reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Sivas, Sivas olalı böyle çevreci görmedi

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Esnaflık, kamyonculuk, taksicilik derken saçları ağarır...

Tek başına geldiği gurbet elde çoluk çocuğa karışır...

Gün gelir, devran döner...

Hayatını 1968’den 2006’ya kadar İstanbul’a vakfeden adamı memleketi geri çağırır...

İstanbul ana kucağı gibi bağrını açar amma, “Gelene git, gidene kal demez”...

*

Gurbete daha fazla tahammül edemeyen Selim Petek hayat arkadaşı, gönüldaşı yârini de peşine takıp gerisin geri doğduğu topraklara döner...

Uçsuz bucaksız kıraç topraklara...

Köyünde gölgelenmek için yeterince ağacın olmamasına içerler...

“Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz” düsturu gönlüne düşer...

Çeker besmeleyi...

“Şu fânî dünyada dikili bir ağacım olsun” diyerek başlar toprağı bellemeye...

İğneyle dipsiz bir kuyu kazmaya başlar...

Onun bu gayretini gören Yadigar Şahin amca da emeğini esirgemez, omuz verir...

Bazı tembeller müzevirlikte sınır tanımaz... Elin ağzı torba değil ki, büzesin... Selim Petek aldırış etmez, söylenenler bir kulağından girip, diğerinden çıkar...

Âşık Veysel misali;

Toprağın karnını yarar kazmayınan, belinen...

Yüzünü yırtar tırnağınan, elinen...

Yine de karşılanır gülünen..

Sâdık yâr kara toprak cana gelir, yavaş yavaş hayat bulur...

Dualı diller, nasırlı ellerle dikilen fidanlar boylanır...

Tohumlar filizlenip, fidanlar boylandıkça gölgeleri öteler ötesine düşer...

Bolu, Düzce, Erzincan ve Elazığ’daki doğaseverler Selim dedeye el verir...

Sivas ili, Akıncılar ilçesi, Elibüyük köyü şenlendikçe şenlenir...

Yıllar yılları kovalar...

71’ine eren Selim dedenin beli bükülür...

Fakat kökü kıraç toprakları saran 20 bin 500 adet çam, ıhlamur ve meyve fidanı semaya uzanır...

Kıraç topraklar yeşile evrilir...

Elibüyük ormana dönüşüverir...

Ağaç yapraklarının hışırtısı, kuş seslerinin cıvıltısı piknik yapanların, salıncaklarda sallananların neşesine neşe katar...

*

Selim dedenin gayreti bir destan gibi dilden dile yayılır...

Ömürlük gayret Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de kulağına gider... Ankara’dan yönünü Sivas’a çevirip, “Diktiğin ağaçlarla geleceğe nefes oldun. Allah razı olsun Selim amca...” diye dua eder...

Sivas Kongresi’nin 101. yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen programda “Doğduğu Topraklara Vefa Ödülü”ne ödülüne layık görülen Selim Petek plaketini TBMM Başkan Vekili Celal Adan’ın elinden almanın sevincini yaşar...

Sivas Valisi Salih Ayhan, “iman varsa imkân vardır”ı ömrünü adayarak sergileyen bu güzel insana devletin şefkatli yüzünü gösterir...

“Marifet iltifata tabidir” derler ya, bu dua ve ödüller Selim dedenin ömrüne ömür katar...

Onu daha da gayretlendirir...

“Değerlerimizi Yaşatanlar”a her daim desten veren Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş., “Sivas’ta doğa dostu; Selim Petek” isimli bir kısa belgeselle bu yüce gönüllü insanın gayretini ölümsüzleştirir...

*

Arkasından Allah ve Peygamber aşkı ile ömrünü ağaç dikmeye adayan Selim İpek’in gayreti tâ Almanya’ya ulaşır. Almanya’nın Europamagazin Televizyonu çekim yapmak için Sivas iline kadar gelir... Ağaçlandırma çalışmaların yüzde 60’ını kendi, kalanını da bağış yoluyla finanse eden Selim Petek’in hayatını irdeler... Karşılarına evde oturmaktansa, Allah’ın rızasını kazanmak için “küresel felaket”e karşı tek kişilik ordu gibi meydan okuyan bir adam çıkar...

O anlatır, Almanlar ağzı açık dinler... Yayın Almanya’da da ilgiyle izlenir... Bu yayınlar hem dünyayı hem de ahiretini mamur etmek isteyen binlerce çevre dostuna ilham kaynağı olur...

İlmin kapısı Hazreti Ali Efendimiz ne güzel buyurmuş, “Öldükten sonra yaşamak istiyorsanız, dünyada ölmeyecek bir eser bırakın”.

Bundan daha güzel bir felsefe olabilir mi?..

*

Selim dede işin görünen yüzü...

Bir de görünmeyen yüze bakmak gerek...

Ne ola ki, bu görünmeyen yüz, diye sormayın!..

Elbette ki, Selim dedenin arkasındaki gönül dağı...

Yani yarısı...

Yani yoldaşı, yâri, yâreni, sevinci, dert ortağı, çocuklarının anası;

Türkmen Petek...

Elibüyük yeşile büründü bürünmesine de gelin bir de ona sorun...

“Beyim 15 yıldır hem kendini, hem de beni çok yordu. Fakat ormana dönüşen ağaçları gördükçe bütün yorgunluğum gidiyor...” diyor, daha da bir şey demiyor...

Biz biliyoruz ki, sen rıza göstermesen bu çorak topraklar yeşile bürünmezdi...

Allah gayretinizi daim, fidanlarınızı hastalık ve dahi ateşlerden ırak eylesin.

Rabbim hepinizden razı olsun...

Vesselâm.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...