İçimdeki gurbetten yine içimdeki bir hasrete yolculuk(17)
Cumhuriyetin ilanından 1950 yılına kadar 27 yıllık süreyi kapsayan tek parti dönemi 1950 den 1960´a kadar geçen çok partili dönemden sonra?1960 İhtilali ile ülke gündemine giren milli iradeye müdahale anlayışları? 1971 de muhtıra,1980 yılında tekrar ihtilale dönüşse de bir daha tekrar edilemez derken 1997´ yılında bu sefer adı? post modern darbe? olarak kendini gösteriyordu.
1997 yılında gerçekleşen post modern darbe, -artık-bizim kuşağın orta yaşı birazda olsa geçmiş zamanlarına tekabül ettiği için, darbenin anlaşılması ve yorumlanması daha kolaylaştı.
Öyle ya ortada artık bir tecrübe vardı! Hem ister tecrübe olsun isterse olmasın. İsterse her farklı kuşak, farklı anlayışlarla yaşananları yine çok farklı anlayış ve düşüncelerle yorumlarsa yorumlasın, hatta hangi kuşak neyi anlıyor olursa olsun?
Her darbe ve her müdahale dönemlerinde,Ülkenin durumunun nasıl olduğu nasıl anlatılırsa anlatılsın, gerek istendiği gibi!.. Veya söylendiği gibi ilerlemiyor! Aksine her darbe sonrasında ülkenin neler kaybettiği, ne kadar gerilediği daha iyi anlaşılıyordu.
Yıl 2006? -1960 ihtilalin den sonra günümüze kadar 46 yıl geçmiş. Bu arada iki ihtilal, iki muhtıra yaşanmış. Bugün ülkemiz halkın tek başına iktidara getirdiği bir hükümetle yönetiliyor. Ancak hala halkın beklenti ve talepleri olması gerektiği oranda gerçekleşmiyor. ?eğitim, temel haklar vs konuda- ileri sürülen sıkıntılar hala çözülmedi çözülemiyor. Müde- haleler; ?ihtilal üzerine yapılan yorumlar değerlendirmeler eskiyor, eksilmiyor ancak yeni eklenen tarzlarda yenileniyor?
Dünya özgürlükler ve temel haklar konusunda ne yöne gidiyor olursa olsun Ülkenin ters istikamete gitmesini isteyenlerin tesirleri azaltılamıyor?
Bunları da düşünüyordum düşünmesine de... Ama yinede benim aklımda olanlar hep aynıydı. Bir taraf da kafamda bir kuşağa ve onlar üzerinden ülkeme ödetilen ağır bedellerin dert ve üzüntüsü. Diğer taraf dan da çocukluğumun geçtiği bu yol ve mahallenin,? düne dair önlenemeyen özlem ve hatıraları? içerisinde yürümeye devam etmek istiyordum.
İstiyordum istemesine de beni anlayacak, benimle eskileri konuşacak; duygularımı paylaşabileceğim,? birilerini? bu yürüdüğüm yolda bulabilme imkânı var mıydı ki? Gözlerim her bir köşeyi ayrı ayrı tarayarak, her bir taş ve toprak parçasına dikkat ederek, her bir ağaç ve dallara uzansa da, beni içine çekecek bir nesne bulabilecek miydim acaba?
Bulursam ne ala. Bulamasam da,?yine ırmak´a doğrugitmekte olduğum yolculuğuma, en kararlı adımlarla elbette devamedeceğim?
Eski evlerin, yıkık dökük durumları? Yolların mevcut hali, yeni yapılan,? yapıların garip? tarzını seyrederken, Köşe başında bilinen eski konağın yerine yapılan iki katlı betonarme evin, eski çeşmenin karşısında bulunan kerpiç yığma evin yerine yapılan, tek katlı betonarme yapının, dünkü yapıların insana verdiği sıcaklığı vermediğini her görüşümde elbette düşüneceğim.
O günden bu güne nelerin değiştiğini; evlere, yollara, yapılara bakarak, daha iyi tahlil edeceğim elbette haliyle? Daha iyi yapacağım dünle bugün arasındaki mukayeseyi.
Dünü anarken; dün ve bu gün arasında değişen, gelişen; daha iyi olduğunu zannettiğim nelerin olduğunu düşünüp? Ruh ve his dünyamı da içine katarak bazen yapılar, bazen gelmiş geçmiş insanlar? Anlar, zamanlar arası mukayeseler yapacağım.
İlerlemenin yerini gerilemenin, sadeliğin yerini biraz daha karmaşanın, eskilerin yerine konan, yenilenmenin ve haliyle eskimeyen ve eskimeyecek olan tüm hallerin halini fark edip, belki de´ üzüntümün, bütün zerrelerime tesirinin sıkıntısını yaşayacağım elimde olmadan?
Kaybedilen yıllara, ?ömrümüzle birlikte heba edilen zamanlara!?acıyıp? Kandıranlara? Gönüllü kandırılanlara!... Onların neden olduğu şahsi, indi, çıkar uğruna bütün bir memlekete ödettirdikleri bedellere,? kim bilir?? belki de isyan edeceğim!
Haftaya devam edelim inşallah.