Ahbap
Haluk Levent, yıllardır hayır işlerinde adını duyduğumuz bir isim. Belli ki motivasyonu bu. Kimi batırmaktan haz duyar kimi bitirmekten, depremde de gördük, memlekette hırsızlıktan bile zevk duyanlar varmış. Zira üç kuruşa insan hayatına kastetmenin maddiyatla ölçülmesi anlaşılır değil. Hastalıklı ruhların aynı zamanda iflah olmaz ahlaksızlığının varlığıyla izah edilebilir belki.
Haluk Levent de iyi niyetli olduğunu düşündüğümüz her yardımsever gibi, solmuş hayatları yeşertmeye çalışıyor. Kahramanmaraş depreminde topladığı yardımlar gösteriyor ki halkın gözünde, bugüne kadar yaptıkları yapacaklarının teminatı olmuş. Hatta AHBAP ve başka bazı STK’ler olmasa KIZILAY amaçları arasında bulunan, doğal afetler karşısında insanlara yardım etme, yoksunluğu giderme, insan hayatını ve sağlığını koruma gibi asli görevlerini olması gerektiğince yerine getiremeyecekmiş neredeyse. Kızılay’ın iştirakleri eliyle ürettiği çadır ve gıdayı ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilmesi için belli ki bu STK’lerin varlığı ve satın alım gücü gerekmektedir.
Sivil toplum kuruluşu görünümü altında öyle oluşumlar gördük ki, imtiyaz ve ayrıcalığı asli amaç edinmiş ve buna karşılık denetim mekanizmalarını bertaraf edebilmek amacıyla devlet kurumlarında örgütlenme hevesi içerisine girmiş, elde ettikleri ayrıcalığı toplumca hoş görülebilir kılmak maksadıyla da her türlü değer, inanç ve kişisel tercihi suistimalden çekinmeyerek, arzu ettikleri saltanatın tesis ve devamlılığı için ülkemizin, egemenliği halkına veren, inanç ve etnisiteyi suistimale karşı koruma altına alan kurucu unsurlarına savaş açmışlardır.
AHBAP bunlara benzemeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Gönüllük esasına dayalı üyelik aldığını görüyoruz. İnsanlar yardım etmek istedikleri için üye oluyorlar.
Son zamanlarda şahit olduğumuz aksaklıklar, kendinden sonraki nesillerin halkın kalbinde yer etmesini, söz sahibi olduğu kurumların, makamlarında istihdam edilmesine yeğleyenleri bürokrasiye yönlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Maksadı yardım olarak kalması gerekenlerin ticari faaliyetlere ağırlık verdiği bir dönemin, özverili dernek, vakıf, sendika, kooperatif gibi STK’lere de ihtiyacı olacaktır.
Bu süreçten alnının akıyla çıkamayanların mevcut sorunlarına odaklanılması önceliklidir. AHBAP zaten her türlü yetkin ve yetkili kuruluşun denetimine her daim açık olduğunu beyan ediyor. AHBAP ile ilgili sorun varsa ortaya çıkmaması ve düzeltilmemesi için bir neden görünmüyor.
Türkiye’de iki yüz bine yakın STK bulunmakta, belki binlercesi depremzedelere yardım için bölgede canını dişine takıp mücadele verdi ve vermeye devam ediyor. Her biri kendi imkânı doğrultusunda yardım rüzgarları estirmekte, bazıları biraz daha güçlü rüzgarlar estiriyor ve bu da yetkin olmayan yetkililerin kapalı kalmasını istediği alanları açığa çıkarıyor. Bu durumda rüzgâra suç bulmaktansa açığa çıkan aksaklıkları telafi yoluna gitmek daha faydalı olacaktır.
Gönüllülerimizin motivasyonunu sırtlarında yazan dernek ya da kurum isimlerinden ibaret görmek onların emeğine ve özverisine yapılacak en büyük haksızlıktır. Bu insanüstü çabayı gösteren herkesin emeğine saygı ile onların işini kolaylaştırmak ve felaketlerin zarara yol açmaması için alınabilecek önlemlerin tartışılması elzemdir.
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün misyonu ile bitirelim: ‘’Çağdaş dünya ile bütünleşmiş güçlü bir sivil toplum oluşumuna katkıda bulunmak, sivil topluma rehberlik ederek ortak akla ulaşmak, değişen ve gelişen koşullara uyum sağlayarak, sürekli öğrenen ve paylaşan bir kuruluş haline gelmektir.’’