reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14

BOYKOT

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Nüfus olarak en büyükler, ekonomik olarak son sıralarda yer almaktadır. Suudi Arabistan’ı saymazsak yüzölçümü olarak da aynı.

Türkiye Cumhuriyeti, nüfus ve Gayri Safi Milli Gelir olarak bu ülkelerin hepsinden büyüktür. Yüzölçümü olarak üçüncü sırada yer almasına karşın, gelirin halka dağılımında, yani Kişi Başı Gayri Safi Milli Gelir sıralamasında ise yedinci sırada yer almaktadır. Dâhil olursak, listede, sekizinci sırada İran, dokuzuncu ve son sırada ise Irak var.

Avrupa’ya sorarsanız Türkiye dâhil tamamı Ortadoğu Ülkesidir, yani Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine en çok yaklaştıkları yerlerdeki ülkelerden.

Basra Körfezi’nde bulunan bu ülkelerden İran ve Irak dışında kalan altısı yaklaşık kırk yıl önce Avrupa Birliği benzeri bir topluluk oluşturmak istemişler ve ’Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’ isimli örgütü kurmuşlardır. Bu altı ülke de Monarşi ile idare edilmektedir.

Bugün ürünlerimizi boykot ile gündeme gelen Suudi Arabistan bunlardan biridir. Monarşi ile idare edilen ülkelerde egemenlik kayıtsız şartsız millete ait olmadığından boykotun kaynağı ile ilgili düşünmek gerekir. İdarecilerinin resmi bir politika olmadığını belirttiği bu boykotun, rejim itibariyle, halkın özgür iradesiyle ortaya çıkmış olma olasılığı ne kadardır?

Monarşinin bir diğer özelliği de idarenin aile bireyleri arasında el değiştirmesidir. Bu da aile bireylerinin yaklaşımlarının genetik miras nedeniyle yıllar da geçse çok fazla değişiklik göstermeyeceğini düşündürebilir. Anlamamız gereken bu durumda hükümdarların uyguladığı dış politikanın zamanla yapısal faktörlerden arınmasını ummaktansa tarihin yol göstericiliğinde ihtiyatlı hareket etmenin gerekliliğidir.

Türkiye Cumhuriyeti, laiklik ilkesi doğrultusunda Doğu ile olduğu kadar Batı ile de iyi ilişkiler kurabilme zemini elde edebilmiştir. Diplomasi, gerektirdiği yetkinliğe ulaşmış ellerde, ülkemizi, bugününde ekonomik tehditlere maruz bırakacak geçmiş siyasi yaklaşımların önünü zamanında alabilecekken, attığı sağlam dış politika zeminiyle de en azından bu gibi tehditlere kulak asmayacak konuma yerleştirecektir.

Yine de nedeni ne olursa olsun halkı halkımızdan iki kat zengin; zengini de dünya çapında zengin bir ülkenin ürünlerimiz ve turizm anlamında ülkemizi boykot etmesinin ekonomik sonuçları olacaktır ki Suudi Arabistan Ticaret Odası başkanı 20 milyar dolar gibi bir zararı telaffuz etti bile.

Bir zamanlar portakal sıkarak Hollanda’yı protesto etmiştik. Suudi Arabistan daha yaratıcı bir yol bulmazsa muhtemel maddi zararımız pek de fazla olmayacaktır. Yeter ki dış politika diplomatlarıyla, uzmanlarıyla emin ellerde olsun.

Bu arada, Hollanda’nın kişi başına düşen gayri safi milli gelirinin de Suudi Arabistan’la neredeyse aynı olduğunu belirtelim.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...