EVET- HAYIR
Bir Anayasa taslağı hazırlandı, Meclis bütünlüğü ile değil. Halk içinde enine boyuna irdelenmedi. Hatta meclisdeki konuşmaların çoğu Meclis Tv´den yayınlanmadı, halktan gizlendi. Bu konuda yetkili bilim adamlarının, bilim kurumlarının yorumları alınmadı. Hangi Anayasa uzmanlarının hazırladığı, hangi ekibin hazırladığı, sahiplendiği belli olmayan bir taslak?
İki partinin mutfağında hazırlanmış gibi ama başlangıçta adında bile anlaşmazlıkları vardı. Birisi ??Başkanlık Sistemi ?diye başladı diğeri buna itiraz etti. ? Cumhurbaşkanlığı Sistemi ? gibi bir adla yola devam edildi. Birisi sistemin özünden hiç bahsetmiyor. Biz evet dedik sözümüzden dönmeyiz gibi devlet anlayışına uymayan bir kararlılık içinde bir taslağın arkasında duruyor. Biraz ıkınarak, biraz sıkılarak, biraz da tabanı kaybetmenin ezikliği ile seyreltilmiş mitinglerle durumu idare etmeye çalışıyor..Diğeri de getirilecek Anayasa taslağının özünü halka anlatmıyor veya bazı durumları gizleyerek anlatıyor. Evet demeyenleri terörist sınıfına, ayrı bir inaç grubuna savuruyor. O zaman Anayasa değişikliğinin onanmasını neden terör gruplarının onayına sunuyorsunuz?
Durum öyle bir şekle getirildi ki bir Anayasa değişikliği bir milletin Aanayasası durumundan, oylamasından çıkarılıp parti propoğandasına, parti icraatına evrildi. 15 yıldır bu propoğandalarla, icraat nutuklarıyla toplum zaten doygunluğa ulaştı.. Durum ortada. Daha fazlasını toplum kaldırmıyor. Taşıma gruplarla, bina boyu boş evet pankartlarıyla, kontrol altındaki medyayla baskınlık yaratılarak, tehditle, tüm devlet imkanlarıyla toplumun üzerine çullanılıyor. Oysa insanlar kendi Anayasası için fikirlerini söyleyecek, kanaatlerini oylarıyla belirleyecekler. Toplum bir mutabakata varsın. Kavgaya, suçlamaya, aşağılamaya, ötekileştirmeye ne gerek var...
Bir vatandaş olarak oylanacak Anayasa değişikliği hakkında fikrimi belirtmek isterim.
-Cumhurbaşkanının bir partinin başkanlığını, liderliğini yürütmesini doğru bulmam. Yani Cumhurbaşkanı hem parti il başkanını belirleyecek, hem de o ilin valisini atayacak!..Büyük ayrımcılık, tarflılık yaratacak bir değişiklik... Mustafa Kemal Atatürk Döneminde de böyleydi gibi yanlış bir düşünceyle o günün şartlarından ekmek çıkarmak getirilen taslağın ne kadar tutarsız olduğunun kanıtıdır.
-Seçilmişlerle değil de atanmışlarla, sorumsuzlarla hükümet yürütülmesini onaylayamam. Halkın seçmedikleriyle halkın idaresi demokrasiye de, akla, mantığa da uymaz.
-Parti lideri Cumhurbaşkanı; Anayasa Mahkemesi Üyelerini, Hakimler Savcılar Kurulu üyelerini seçecek ve o yargıdan tarafsızlık ve bağımsızlık beklenecek. Bırakın yargı kendi liyakat ölçüleri içinde yükselen, belli değerlere ulaşmış değerlerini tarafsız kurumların, ilgili mesleklerin, bilim kurumlarının ölçülerine sunsun. Oradan blirlenecek adaylar arasından da TBMM´ince üst mahkeme üyeleri belirlensin...Adalet neden tümüyle siyasetin kucağına atılıyor?
-18 Yaş milletvekilliği!..Türkiyenin çok gerekli bir ihtiyacı mıydı? O ergenlikten yeni çıkmış genç seçim masrafını, müracaat aidatını bile babasından veya birilerinden alacak. O zaman bu genç milletin milletvekili değil de babasının veya birilerinin milletvekili olacaktır!...Burada tamamen popülist bir yaklaşım, dejenerasyon vardır. Sadece ve sadece gençlerden destek almak için yapılan bir hareketliliktir...
Cumhurbaşkanına bu kadar yetki neden? Zaten mevcut haliyle yetki fazlasıyla var. Bir de sınırları belirlenmemiş yetkiler isteniyor. Bunların dile getirilmesi durumunda mevcut Cumhurbaşkanı ? Bu yetkileri kullanmaz ? diye savunma yapılıyor. Demek ki bu yetkiler yanlış. Kullanılmayacaksa yetkiler neden isteniyor?
Kararnamelerle de ifrata kaçan yetkilere yukarıdaki gerekçeleri eklersem vicdanımı rahatlatacak kararım HAYIRdır.