reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Yıkıntı- 2

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Nietzsche’ye göre, benim anladığım, gözümüzü dört açıyorsak kulağımızı sekiz açmalıyız ki gerçek olanın farkına varıp yalana karşı korunabilelim. Çünkü çok fazla kişisel olan ve bilimsel olmayan bilgiye maruz kalıyoruz. Bu yüzden de dinleyen olmalıyken söyleyenden arif, uzaktan seyrediyor neredeyse her ikisini de maarif. Tarafsız haberin özgürlüğünün kıymeti her geçen gün daha fazla anlaşılıyor.

Francis Bacon, ‘İnsanlar, okullarda inanmayı öğrenir’’ demiş. Sorgulamayı öğretemeyen bir okulun mezunu mimar, mühendisi, para hırsıyla etrafını parçalamaya hazır bir yüklenicinin sadece imza elemanı olmaktan alıkoyacak değerler nasıl tesis edilebilir?

Yine, ‘’Üniversiteler her türlü beceriyi geliştirir; beceriksizlik becerisini bile.’’ demiş Andre Gide. Sorgulama, araştırma yetisi budanmış ya da hiç kazandırılmamış bir meslek mensubunun diploması etiket görevi görmekten öteye geçebilir mi? Böylesi insanlara iş emanet edilebilir mi? Hayati mevzularda karar alanlarında cirit atan bu tipler, iyi eğitim görmüş, gerçek uzmanlardan nasıl ayırt edilir ve sahadan nasıl çekilir? Takdire şayan hocalar ve üniversitelerin, kendi alanlarında kalitesiz olanı ifşa etme sorumluluğu olmalıdır. Bir ülkede eğitimin kalitesi, o ülkede insan hayatına verilen değeri gösterir.

Okur yazar oranını artırmanın aynı zamanda yetki vermek dışında bir yolu yok. Ancak her yetkili de yetkin olmuyor maalesef. Bu nedenle istatistiksel verileri medeni ülkeler seviyesine çekmeye çalışırken mümkün olduğunca altını doldurmakta fayda var. Aksi halde istatistikler gelişimin tam tersi yönde artış gösterecektir.

İnsanlara, ihtiyacından fazlasını vazgeçilmez kılmak için yaratıcı pazarlama çalışmalarına imza atan haberleşme şirketleri bu sayede kazandıkları paralarla dünya borsalarında işlem görecek seviyeye gelmiş; ancak kendi ülkesinde, kendi şehirlerinde özellikle en fazla ihtiyaç hissedilen afet dönemlerinde maalesef işlevsiz kalmışlardır.

Reklamın amacı, hizmetini geniş kitlelere tanıtmak olmalıyken, bu durum bazı GSM şirketleri tarafından, tarafsızlığını yitirmiş ve bu nedenle de güvenilirliği sorgulanarak toplum tarafından okunurluğu ve izlenirliği azalmış medya kuruluşlarına, ilan yoluyla maddi kaynak aktarımına dönüşmüş, izlenimi vermektedir. Stratejik sektörlerin politize olmasının kaçınılmaz olumsuz etkileri maalesef en olmaması gereken zamanlarda kendini göstermektedir. Andre Gide, bunu güzel özetlemiştir: ‘’Rahatlık içinde, düşünce uykuya dalar.’’

Rahatlığı sadece rehavet için fırsat görenlerin yol açabileceği tahribatın dereceleri yüzyıllar boyunca tarih sayfalarında yerini almıştır. İnsanoğlu bunun önlemini yine kendini denetime tabi tutarak almakta bulmuştur. Bu nedenledir ki her makam her mevki ve yapılan her iş için hukuk kurallarına uygun bir denetim mekanizması tesis edilmiştir. Tesis edilmiş olan bu denetim mekanizmalarının zayıflamaması ve politize olmaması için gereken her türlü önlem alınmalıdır. Bu önlemlerin en başında da ‘’Güçler Ayrılığı’’ ilkesine tavizsiz uyulması gelmektedir.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...