reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

Filler gitti, şimdi tepişme sırası eşeklerde

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ocak 2020’de dünyanın başına bela olan Koronavirüs (Covid-19) acımasız saldırısını sürdürürken, “Yeni Dünya Düzeni”ne dair değişimler de kendini göstermeye başladı. Politik figürlerin değişeceğinin ilk işaret fişeği ABD’de atıldı. Filler gitti, eşekler geldi.

***

Biden, 3 Kasım’da yapılan seçimde resmi olmayan sonuçlara göre oyların yüzde 50,6’sını 75.196.516 seçmenin desteğini alarak 290 delegeyle başkanlık ipini göğüsledi. “Karakolda mı, yoksa mahkemede mi biter?..” sorularıyla birlikte ABD’de uzun soluklu bir seçim maratonunun ardından kazanan Demokrat Parti’nin adayı Joe Biden ABD’nin 46. başkan oldu.

Peki kim bu Joe Biden?..

Kurulacak yeni küresel sistemin yeni figürü, yeni aktörü. 78’ine merdiven dayamış, acılarla yoğrulmuş, mücadeleci olduğu kadar Türkiye karşıtı fütursuz bir adam.

ABD’nin en genç ve uzun soluklu senatörü olarak anılsa da asıl yıldızı Barack Obama döneminde parladı.

Dünyaya barış getirmek vaadiyle 2008’de 44. Birleşik Devletler Başkanı seçilen Barack Obama’nın Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın başına açtığı belaların arka planında hep Joe Biden vardı.

Obama’nın 8 yıllık başkanlığı (2009–2017) döneminde Başkan Yardımcısı olarak gölge gibi dolaşan Biden, Afganistan’da Irak’ta, Libya’da daha doğrusu Ortadoğu’da yarım kalan işleri tamamlamak için yeni bir fırsat yakaladı.

Özgürlük Madalyalı Biden arkasına aldığı Siyonist, Ermeni, silah lobileri başta olmak üzere emperyal kliklerle yeni bir savaş oyununa başlayacak. Fillerden sonra eşekler tepişecek, sömürü düzeninin dişlileri arasında can veren insanlığın feryatları dünyayı inim inim inletecek.

Siyahi Obama, Beyaz Saray’a yürürken beyaz adam Biden’i gölgesi yapmıştı. Biden de ilklerin kadını Kamala Harris’i. Güney Asya kökenli ilk kadın senatör olan siyahi Harris, şimdi de ABD’nin ilk kadın Başkan Yardımcısı oldu. Önümüzdeki günlerde bu ismi dünya daha çok konuşacak, Başkan Joe Biden’den bile.

***

Joe Biden’in Türkiye’ye bakışını bilmeyen yok. Gerek senatörlüğü, gerekse de Obama dönemindeki görevi döneminde ortaya koyduğu faaliyetlerde Türkiye aleyhtarlığını hiç gizlemedi.

Türkiye’nin 1974’te gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosunun altında senatör olarak onun imzası vardı.

Başkan yardımcılığı döneminde Türkiye’yi dört kez ziyaret eden Biden’in ajandasında hep kirli senaryolar vardı.

Arap Baharı... DEAŞ tehdidi... FETÖ’nün 15 Temmuz Darbe girişimi...

Peki bu geliş ve gidişler arasında neler yaşandı?

Biden, Başkan Yardımcısı olduğu dönemde Türkiye’ye karşı yaptığı açıklamalar nedeniyle iki kez özür dilemek zorunda kaldı.

Bunlardan ilki 2014 yılında Suriye ve DEAŞ ile ilgili yaptığı açıklamalar sonrası geldi. Türkiye’nin de dahil olduğu Ortadoğu’daki müttefiklerinin Beşşar Esad’ı devirmek için para ve silah yardımı yaptığını iddia eden Biden, Türkiye’nin sert tepki göstermesi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak özür diledi.

Biden’ın ikinci özrü ise FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminden sonra geldi. 2016’nın Ağustos ayında Türkiye’ye gelerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yüz yüze görüşen Biden, “Amerikan halkı sizin yanınızda. Obama, Erdoğan’ı arayan ilk isimlerden biriydi. Ancak yine de özür dilemek istiyorum. Keşke daha erken buraya gelebilseydim...” ifadelerini kullandı.

Biden her ne kadar özür dilese de, bilinç altındaki Türkiye karşıtı kirli senaryolarını eyleme dönüştürme iddiasından vazgeçmedi.

2020’nin Ağustos ayında gündeme bomba gibi düşen Erdoğan’ın şahsında Türkiye’ye, “balans ayarı” anlamına gelen, “Bence daha önce yaptığım gibi onlarla doğrudan temasa geçip Erdoğan’ı yenecek duruma gelmeleri için hâlâ var olan Türk liderliği unsurlarından daha fazla verim almalı ve onları güçlendirmeliyiz. Darbe ile değil, seçimle. Peki biz ne yapıyoruz? Burada oturup boyun eğiyoruz...” ifadeleriyle büyük tepkilere neden oldu.

Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin 86 yıl sonra 24 Temmuz’da ibadete açılmasıyla, tekrar kendisine vazife çıkaran Biden, “Türk Hükümeti’nin Ayasofya’yı camiye dönüştürme kararından büyük üzüntü duydum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kararından dönmesi ve bu değerli yerin müze statüsünü koruması çağrısı yapıyorum...” densizliğinde bulundu.

Bunların yanında dönem dönem sözde Ermeni soykırımıyla ilgili çıkışlarda bulunan Biden, adaylığı belli olduktan sonra yaptığı açıklamada eğer seçilirse soykırım tasarısını destekleme sözü verdi.

***

ABD ile Türkiye ilişkilerinin yeni bir evreye geçeceği artık daha aşikâr.

En başta şu günlerde sıcak çatışmaların yaşandığı Dağlık Karabağ’da gelişecek olayları pürdikkat izlemek gerekiyor.

Minsk Üçlüsü’nün yeni Başkanı Biden’in Azerbaycan’ın işgal altındaki Dağlık Karabağ topraklarını tekrar alma mücadelesini düğümlemek için elinden geleni arkasına koymayacak.

Elini çabuk tut Can Azerbaycan!..

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...