Yıkıntı- 2
Nietzsche’ye göre, benim anladığım, gözümüzü dört açıyorsak kulağımızı sekiz açmalıyız ki gerçek olanın farkına varıp yalana karşı korunabilelim. Çünkü çok fazla kişisel olan ve bilimsel olmayan bilgiye maruz kalıyoruz. Bu yüzden de dinleyen olmalıyken söyleyenden arif, uzaktan seyrediyor neredeyse her ikisini de maarif. Tarafsız haberin özgürlüğünün kıymeti her geçen gün daha fazla anlaşılıyor.
Francis Bacon, ‘İnsanlar, okullarda inanmayı öğrenir’’ demiş. Sorgulamayı öğretemeyen bir okulun mezunu mimar, mühendisi, para hırsıyla etrafını parçalamaya hazır bir yüklenicinin sadece imza elemanı olmaktan alıkoyacak değerler nasıl tesis edilebilir?
Yine, ‘’Üniversiteler her türlü beceriyi geliştirir; beceriksizlik becerisini bile.’’ demiş Andre Gide. Sorgulama, araştırma yetisi budanmış ya da hiç kazandırılmamış bir meslek mensubunun diploması etiket görevi görmekten öteye geçebilir mi? Böylesi insanlara iş emanet edilebilir mi? Hayati mevzularda karar alanlarında cirit atan bu tipler, iyi eğitim görmüş, gerçek uzmanlardan nasıl ayırt edilir ve sahadan nasıl çekilir? Takdire şayan hocalar ve üniversitelerin, kendi alanlarında kalitesiz olanı ifşa etme sorumluluğu olmalıdır. Bir ülkede eğitimin kalitesi, o ülkede insan hayatına verilen değeri gösterir.
Okur yazar oranını artırmanın aynı zamanda yetki vermek dışında bir yolu yok. Ancak her yetkili de yetkin olmuyor maalesef. Bu nedenle istatistiksel verileri medeni ülkeler seviyesine çekmeye çalışırken mümkün olduğunca altını doldurmakta fayda var. Aksi halde istatistikler gelişimin tam tersi yönde artış gösterecektir.
İnsanlara, ihtiyacından fazlasını vazgeçilmez kılmak için yaratıcı pazarlama çalışmalarına imza atan haberleşme şirketleri bu sayede kazandıkları paralarla dünya borsalarında işlem görecek seviyeye gelmiş; ancak kendi ülkesinde, kendi şehirlerinde özellikle en fazla ihtiyaç hissedilen afet dönemlerinde maalesef işlevsiz kalmışlardır.
Reklamın amacı, hizmetini geniş kitlelere tanıtmak olmalıyken, bu durum bazı GSM şirketleri tarafından, tarafsızlığını yitirmiş ve bu nedenle de güvenilirliği sorgulanarak toplum tarafından okunurluğu ve izlenirliği azalmış medya kuruluşlarına, ilan yoluyla maddi kaynak aktarımına dönüşmüş, izlenimi vermektedir. Stratejik sektörlerin politize olmasının kaçınılmaz olumsuz etkileri maalesef en olmaması gereken zamanlarda kendini göstermektedir. Andre Gide, bunu güzel özetlemiştir: ‘’Rahatlık içinde, düşünce uykuya dalar.’’
Rahatlığı sadece rehavet için fırsat görenlerin yol açabileceği tahribatın dereceleri yüzyıllar boyunca tarih sayfalarında yerini almıştır. İnsanoğlu bunun önlemini yine kendini denetime tabi tutarak almakta bulmuştur. Bu nedenledir ki her makam her mevki ve yapılan her iş için hukuk kurallarına uygun bir denetim mekanizması tesis edilmiştir. Tesis edilmiş olan bu denetim mekanizmalarının zayıflamaması ve politize olmaması için gereken her türlü önlem alınmalıdır. Bu önlemlerin en başında da ‘’Güçler Ayrılığı’’ ilkesine tavizsiz uyulması gelmektedir.