YIKINTI
Enkaz, çoğu zaman doğanın insan eliyle marifetidir, aslında doğal bir felaketin zararlarının insan eliyle katbekat artırılmış halidir.
Yıkıntı olması için öncesinde bir yapının olması gerekir. Yapıyı yapan insan yaptığı işte ne kadar yetkinse, doğa o yapıya o kadar sahip çıkar.
Yetkinlik, kişinin yaptığı işe hâkimiyeti, o işle ilgili bilgisi, sorumluluk bilincidir.
Yanılmıyorsam ünlü fotoğrafçı Sebastião Salgado’nun kendisini anlatan ‘Toprağın Tuzu’ isimli belgeselde, Ruanda. Etiyopya, Sudan, Kongo’da şahit olduğu insanlık dramlarından sonra söylediği bir sözdü: ‘İnsanoğlunu bir yırtıcı, bir tehdit gibi en çok gören tür yine insanoğludur. Hayvanat böyle yaklaşmaz.’
Çünkü tarihi, bir savaşlar tarihi olan insanoğlu, hemcinsine acımadığını kanıtlamıştır.
Çünkü insanlığa, insan kadar zarar verebilecek başkaca mahlûkat yoktur. İnsanoğlu kendini kontrol altında tutması gerektiğini, hemcinsine karşı elbette demokratik ve hukuki denetim mekanizmaları tesis etmesi gerektiğini yaşadığı acılar neticesinde öğrenmiştir.
Doğal felaketler neticesinde yaşanan acılar, masumların dramı, mağduriyeti de; taşıyamayacağı sorumlulukların altına sorumsuzca girenlerin marifetidir. Bunların ve bunları denetlemekle yükümlülerin mağfiret beklentisi biline ki nafiledir.
Denetim mekanizmalarının etkin çalışması, iyi niyetli, masum insanları, bilgisizliğin, sorumsuzluğun, yetkin olmamanın ve ahlaki erozyonun olası tehditlerinden korumak için olmazsa olmazdır. Aksi halde neredeyse 450 – 500 yıl önce yapılan yapılar depremlerde ayakta kalırken 20 – 30 yıl önceki yapılar maalesef ardında büyük acılar bırakarak yıkılmaktadır.
Güvenmeden hayatımızı idame ettiremeyiz. Çevremize güveneceğiz, kurumlarımıza güveneceğiz, memurlarımıza, amirlerimize, mühendislerimize, müteahhitlerimize güveneceğiz.
Ama bu güvenimize dayanak olması gereken unsurların varlığından emin olarak. Öyle ki yetkin denetim memuru, sorumluluk sahibi yöneticiler, vicdan ve ahlak sahibi yükleniciler, bilgili mühendisler, becerikli teknisyenler ile caydırıcılığı kanıtlanmış etkin bir biçimde işleyen hukuk sistemi.
Aristoteles’in bir sözü var: ‘En büyük suçlar, zorunlu olanı değil, fazla olanı elde etmek için işlenir.’
İşinin hakkını vermeyenlerin marifeti ihmalden değil suç işlemektendir. İnsan hayatını riske atıyorsa en büyük suçlardandır ve belli ki ihtiyacından fazlası için işlenmiştir.