İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk(11)
Aşık Derdimend´in çayırına bakarken bir süre de olsa aklıma hücum eden bu düşüncelere dalsam da, bugün o bahçenin halinin hiçte bana dünkü sıcaklığı veremediğini elbette(belki de?) hissedeceğim...
Bu gün bahçeyi ortadan ikiye bölen söğüt ağaçlarını, yine bahçenin sanki yıkılmış dağılmış gibi, görünen perişan halini gördükçe? Dünkü sıcaklığını umarak bir hayli bekleyeceğim. Kim bilir belki de, o beklentiyi ummanın ötesine çıkaramayacağım. O çayırın bana bugün görünen yüzünün garip bir soğukluğunu hissedeceğim. O çayırında sanki çocukluğunu, gençliğini çoktan geçirmiş olduğu zamanları yaşıyor gibi bir hali yaşadığı hissine kapılacağım.
İnsanlar için(kendini bilenler için) her yaşın ayrı bir güzelliği olduğu bilinirken,o çayır, o zemin sanki bunlardan habersiz gibi,?üzerinde bir zamanlar oynayan çocuklar tarafın dan terk edilmenin hüznüne dalmış,efkarlı günler geçiriyor? gibi olan bir halini hemen fark edeceğim.
O çayırı mevcut hali ile kendime yabancılaşmış hissederek? Sanki ?o oranın ruhu gitmiş; bedeni harap olmuş? gibi bir hal almış, demekten kendimi alamayacağım.
Bekir Oflaz amcanın yıllarca o bahçeye ve içerisinde bulunan ağaçlara verdiği emeği ve zahmetin izlerini beyhude arayacağım. Ancak; o bahçede topun peşinde koştuğum günlere, o bahçenin gönlümde oluşturduğu,? müstesna yerine?, bugün ki halinin aklıma getirdiği düşüncelere ve gönlüme verdiği burukluğa hepten takılıp kalmamaya dikkat edeceğim.
Orada çocukluğumda geçirdiğim güzel günlere, oradan bahis açılacağı zaman ilk aklıma gelecek olan Bünyamin (Oflaz) ağabeyin, içime dolduracağı hüzne neden olacak duygulara, hiç olmazsa şimdilik daha fazla meydan verdirmemeye çalışacağım.
O çayır diyince ilk akla gelenlerden olan ve çocukluk yıllarından sonra Almanya´ya giden ve en son gördüğümde, aklı hep bu çayırda, bu çayırdaki arkadaşlarında olan Mehmet Seyhan´ı, gülen yüzü, ürkek hareketleri, topun peşinde koşmaya hazır bakışları ile gözümün önünden geçiyor gibi hissedeceğim.
Sadece bunlarımı? Elbette değil. O bahçeden geriye dönerken mevcut camii arkasında bulunan şimdi imam evi olan evin yerinde bulunan Hacı Musa(Aydın) emminin yaptırdığı bilinen eski camisini? O camide okulların tatil dönemlerinde gittiğimiz Kuran kursu dönemlerini muhakkak hatırlayacağım.
O gün o kuran kursuna gittiğimiz günler deki bütün arkadaşlarımız da bir bir aklıma gelecek mutlaka. Ogün ki bilinen mahalleli çocukların dışında, Fuat Ünsal O mahallede doğmayan ancak o gün aynı mahalde bizlerden biri olarak aramızda bulunan, Sungur ve Yalçın Kangal, Kardeşler, Adnan? Tabi daha niceleri? Elif cüzünü bitirirken okuduğumuz, ?Elif bey üstün ep çim dal üstün ced ebcet. Hey vav üstün?? diye devam son sayfasındaki çabalarımız. Tabi daha, neler neler? Yazdıkça uzayan, uzadıkça beni halden hale sevk eden ve artık kendi kendime yeter diyeceğim nice yaşanmışlıklar.
Hatırlanacak olan nice hatıralar, beynime hücum ederken, onlardan bütün hissiyatımla sıyrılmaya çalışmakta elbette bir hayli zorlanacağım. Ama devam etmem gereken bir yolculuk olduğunu da unutmayacağım.
İşte o yüzden ırmak´a doğru gitmekte olan yolculuğuma devam etmek üzere yüzümü bir süre sonra o tarafa bakmaktan çevirerek İşte asıl yürüyüşüme oradan başlayacağım.
Orada heyecanım, orada hüznüm, orada geçmişi yâd edişim daha bir artacak. Dışımdan belli olmayacak iç çekişlerim? Yürek çırpıntılarım alıp götürecek beni bu günden o günlere?
Mahallenin eski büyüklerini; Hatın (Üngör) bacıyı, küçük ve büyük Döne bacıları, Sofu babayı, Hacı Musa Emmiyi, Osman Dayıyı, Mustafa Emmiyi(Aydın) ve elbette o zaman o mahallenin eski aşina olduğum diğer nice büyüklerini hatırlayacağım bir bir...(Bu bacı ve emmi tabirleri bize ait olmayan, o gün ki zamanda bizden büyüklerin, babalarımızın, annelerimizin mahallenin diğer büyüklerinin ağzından çıkan tabirler. Bizim içinse bu tabirler onların sanki ismi.)
O zaman İçime başka kasvetler çökecek ve tabi ben o zaman başka iklimlere başka hüzün ve kederlere dalacağım. Elbette, ?olmamasına? mani olamadığım?
Haftaya devam edelim inşallah.