KARŞILIKLI
Bunun bir nedeni de ötekileştiren jargon aynı zamanda tepki yaratmaya yöneliyor. Çünkü siyasi kutuplaşma bu tepkinin şiddeti ile besleniyor. Bu tepkinin şiddetinden beslenen sadece siyasi ayrışma değildir. Karşılıklı iletişim kültürünün zayıflığından istifade ile karmaşaya yol açmaya niyetli dâhili ve harici bedhahlar da bu fırsatı değerlendirmek istiyor.
Toplumun gelişmişlik düzeyi arttıkça tepki olarak şiddetin yerini empati ile yapıcı diyaloglar alıyor. Yaftalamak sağduyu karşısında biçare kalıyor. Fakat bunun için de önce dinlemek, anlamaya çalışmak ve dinletmekle anlatmak arasındaki farkın ayırdına varmak gerekiyor. Bu fark ikna yönteminin de türünü belirliyor.
Örneğin, bilim adamı vasfı taşıyan birtakım kimselerin, meslektaşlarının ve öğrencilerinin demokratik eylemleri karşısında sarf ettiği sözlere bakarak bile akademik kurumların özerklik talebinin yerinde olduğu kanaatine varabiliriz. Zira bu şekilde, bilim adamı vasfına yakışmayan, tehditkâr ve yıkıcı yaklaşım sergilemek akademik unvan sahibi kişiler için bu derece kolay olmayacaktır. Liyakat esasında akademisyenler için bu gibi çıkışlar anlamını yitirecektir.
Demokrasinin gereği, temsilcilerinin, halkına ekonomik durum ya da toplumsal statüsü ne olursa olsun eşit yaklaşım sergilemeleridir. Buna karşılık yurttaşların da taleplerinde bireysel imtiyazdan ziyade toplumsal fayda gözetmesi gerekmektedir.
Denetim mekanizması olarak normlar, özellikle de yazılı olanlar, bu yaklaşımın mesafesini dengede tutar. Yasama. Yürütme ve Yargının birbirinin etkisi altında olmadığı Güçler Ayrılığı ilkesinin yürürlükte olması siyasi aktörlerin karşılıklı mücadelesini yukarıda bahsettiğimiz dahili ve harici bedhahların çıkar sağlayamayacağı bir zemine oturtacaktır.
Yine örneğin, Parlamenter sistemde kanun yapıcı Meclis olduğundan ve Meclis toplumun hemen her kesiminden oluştuğundan vekillerin görüşleri dikkate alınarak yapıldığında kanuni olanın hukuki olmama olasılığı düşüktür.
Yürütme erki yapılan kanunların uygulanmasından sorumludur. Ancak bu uygulama esnasında kanunları yorumlama işini Yargıya bırakmalıdır. Yargının bağımsızlığı, kanunların siyasi etki altında kalmadan herkese eşit olarak uygulanması için olmazsa olmazdır.
Küreselleşme neticesinde ekonomi ve politikanın dünya dinamiklerinden bağımsız belirlenmesi zordur. Bu bağlamda Adalet kavramına da evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde bakmak yerinde olacaktır. Hukuk devleti olmanın gereklerinden taviz vermeden hukukun tüm evrensel ilkelerine
riayet etmek hem ulusal hem uluslar arası ilişkiler açısından iyileştirici en büyük etkenlerden biridir.