reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
11

GARA

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Muhalefet ise, Demokrasilerde iktidar partisi dışındaki partileri nitelemek için kullanılır.

Demokrasiye gelince, halkın egemenliğine dayanan yönetim biçimidir.

Yani biz halkın egemenliğine dayalı bir yönetim biçiminin doğru olduğunu düşünüyorsak Demokrasi ve Cumhuriyet olmazsa olmazımızdır. Onların olmazsa olmazı da İktidar Partisi ve Muhalefet Partileridir. Bizler, iktidar olarak muhalefeti, muhalefet olarak iktidarı hazmedemediğimiz sürece Demokrasi gereğini yerine getirmekte zorlanacaktır. Dolayısıyla Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Halkın İktidarının tesis edilmesi sekteye uğrayacaktır.

Ana Muhalefet, İktidarın dışında Meclis’te sayıca en üstün olan parti olması sebebiyle İktidar tarafından en büyük rakip olarak addedilir. Çünkü oy oranı nedeniyle iktidara en yakın alternatiftir.

Rakip, Herhangi bir yarışta birbirini geçmeye çalışan, aynı şeyi elde etmeye uğraşan kimseler demektir. Demokrasilerde iktidar partisi ve muhalefet partileri rakiptir. İkisi de, biri elinden kaybetmeden diğeri ise kazanarak yürütme erkine sahip olmayı ister.

Hukuk, bu yarışın argümanlarını belirler. Örneğin; bağımsız hukuk sisteminde tarafların birbirine iftira atması mümkün değildir, çünkü yasal değildir. Bu da rakipler arasındaki mücadelenin halkın yararına sonuçlanması demektir. Çünkü Bağımsız Hukuk, tarafların, rakibini kötüleyerek değil, ülke ve halkın yararına rakibinden daha iyisini yaparak ve yapacağını ayağı yere basan vaatlerini sunarak kazanabileceği bir ortam yaratır.

Terör örgütleri, iktidar ya da muhalefet ayırt etmeksizin halkın birliği ve bütünlüğü, devletin varlığı ve devamlılığı için bir tehdittir. Dolayısıyla terörle mücadele iç ve özellikle dış politikada son derece yetkin kişilerin rehberliğinde yapılmalıdır. Askeri, liyakat esasına göre atanmış dış politika uzmanlarının önderliğinde diplomatik ve iktidar muhalefet ayrımı yapılmaksızın siyasi güçler birbirini tamamlayarak ve bir bütün olarak mücadele etmelidir.

Her rakip terörist değildir. Terör kavramının içini boşaltan söylemler, mücadeleyi siyasi rakiplik sığlığına çeker. Bu yüzden özellikle dış politika aktörlerinin liyakat esasına göre atanması elzemdir. Bu şekilde dışarıda, iç politika ve siyasi çekişmelerden bağımsız bir mücadele ile başarı elde edilmesi ihtimali yüksektir.

Özetle, terörün, sadece partilerin yanında ya da karşısında olduğu dar çerçevesinde dönüp durmaktansa, destekçisi ülkelerin yanında ve ülkemizin karşısında olduğu gerçeğine

yoğunlaşmak, dış politikada daha ciddi bir mücadele verilmesine imkân sağlayacaktır. Böyle bir durum zaten iç politikada siyasi partilerin iktidar yarışında terör örgütlerinden medet ummasını anlamsızlaştıracaktır ki ben hiçbir siyasi partimizin ne olursa olsun zaten bilerek ve isteyerek böyle bir gaflet ve dalalet içerisine girmeyeceğini düşünüyorum.

Gara bölgesinde şehit olan asker, polis ve sivil vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum. Eminim ki bu sonuca yol açan operasyonda sorumluluğu olan hiçbir devlet görevlimiz onların kılına zarar gelsin istemedi. Ancak ortadaki durumun nedeni her neyse, tarafsız uzmanlarca analiz edilmesi şarttır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...