reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Her evde bir araba

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

İtalya’da bir asgari ücretle iki araba alabilirsiniz, aynı arabadan İngiltere’de bir asgari ücretle üç adet alabilirsiniz. Türkiye’de ise yine aynı model aynı marka bu arabadan bir adet alabilmek için yaklaşık otuz beş asgari ücreti biriktirmek zorunda kalırsınız.

Türkiye’de bir adet araba için harcayacağınız emekle İngiltere’de yaklaşık yüz beş adet İtalya’da yaklaşık 70 adet araba alabilirsiniz. Bu da bırakın her evde bir arabanın olmasını her oda başına ikiden fazla araba sahibi olabileceğinizi gösterir.

Tabii bu durum bu yazı yazılırken geçerli; okunurken Türkiye’deki enflasyonla kaç asgari ücret gerekir bilinmez.

2019 yılında İtalya’da Bologna - Venedik arası tren bileti 12 Euro idi, 2022 yılında bugün 13,85 Euro, yani 3 senede yüzde 15,4 artış olmuş. Oysa 2019 yılında YHT ile Ankara – Eskişehir arası 31 TL iken 2022 yılında bugün 82 TL, yani 3 sene sonunda tren biletindeki artış yüzde 164,5 olmuş. Şehirlerarası otobüs biletlerine değinmiyorum zira içinden çıkamayabilirim.

Verimlilik esasını gözetmesi gereken devletin şehirlerarası toplu taşımasının, yolcuya km başına neredeyse 35 kuruşa mal olduğunu düşünürsek otomobille seyahatin maliyetini siz düşünün. Bunun vergisi, trafik sigortası, kaskosu, muayenesi, bakımı derken…

Pekâlâ bu durumda ülkemizde Her hanede araba var mı?

Ankara’da 3,4 İstanbul’da 4,9 Sivas’ta 7 Hakkari’de 126 kişiye bir araba düşüyor. Ayrıca her 1.000 kişi başına düşen otomobil sayısı Avrupa ülkelerinde Türkiye’dekinden 2-3 kat aralığında daha fazla.

Biz yine de her hanede araba olduğunu varsayalım.

Biz de varsa Avrupa’da haydi haydi her evde bir otomobil vardır; ancak Avrupalının bu kolaylığa rağmen bisiklete binme merakı da var.

Bisiklet kullanımının en yaygın olduğu kıta Avrupa, buna karşılık örneğin Güney Afrika gibi halkının gelir düzeyi çok düşük olan bir ülkede de bisiklet kullanımı çok yaygın.

Ancak arada fark var; biri ekonomik refahın getirdiği farkındalık imkânı ve sağlıklı yaşam hevesi ile çevre bilincinden kaynaklı iken diğeri düpedüz yokluk ve yoksullukla alakalı. Aynı şekilde Hindistan mesela zengini ile fakiri arasındaki tercihler bilinçten ziyade tamamen maddi unsurlarla alakalı.

Şimdi biz marketteki fiyatlara bakarak beslenme ve ev fiyatları ile kiralardaki fahiş artışlara bakarak barınma gibi ihtiyaçlar hiyerarşisinin ilk basamaklarını karşılamakta zorluk çekerken neden illa bir araba sahibi olmak isteriz ona bakalım.

Araba bizim için lüks ya da ihtiyaç olmaktan ziyade gelecek kaygısı ile başvurulan bir yatırım aracıdır. Tıpkı bir evim olsun barınayım, eğitimim olsun iş bulabileyim dediğimiz gibi arabam olsun da ileride sıkışırsam satarım ya da ev alırken değerlendiririm düşüncesiyle alırız. Yoksa biner gezeriz ya da tatile gideriz düşüncesi ile araba sahibi olanımız nispeten azdır.

Yatırım olarak algılandığından da gerekirse borçlanarak ve diğer birçok sosyal ihtiyaçlardan feragat edilerek araba sahibi olmaya çalışılır bizde.

Kısaca göstergeler her yerde aynı nedene bağlı olmayabilir. Nasıl ki Avrupalının bisiklete binme nedeni ile Güney Afrikalının binme nedeni farklıysa bizim de arabamızın olması ekonomik refah içerisinde olduğumuzu göstermeyebilir hatta tam tersine de işaret edebilir.

Bu nedenle ekonomik refahtan bahsedeceksek önce doğru göstergeleri tespit edip sonra onları nedenleri ile değerlendirmenin gerekliliği kaçınılmazdır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...