Eğitime dair tekrarlar
Proje okullarının sayısının artırılması kanaatimce iyi olmamıştır. Belli oranda, ölçülebilir belli kaliteyi tutturabilmiş okullarla sınırlı olarak kalsaydı çok daha iyi olurdu. Nitelikli okulların normal tayin başvurusu dışında tutulması öğretmenlerin okul tercihi seçeneklerini kısıtlamıştır. Diğer yandan ortaokul öğrencilerini yeniden nitelikli liselerin peşinden koşturup sınav maratonuna geri döndürecektir bu durum.
İlkokul, ortaokul ve liselerin arasındaki eşitsizlikler asgariye indirilmeli, imkân eşitliğine gayret göstermeli ki öğrencilerin çoğu belli yerlerde toplanmış okullara kayıt olabilmek için olmadık çarelere başvurmasın. ?Eve en yakın okul´ tercihi ancak okulların imkân eşitliği ile kıymet kazanacaktır.
Öğretmenlerin eğitim politikalarında söz sahibi olma, inisiyatif alma hakları genişletilmelidir. Öğretmenin geleneksel kimliğini örseleyecek öğrencisi ya da velisi tarafından notlandırma gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir. Zira böylesi uygulamalar öğretmenin motivasyonuna katkı sağlamaktan çok şevkini kırmaya hizmet edecektir.
Okul, okuma, yazma ve öğrenme kavramları yeniden tanımlanmalı, ?başarı´ kelimesi teşrih masasına yatırılmalıdır. Özellikle çocuk yaştan itibaren öğrencilere kendini yazıyla ifade edebilme yeteneği aşılanmalıdır. Okumaya giden yolun yazmaktan geçtiğini kalemle dost olanlar gayet iyi bilirler. Bütün derslerin yazınsal bir tarafı olmalıdır. Matematik ve fen dersleri buna dâhil. Sadece problem çözmek değil, çözülen problem üzerine düşünceleri düzyazı iklimi içerisinde paylaşmak da öğrenciyi ikircikli zihin yapısından kurtaracaktır. Eğitimci ve idareci mülakat sınavları daha sağlam esaslara bağlanmalı. Öğretmenlerin adalet duyguları yıpratılmamalıdır. Zira güven kaybı olan başkasına güven veremediği gibi güven de aşılayamaz. Özellikle okul yöneticilerinin yeni nesil tavır ve davranışlarını ezberci bir okumaya tabi tutmadan doğru ve yerinde okumaları gerekir. Yazılı sınavlardan alınan yüksek puanlar tek başına idarecilik için bir kıstas olmamalıdır.
Özellikle liselerde ders yükünün azaltılıp sosyal, kültürel, sportif ve bilimsel etkinliklere ağırlık verilmeli. Değerler eğitimi davranışsal olarak verilmeli, pratiğe yansıtılıp kırtasiye işi olmaktan çıkarılmalıdır.
Seçmeli din derslerinin geçiştirilmesine engel olunmalı ve bu dersleri verecek öğretmenler donanımlı olduğu kadar öğrenciye karşı da sıcakkanlı olmalıdırlar.
Okullarda görev yapan sanatçı, şair-yazar öğretmenlerin birikimlerinden Milli Eğitim bünyesinde yararlanmak. Sanatçı ve yazar öğretmenlerin bu özelliklerini eğitime yansıtabilmeleri için imkânlar tanımak gerekiyor.
Liseye geçiş ve üniversite sınavları ile başka şeylerle ilgilenmesi engellenen öğrencilerin önünden bu barikat bir an önce kaldırılmalı ve de liseler salt üniversiteye hazırlama kurumları olmaktan kurtarılmalıdır.
Öğrencilerin ders dışı sportif, kültürel ve bilimsel faaliyetleri derse dahil nota tahvil edilmelidir.
Öğretmenlerin mesleğinde yükselme kıstasları emek ve çalışma süresinin yanı sıra çalıştığı okullardaki iz bırakan, dönüşüm sağlayan katkıları göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
Eğitimde tekrar ve müspet ezbere vurgu yapılmalı, klasik eğitim ve öğretim tekniklerinden yararlanılmalıdır.
Okullarda öğretmenlere tez sistemi getirilmeli, branşlarına yönelik bir konuyu tez standartlarında tamamladıklarında kıdem ve unvan kazanımı sağlanmalıdır. Öğretmenlerin bir okulda daha fazla kalmaları ya da istedikleri bir okula geçiş yapmaları bu başarılarıyla mümkün olabilmeli.
Bazı derslere aynı branşta çift öğretmenle ya da yardımcı öğretmenle birlikte girilmeli. Verimlilik artışı bu usulle denenmelidir. Öğrencilere mesuliyet bilinci verilmeli, kendi sınıflarını kendileri temiz tutup kendi eşyalarını yine kendilerinin korumaları sağlanmalıdır.
Hayatla eğitimin açılan arası kapatılmalı. Pratiği olan bir teori sunulmalıdır.
Eğitimde yapılan güzel şeylerin, yarım kalan ya da yapılmayan şeylere kaynaklık etmesi dileğimizdir. Yolumuzun üstüne hep güzelliklerin çıkması dileğiyle...
HENÜZ SEÇİMDEN ÇIKAMAMIŞ OLANLARA TAVSİYELER
Seçim havasını kafanızdan dağıtmak için neler yapmalısınız?
Öncelikle sizinle aynı partiye oy vermemiş olanlarla daha önce içtiğiniz çayı tazeleyin.
Bol bol türkü dinleyin.
Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Âşık Mahzuni Şerif, Özay Gönlüm, Musa Eroğlu, Sabahat Akkiraz, İbrahim Tatlıses, Arif Sağ, Yavuz Bingöl, Esat Kabaklı, İzzet Yıldızhan, Hasret Gültekin? Daha nicelerini tekrar tekrar dinleyin.
Korkmayın ne sizin ne de memleketin bütünlüğüne hiçbir zarar gelmez.
Aksine türkünün bütün renklerini kilimdeki renkler gibi bir araya getirmiş olursunuz.
Sonra, bol bol şiir okuyun.
Kimi mi?
Sezai Karakoç, Nazım Hikmet, Necip Fazıl, Fazıl Hüsnü Dağlarca, İsmet Özel, Haydar Ergülen, Ömer Erdem, Cahit Zarifoğlu, Ali Ural, Ahmet Murat, Alper Gencer, Zafer Acar, Cengizhan Orakçı, Hakan Şarkdemir, Hayriye Ünal, Zeynep Köylü, Zeynep Arkan, Atakan Yavuz, Şeref Bilsel, Osman Konuk, Süleyman Çobanoğlu, Ayşe Sevim, Mustafa Akar, Hasip Bingöl, Nurettin Durman, Gülce Başer, Mehmet Erte... Ve daha nicelerini dönüp dönüp okuyun.
Deniz size uzaksa gökyüzünü okuyun!
Dergileriniz olsun, sanki hepsi bir kapağın saçak altına sığınmış gibi.
Edebiyat öldü diyenlere kulak asmayın.
Kulağınız kalem ile kâğıdın birlikte yürüyüşünde olsun.
Dergâh, Karabatak, İtibar, Türk Edebiyatı, Hece, Edebiyat Ortamı, Şiar, Yasak Meyve, Varlık, Mahalle Mektebi, Fayrap, Türk Dili, Dil ve Edebiyat, Bir Nokta, Ay Vakti, Muhayyel, İzdiham... Ve daha nicelerini okuyup serinlemeyi deneyin.
Hele bir de Elazığ´da Nazım Payam´ın gayretleriyle her sayısı bir başka güzellikte çıkan ?Bizim Külliye´ dergisi var ki, o vakur ve heybetli duruşuyla bütün seçimlerin gerçek sahibi benim der gibi bakmakta.
Size ne söylüyorum, atın artık şu seçim gürültüsünü kafanızdan.
Sağınızdan solunuzdan bir pencere açın.