DOLARLA MAAŞ
TV programında Ahmet Hakan, Hazine Bakanımız Sayın Berat Albayrak'a, Doların TL karşısında değer kazanmasından endişe edip etmememiz gerektiğini soruyor. Sayın bakan belli ki yadırgadığı soruya gayet bilimsel bir cevap veriyor:
-Dolarla mı maaş alıyorsunuz?
Yani; neden endişelenesiniz ki?
Dolarla maaş almamanın dayanılmaz hafifliğine ermiş bir toplum olarak Hazine Bakanımız Sayın Berat Albayrak'ın gazeteci Ahmet Hakan'ı teselli etme çabasını takdir etmekle birlikte, üzerindeki ceketi muhtemelen Euro ile --değilse bile fiyatı Euroya endeksli olarak TL ile- satın almış olma ihtimali çok yüksek olan Ahmet Hakan'ın tatmin olmuş görünme çabası da en az o kadar takdire şayandır.
Ben de maaşımı Dolarla almıyorum; fakat Temmuz ayının yirmisinde, yurtdışında üretilecek bir ürünün fiyat ve üretim onayını verdim. Ağustos ayının altısında gümrükten geçen ürün için yerel temsilciye siparişten teslime kadar geçen sürede Euronun yükselişinden dolayı yaklaşık yüzde sekiz oranında kur farkı ödedim.
Asgari ücret net 2.324,70 TL. Yüzde sekizi 185,98 TL. Aradan geçen on yedi günlük sürede asgari ücret bazında Euro 185,98 TL değer kazanmış. Tabii burada bir konuyu atlıyoruz:
- Asgari ücret Euro ile ödenmiyor.
Bu açıdan bakınca dövizdeki dalgalanmanın asgari ücretli çalışanla ilgisi yok hatta ücretli çalışan hiç bir beyaz ya da mavi yakalıyla ilgisi yok.
Ücretli çalışan kesimi etkilemeyen bu durum esnafı etkiliyor mu? Elbette hayır! Ekmeği Euro karşılığı satan bakkal ya da market gördünüz mü?
'Hafiza-i beşer nisyan ile maluldür' derler. Ben de yaklaşık yirmi sene önce gördüğüm ekonomi derslerinde öğrendiklerimi bugün pek de hatırlamıyorum. Dolayısıyla bilimsel olarak açıklayamam; fakat irfani olarak söyleyebilirim ki küresel ekonominin etkileri hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda.
2019 yılında ülkemizden çıkan döviz ülkemize gelen dövizden 30 milyar dolardan daha fazla. Asgari ücretteki farkı algılamamız, bu seviye dövizin bize kaybettirdiğini anlamamızdan daha kolay belli ki. Bunun anlaşılamamasının dayanılmaz hafifliğine ermiş olanların da ücretliler ve esnaf olmadığı ortada.
İşverenin, sanayicinin yurtdışından temin ettiği hammadde ve ara mala ödediği kur farkı ücretlinin maaş artış potansiyelini düşürür. Maaşı artmayacak olan ücretli, esnafın satış potansiyelini düşürür. Buğdayı Dolarla alan, tohumu Dolarla alan, ekmeği Dolarla satıyor demektir. Ekmeği Dolarla alan Ahmet Hakan'ın da maaşını hangi para birimi ile aldığı bu bağlamda önemli değildir. En nihayetinde alım gücünü yukarı ya da aşağı etkileyecektir.
Söz konusu, Doların TL karşısında değer kazanmasıysa, aynı durum TL'nin Dolar karşısında değer
kaybetmesi olarak da ifade edilebilir. Türkiye'den 8 TL'lik ürünü 1 TL'ye alabilen, 8 TL'lik işçiliği 1 TL'ye yaptırabilen bir Avrupalı nasıl ki 'bize ne TL'den' demeyecekse biz de 'bize ne Dolardan, Eurodan' diyemeyiz.
Jim Rohn'un bir sözü var: “Bir şeyi yapmak isterseniz, bir yolunu bulursunuz. İstemezseniz de bir bahane bulursunuz.”
Türk Lirasına yabancı paralar karşısında değer kazandıracak olan, bulunacak yoldur; bahaneler değil.