İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk (13)
Kim bilir belki de, o anda benimle o bahçede yürümekte olan kişi için çokta bir anlam ifade etmeyecek o tarlanın bulunduğu yer. Bense o tarlaya bakarken; o gün benim kuşağıma ait çocukların, o tarlaya olan ilgisini muhakkak hatırlayacağım.
Benim ve benden büyük kuşakların o tarlaya karşı olan ilgisinin ortaya çıkarttığı, Hatın bacı,? ya bizi görürse korkusunu.? o ilgi sahibi kişilerin adına, bugün de muhtemelen hatırlamış olacağım.
Nice düşünceler içerisinde ben orada yürürken... Bilemiyorum ?kaç nesil´in?, o söğüt ağaçlarından yapılan zıpcıkları, düdükleri, sapan lastiği için, kırdıkları söğüt dallarını, hele hele çelik çomak için gövdesinden ayrılan daha başka nice dalları?
O dalların koparıldığı ağaçları, o ağaçların yerinde olup olmadıklarını, bu işleri yapmakta mahir olan çocukları, o ağaçlarda taşlanan kuşları ve elbette nice yaşananları düşünerek devam edeceğim. Gözüm bir ara mutlaka yolumun sağ tarafın da olan Nugay emminin(Bekir Aksoy´un) bahçesine çevrilecek çevrilmesine de, onun o bahçedeki varlığının ağırlığın da yerinde kalmamış olduğunu göreceğim haliyle. Yinede onun dünden bugüne aynı kalan evine tanıdık bir yüzle bakacağım elbette.
Eski mezbaha nenin olmayan hizasına gelince, bileceğim ki artık her an bir yerlerden,? bir köpek çıkar mı?? korkusu olamayacak içimde. Oradan ara yola dikenli teller yüzünden, geçemeyeceğimizi anlayınca tabi birazda memnun kalarak?
Yolumu yaklaşık yüz eli ikiyüz metre daha uzatmış olmaktan memnun olacağım. Oradan ilerlerken sol tarafa doğru gözlerim kayıp Hacı Musa emminin refakatinde;?yağmur duasına çıkmış olan çocukları,? onların yine Hacı Musa emminin tarifleri ile namaz kılıyor oldukları halleri gözümün önü gelecek.
Namaz sonrası Hacı Musa emminin yaptığı yağmur duasına o çocukların toplu bir halde bütün masumiyeti ile âmin diyor olmaları, o sesin ruhumdaki yankıları, damağımdaki hazzı ve gönlümdeki huzuru bir başka şekilde görünüyor olacak gözlerime. Oradaki çocukların
Sesleri cıvıltıları geçmiş zamandan günümüze aynı içtenliği ile geliyor gibi hissedeceğim bir anda.
Sonrasında, önde giden iki çocuğun uçlarından tutukları bir ağaç dalı üzerinde olan yaş bir çabut parçası olduğu halde gurup halinde yürüyorlarken? O meşhur nida olan;
Yağ yağ yağmur, teknede hamur,
Ver Allah´ım ver sicim gibi yağmur. Sözlerini tekrarlayarak mahalleye doğru yönelen bu gurubun yürümeleri? Bu tür yürümelerde hatırladığım her seferinde yağan yağmurla ıslanarak evlerine ulaşan çocuklar.
Bu tarla biliyorum ki onların, o hatıralarını da toprak sadakatiyle gönlünde taşıyordur. Ben yazılan yazılmayan nice yaşanmışlıkları burada da aklımda beynimde zihnimde evirip çevirirken?
Bir bakacağım ki Hasan Pelit´in harmanlığının hizasına çıkan ara yola yürüyerek arkadaşımla beraber ulaşmış olacağız. O ara yola çıkınca biraz önce geçtiğimiz mesafedeki durgunluğumun yerini, belki de başka haller alacak!
Haliyle bu bahçe de yapmayı düşündüğüm yolculuğu, başka bir gün yapmayı düşündüğüm için? Asıl yolculuğuma bulunduğum noktadan, yani Yeni Mahalle camii hizasın da kaldığım mesafeden başlayarak devam edeceğim.
Devam edeceğim o mesafede akla gelen kuşaklara onlarla ilgili his ve düşüncelerime haliyle geri döneceğim. O kuşak ki 1930 Kuşağı.
Haftaya devam edelim inşallah?