İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk (22)
Çeşmeyi geçerken?
Bu düşüncelerden biraz sıyrıldığım zaman; mutlaka aklıma takılacak ve seyretmeye başlayacağım geçmişe ait film şeridinin- bu arayı kapsayan- ilk karelerinde, Tapucu Kemal Güler beyin evi önünde;?biz oralarda oynarken-tahta sandalye üzerinde ismine layık kem alette ve asalette elindeki gazetesini okurken- oturduğu hali. Oğlu Zafer abi´nin o gün bir çocuğun objektifinde kalan tek keresini?
Arkasından Osman Dayıyı(Özdemir),Sultan bibiyi, Vahap emmi ve Zeynep bibiyi (Göktaş),Arif emmi´ye(Öztürk)ait halleri seyrederek düşünürken, elbette onların ruhlarına dilimden fatihalar ve ihlas duaları dökülecek.
Vahap dayı gilin o büyük evlerinin yerinde olmamasını, görünce ne düşüneceğimi, ise haliyle şu anda kestiremiyorum. Bizim çocukluğumuzda olan o ev, o evde oturan insanlardan geride o mahallede kalan hiçbir eser olmaması bana kim bilir ne düşündürecek!
Kim bilir belki de orada, Üstad gibi:
"Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman´a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim?diyerek yürüyüşüme devam etmeye çalışırım.
Ben daha o mahalleden ayrılmadan çok önce, bizim yine çocukluk yıllarımızda mahallemizden tayini çıktığı için ayrılan, bütün ?Yeni Mahalleli çocuklarının velisi? Hüseyin öğretmeni(Aktekin) onun hep güler yüzlü kıymetli eşini, ilk çocukluk arkadaşlarımın arasında olan oğlu Yükseli, kardeşi Mustafa´yı?
12 Eylül ihtilalini gençliğinde yaşamış görmüş kuşağın temsilcileri olan, ancak dün o mahalleli iken bu gün o mahallede yaşamayan benimde içinde bulunduğum nesilden olan:
Arif ve Kadir Aydını, Erol Albayrak´ı, Nadir Nazik´i, Mehmet, Mustafa ve Nurettin Göktaş kardeşleri, İbrahim ve Osman Gencer kardeşleri, Mehmet ve Arif Yeşiltaşı, o yıllarda Pamuk Pınar Öğretmen okulunda okuyan ve Bekir Büyük Arkın isimli yazarın birçok kitabını alıp okuduğum Mustafa Şahini?
Tabi ki; Doğan ve Kardeşi Mehmet Vatandaşı, Mehmet Karadağ´ı, Binnet Önü, kardeşi rahmetlik Himmet Önü, askerde vefat eden cenazesi bile ilçemize, mahallemize gelmesi kısmet olmamış olan Yunus Ön´ü.
Adana´ya üniversiteye kayıt yaptırmaya giden, ancak geriye cenazesi gelen, bahtsız Ali Öztürk´ü, Şakır Selvi´yi, Daha sonra mahallemize ev yaparak yerleşip aramıza katılan, Yalçın ve Yasin Selvi´ kardeşleri,hatırlayarak!? Onları düşünüp, onlarla çocuklukta geçirdiğimiz günleri fikren ve hayalen yâd edeceğim.
(Hatırlıyorum Ali Öztürk´ün cenazesi sıcak bir yaz günü Kangal´a gelmişti. Mahallenin camii önüne gelen cenazesi gerek mahallemiz, gerekse Kangal için büyük bir infial uyandırmıştı.
Ali liseyi Sivas ta okumuş derslerinde çok başarılı olduğu bilinen bir insandı. Onun akıbeti herkesi derinden yaralamış ve çok üzmüştü.(Onunla Hastane yolunda yürüyerek ne çok konuşurduk, ?o gün gündemde olan? ülke meselelerini.)
Burada isimlerini saydığım ancak ne kadar saysam da mutlaka eksiği olacağını bildiğim daha birçok isimden sonra? Bu gün o kuşaktan olup, gençliğini geçirdiği yol ve sokaklarda şimdi orta yaşı geçirmiş olarak aynı yollar da yürümeye devam eden, Ali Seydi Şahin, Metin Karadağ, Bünyamin Akğedik. Hadi bunlara bir sonraki kuşak olarak ilave edeceğim; H.Mahmut Üngör, Turgut ve kardeşi Hüseyin Aydın, Fatih Selvi, Şadi Selvi´nin kendi kuşaklarının,? bugün o mahalledeki temsilcileri olmanın? bahtiyarlığını hissedip hissetmediklerini de elbette düşüneceğim.
Haftaya devam edelim inşallah