Allah Temizlenenleri Ve Tevbe Edenleri Sever
Peygamberimiz, ramazan ayının başı rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur buyuruyor. Yani arınma ayıdır ramazan. Gafil olmayı bırakıp bu ayın güzelliklerinden istifade etmek gerekir. Mağfiret, günahların Allah tarafından bağışlanması demektir. Allah, kendisinden af ve mağfiret dileyen kullarını bağışlar ve günahlarından arındırır. Rabbimiz şöyle buyurur: “Muhakkak ki ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, böylece doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.” (Tâ-Hâ, 20/82).
Bağışlanmak için öncelikle tevbe etmek gerekir. Sonra inanarak hem kendisi için hem de başkası için güzel ve faydalı işler yapmalı ve istikamet üzere olunmalıdır. Tevbe, kötülük yaparak ve günah işleyerek yolunu kaybeden müminin Allah’a yönelmesi, bilerek ya da bilmeyerek yaptığı günahlardan pişmanlık duyarak bir daha yapmamaya karar vermesi ve Allah’tan af dilemesidir. Tevbe, bir kulluk görevi olarak Allah’ın huzurunda insanın pişmanlığını ve acziyetini ifade etmesidir. Tevbe aynı zamanda kulun Allah’a bağlılığının ifadesidir. Zira günah işleyen kul “gidecek başka kapım yok” dercesine yine Allah’a yönelmekte ve ondan af dilemektedir. Bu nedenle Allah Teâlâ kendisine yönelen kalpleri, yalvaran dilleri ve açılan elleri geri çevirmez. Zira Allah, ayıpları gizleyen, günahları affeden ve tövbeleri kabul edendir.
Nisyan ve gafil olma vasfını taşıyan insanın hayatı devam ettiği sürece hata yapma olasılığı da devam edecektir. Dolayısıyla önemli olan her hatadan sonra Rabb’imize dönüp ondan bizi affetmesini dilememizdir. Onun af ve mağfiretine güvenerek rahmetinden ümit kesmemektir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “…Ey kendilerine karşı haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar; çünkü yalnız o, çok bağışlayıcıdır, merhametlidir.” (Zümer, 39/53). Bu ayet, kendisine ortak koşulması dışında ve tevbe edip kötülüklerden dönmek şartıyla Allah’ın bütün günahları bağışlayacağını göstermektedir.
“ Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’tan beni bağışlamasını diler, tevbe ederim.” (Buhari, Daavat 3.)
Peygamberimiz’in günah işlemekten korunduğunu, dolayısıyla onun hiçbir günahı olmadığını biliyoruz. Buna rağmen hadiste geçtiği üzere, her gün birçok defa tevbe etmesinin sebebi, ümmetine tevbe ve istiğfarın önemini göstermektir. Peygamberler Cenab-ı Hakk’ı en iyi bilen ve tanıyan kimseler oldukları için, O’na herkesten çok ibadet ederler; herkesten çok şükrederler. Dolayısıyla, Benim sevgili Peygamberim, hiç günahı olamadığı halde her gün bu kadar tevbe ederse, günahlara boğulmuş olan ben binlerce defa tevbe ve istiğfar etmeliyim mesajını vermektedir.
İşlenen günah kul hakkını ilgilendirmiyorsa tevbe etmenin 3 şartı vardır:
1-O günahı terk etmek,
2-Onu yaptığına pişman olmak,
3-Bir daha yapmamaya karar vermek.
Bu şartların yerine getirilmesiyle yapılan tevbeler kabul edilir. Çünkü tevbe, kuru kuruya bir pişmanlık değildir. Tevbeyle Allah’a yönelmemiz, ondan af dilememiz ve iyi ameller işlememiz gerekir. Çünkü “… iyilikler kötülükleri yok eder...” (Hud, 11/114).
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.
Cahit Sıtkı’nın Yaş 35 şirinde belirttiği üzere; İnsan olarak bizler ölümün ne zaman ve nerede karşımıza çıkacağını bilemeyiz. O hâlde bize düşen; tevbede acele etmek ve tevbeyi ertelememektir. Nitekim Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de bizleri şöyle uyarır: “Kötülük işlemeye devam eden, ölüm gelip çatınca da ‘Artık tövbe ettim.’ diyen kimseler ile kâfir olarak ölenlerin tövbesi geçersizdir.” (Nisâ, 4/18).
İnsan yanılabilir, günah işleyebilir. Yapılan suç ne kadar ağır olursa olsun, kul hatasını kabul etmeli ve Cenab-ı Hakk’a karşı dürüst davranmalıdır. Günahları sadece O’nun bağışlayacağını bilerek hatasının affı için Allah’a yalvarıp yakarmalıdır. Daha da önemlisi, insan hiçbir zaman ümitsizliğe düşmemeli, günahlarım bağışlanmaz diye düşünmemelidir. Tam aksine benim Yüce Rabbim bağışlayıcıdır, diye hep ümitvar olmalıdır.
“Tevbe eden, iman eden ve iyi davranışta bulunan kimseler hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın cennete gireceklerdir. (Meryem, 19/60).
Kadir Gecesi
8 Mayıs Cumartesi gününü Pazar’a bağlayan gece bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesine ulaşmanın sevinç ve mutluluğunu yaşayacağız. Gelişiyle birlikte oluşturduğu mana iklimiyle gönül dünyamızı mamur eden, iç âlemimizi zenginleştiren Kadir gecesi, Yaratılış bilgisinin ders kitabı ve bütün kâinatın ve varoluşun özeti olan Kur’ân’ın indirildiği gecedir. Kerim Kitabımızda bu gece şöyle anlatılmaktadır:
1. Biz onu (Kur’ân’ı) Kadir gecesinde indirdik. 2. Bilir misin nedir kadir gecesi? 3. Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. 4. O gece melekler ve ruh, rablerinin izniyle her bir iş için iner dururlar. 5. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenlik vardır. (Kadir, 1-5)
Bizler bu gece kendimize sormalıyız: İslam dünyası neden bugün kadrini ve kıymetini kaybetti? Müslümanlar olarak neden birbirimizin değerini bilmez, birbirimize güvenmez, müsamaha göstermez hale geldik? Hz. Peygamberin ümmeti arasındaki kardeşlik, sevgi ve merhamet bağları nasıl bu kadar zedelendi?
Bu gece vesilesiyle kadrimizin ve kıymetimizin yeniden artması, ahlâki olgunluğa ulaşmamız için Kur’ân’ı Kerime daha sıkı sarılalım ve şunları yapmaya çalışalım.
- Allah rızası için namaz kılınmalı, kulluk duygusu geliştirilmeli, Tevbe ve İstiğfar yapılmalı, nefis muhasebesi ile hatalardan dönmeye azmedilmeli, hayra yönelme istikametinde iradeler kuvvetlendirilmelidir.
- Kur’ân okunmalı, Yüce kitaba sevgi ve bağlılık tazelenmeli, Tefekkür edilmeli, Bol bol duâ edilmeli, Peygamberimizin örnekliği, ahlâkı hatırlanmalı ve O’nun Ümmetinden olmanın şuuruna ermeli.
Kadir gecenizi tebrik eder ve bu gecede yapılan dua ve yakarışların, İslam âleminin birlik ve beraberliğine, toplumsal birlikteliğimizin güçlenmesine, İnsanlığın barış, huzur ve saadetine vesile olmasını Cenab-ı haktan niyaz ederim.
Kadir gecenizi tebrik eder ve bu gecede yapılan dua ve yakarışların, İslam âleminin birlik ve beraberliğine, toplumsal birlikteliğimizin güçlenmesine, İnsanlığın barış, huzur ve saadetine, bütün insanlığı etkisi altına alan covid-19 hastalığından kurtuluşumuza vesile olmasını Cenab-ı haktan niyaz ederim.
“Allah’ım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni/bizi bağışla!” (İbn Mace, Dua, 51)