenim. Medeniyetin ve ülkemiz için cumhuriyetin kazandırdıklarının farkında olan kadınların, hangi nedenle olursa olsun, cinsiyetçi saldırılara, şiddete, zorbalığa, saygısızlığa, aşağılanmaya ve türlü yıldırmaya karşı verdikleri mücadele son derece zorludur. Bu hususta muvaffak olmaları medeniyetin ve eşitliğin gereğidir. Topluma bu görgüyü kazandırma mücadelesi içerisinde bulunan cesur kadınların aynı zamanda ülkemizin geleceğine uygarlık adına yatırım yaptığı bilinmelidir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...