reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

ÖZEL OKULLAR

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Gerek kişisel alışkanlıklar gerekse ekonomik kaygılar bu döneme ayak uydurmamızı zorlaştırdı. Bilim Kurulu üyelerinin ferdi uyarıları, doktor olduğunu söyleyenlerin sosyal medyada yayılan ses kayıtları, sağlık uzmanlarının basına yaptıkları açıklamalar ve etrafımızda daha çok görmeye ve duymaya başladığımız corona tedavisi görmeye başlayan insanlar da bu durumun habercisi.

İzolasyondan kasıt Mart ayı ortasından Haziran ayı başına kadar geçen okulların, işyerlerinin kapandığı, evlerimizden çıkamadığımız, şehirlerarası seyahatlerin kısıtlandığı karantina dönemi.

Öyle ki perakende sektörü hariç hemen hemen her kesimin gelirini düşüren hatta işletmeleri kapanma düzeyine getiren, insanları işsiz bırakan, ekonomik olarak halkımızı zor duruma sokan bir dönemden bahsediyoruz. Ekonominin bizleri ne kadar zorladığını merkezi yönetimin '' Biz Bize Yeteriz'' ve yerel yönetimlerin benzeri adlarla finansal kaynak toplamak için yaptığı yardım kampanyalarından anlayabiliriz.

Esnafın ne kadar zorda kalsa da veresiye defterini eline almaya utandığı, tüccarın ise mecburen açtığı cari hesapları ile borçlusuna başvurduğu fakat sonuç alamadığı bu dönemin en kârlı çıkanları verdikleri hizmet ve sattıkları ürünü doğal olarak da kazançlarını katlayan e-ticaret firmaları, market zincirleri ve bu ekonomiye uygun meslek gurupları olmuştur. Üstelik bu dönemin veresiyesi de neredeyse olmadığından -kredi kartları firmalar için peşin sayılır- peşin para ile ticaret de bu sektörlere ayrı bir kazanç sağlamıştır.

Bir de bu dönemin şanslıları vardır; tamamen eski normale göre şekillenmiş, yeni normale ayak uydurma adına bugüne kadar hep önünde olduğunu iddia ettikleri devlet okulları kadar hazırlıklı olmayan, pandemi sürecinde bu açığı kapatabilmek için öğretmenlerinin yoğun fedakârlığına ihtiyaç duyan özel okullar.

Bu okullar içinde bulunulan dönemin parasını zaten daha önce tahsil ettiklerinden pandemi döneminde bir sonraki öğretim döneminin tahsilatına başlamışlardı. Bugüne kadar bu tahsilata devam eden okullar pandemi dönemi kapalı oldukları, bu nedenle de öğrencilerini faydalandırmadıkları hizmetlerin para iadesini de henüz yapmış değiller. Bırakın tüm bu hizmetleri, resmi olarak iade edileceği açıklanan yemek paralarını dahi iade etmiş değiller. Bu durum velilerin sektöre karşı güvensizlik yaşamasına neden olmaktadır. Oysa ki özel okullara fedakarlıkla ödenen ücretlerin temel gerekçesi o kuruma olan güvendir.

Devlet bugüne kadar kısa çalışma ödeneği ile özel okullara verdiği desteği bugünden sonra bu okullara ödeme yapmasına rağmen faydalanamayan velilere yönlendirmelidir. Bunun için covid 19 ile mücadele için belirlenen stratejide önümüzdeki altı aylık dönemde Milli Eğitim kurumları için belirlenen rollerin net bir şekilde açıklanması yeterli olacaktır. İzlenecek resmi yolu kestiremeyen veliler pandemi nedeniyle daha da ağırlaşan günümüz ekonomik şartlarında fedakarlıklarla, beklentiler içerisinde yönlendiği özel okullara karşı maalesef belirsizlik içerisindedir. Bu belirsizlik kazanılabilecek hakların talebine engel teşkil etmektedir.

Velilerin resmi okullar ve özel okullar arasındaki tercih nedenleri, öğretmenlerin resmi okullar ya da özel okullarda çalışma nedenleri kadar çeşitlidir. Sınavların kazanılması ya da kazanılamamasının yanısıra İmkanların olması gibi olmaması da nedenler arasındadır. Zannedildiği gibi maddi ayrıcalıklı sınıfın kümelendiği bir yer değildir özel okullar. Zaten bu sayıda özel okul bu kesimin tercihiyle ayakta kalamaz. Sistem orta gelir düzeyindeki insanları da bu guruba dahil etmiştir. Nice veliler sırf iyi şartlarda eğitim öğretim alacağını düşündüğü için dişini tırnağına takarak ve belki ihtiyaçlarından fedakarlık ederek çocuklarını bu okullara göndermektedir.

Francis Bacon'ın bir sözü var: ''Talih bağrına bastığı adamı aptallaştırır.'' Bu söz kurumlar için de geçerli olabilir. Günün şartlarından tek taraflı istifade etmektense karşılıklı dayanışma ile geleceğe hazırlanmak gerekir. Bize çocuklarımızın potansiyelini açığa çıkaracak, onlara bilim öğretecek ve dürüst davranışlarıyla örnek olacak eğitim öğretim kurumları lazım gelmektedir.

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz bir beyaz eşyanın da üreticisi olan firmanın kurucusu Robert Bosch'un sözünü hatırlamakta fayda var: ''İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim.''

Robert Bosch'un varisleri bu yaklaşımla, bugün ülkemizde iki milyondan fazla satılan buzdolabı pazarında hatırı sayılır bir pay elde etmişlerdir. Kurumsallaştıran ve geleceğe taşıyan erdemlerin başında dürüstlük gelir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...