“Kangal Araştırmaları” Kitabı Hakkında Görüş
2022 Yılında Kangal Belediyesi Yayınları olarak baskıya girmiş olan “ Kangal Araştırmaları” kitabı Kangal Belediye Başkanlığının önemli bir kültür hareketidir. Bu dokümanın hazırlanmasını üstlenen Sayın Belediye Başkanımız Ahmet Kürşad Apaydın’a, Sayın Editör Hüseyin Cılga’ya ve Sayın Can Kangal’a teşekkür ederim. Kitabın içeriği ve hazırlanış durumuna dönük değerlendirmelerim, görüşüm olacaktır. Bu yazının; bundan sonra yapılacak baskılara ek olarak konması dileğiyle, hemşehrilerimi bilgilendirmek istedim.
Kitabın hazırlanmasının planlandığı dönemde Sayın H. Cılga kitap hakkında benim de fikrimi aldılar, hazırlanacak kitap için bir bölüm yazmamı istediler. Bu düşünce çerçevesinde “Kangalda Kaybolan İzler“ adı altında bir bölüm hazırladım. Bu bölümü hazırlarken Kangalı yaşamış, yaşayan arkadaşlardan bilgiler, öneriler almaya çalıştım, doküman istedim. Bende var olan ve gönderilen dokümanlarla 15 sayfalık bir bölüm oluşturdum. Unuttuklarım, eksik olan taraflar oldu ama var olan bilgilerimle Kangal için tarihe not düşmeye çalıştım. Bilimsel bir makale şeklinde değil, geçmiş durumu doğal bir uslub içerisinde aktarmaya çalıştım.
Kitabın hazırlık dönemi çok uzun zaman aldı. Nedenini sorduğumda Sayın H. Cılga, değişik makalelerin gönderilme sürelerinin uzadığını belirtti. Sonradan öğrendim ki kitap 600 sayfa olacak. Bunun fazla olacağını ( İçeriğine nelerin konacağını bilmiyordum, ön taslağı da görmemiştim.) belirtmeme rağmen kitap arkalı-önlü 876 sayfa basılı olarak, bir adet de bana gönderildi. Editörler: Hüseyin Cılga’ya, Cahit Can Kangal’a verdikleri emek için, bu kitabın külfetini yüklenen Sayın Belediye başkanımız Ahmet Kürşad Apaydın’a tekrar teşekkür ederim.
Kitap hakkında görüşlerime gelince;
876 Sayfalık bir kitabın taşınabilirliği, okunabilirliği ve okuyucu ilgisini çekme yönünden uygun olmadığı kanaatindeyim. “ Kangallı Şair ve Aşıklar “ ayrı bir cilt olarak bastırılabilirdi.
Kitapta yanlış, eksik bilgili, yeteri kadar araştırılmamış, alakasız makaleler bulunmaktadır. Üniversitelerde görevli olan bazı akademisyenlerin hazırladığı; puan biriktirme, yükselme, paye alma amacıyla, olumsuzluklar da içeren makaleler kitapta yer almıştır. Ben kitabın tamamını teferruatıyla incelemedim. İlgimi çeken konulara bakarak bazı yanlış, eksik, gereksiz yazılar olduğunu fark ettim. Örneğin; Bir makalede Kangal Meydan Camii ( Abdurrahman Paşa Camii ) eski eser olarak gösteriliyor. O Cami; eski belediye başkanı rahmetli Ahmet Koçköprü’nün belediye başkanlığı döneminde Mancılık Kilisesi sökülerek, yıkılarak elde edilen taşlarla 1970’lerde yapıldı. Yani cami eski eser değildir, minaresi eskidir, minarenin tarihi değeri olabilir. Yine aynı makalede ( Sivas - Kangal Türk Dönemi Mimarlık Anıtları ) Mancılık Kilisesi’nden hiç bahsedilmiyor. Eski eser köprülerden bahsedilmiş; Bahsedilen köprülerin güzergahında eski Malatya yolu üzerinde kalmış olan Deve Köprüsü, Aşağıcade köprüsünü görmemişler. Kırkpınar, Kocakurt Roma dönemi eser ve höyüklerinden, Havuz girişinden çıkarılan Aslanlıtaş’tan hiç bahsetmemişler. Yılanlı Dağına çıkarken Daylı Köyü yolu üzerinde, yol yaparken parçalanmış kayalar üzerinde, yontma kaya işaretlerinden de hiç bahis yok vs.
Kangalda eski eser deyince, Kangalda hiç eski Kangal evi, eski bina, konak kalmadı. Sekili, ahşap işlemeli köy odaları da kalmadı. Şu anda yanılmıyorsam en eski bina Eski Kangal Orta Okuludur. Taş Örme binadır. Binanın bir tarafı derslikler, diğer tarafı da Öğretmen odası ve müdür lojmanıydı. 1950’lerde Babam Şükrü Koçak’ın okulun yapılması için bir Kangal heyeti içinde yoğun mesai harcadığını, Turan Karadağ’ın ( Hakim Fethi Karadağ’ın Çörçil lakaplı babası ) binanın taşlarını taşımada önemli hizmetler verdiğini babamdan ve annemden, daha sonra Sayın Demir Koçköprü’den dinlemişimdir. Bina; Kangal heyetinin çabaları ve maddi katkılarıyla inşa edilerek devlete teslim edilmiş 70 senelik bir binadır. Sonradan üzerine kat çıkılarak Kaymakamlık binası haline getirilmiştir.
Yeri Gelmişken Mancılık Kilisesi ( Mancılık Surp Toros Manastırı ) Türkiye’de yaşayan, yurtdışında yaşayan tehcire uğramış Ermeniler için anlamı olan, Kangal için turistik değeri olan önemli bir kilisedir. Sonradan koruma altına alındı ama olanlar olmuştu.(*Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı' olarak tescil edilmesine, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 05.11.1999 tarihli ve 660 sayılı İlke Kararı doğrultusunda yapı grubunun 1'inci Grup Yapı olarak belirlenmesine, anıt fişinin onaylanmasına, korunma alanının karar eki 1/2000 ölçekli haritada işaretlendiği şekliyle belirlenmesine, korunma alanında yapılacak her türlü uygulama öncesinde Kurulumuzdan izin alınmasına…,) Aslında bu kilise üzerinden giderek Mancılık tarihinin de işlenmesi tarihçilerin, özellikle Ermeni tarihi ile ilgilenenlerin, Osmanlı arşivini tarayabilen tarihçilerin işi olmalıdır.
Yine Kangal araştırılırken, Kangal’ın geçmişi değerlendirilirken Deliktaş, Alacahan daha geniş bir değerlendirmeye tabi tutulmalıydı. Çünkü bu yerleşim yerleri Derbentken Kangal’ın mezra durumunda olduğu tarihi araştırmalarda kayıtlıdır.
Kangal’ın geçmiş tarihi irdelenirken kitapta yer alan makalelerde Ermeni cemaatinden, onların etkin toprak sahibi, etkin ailelerinden hiçbir bilgi bulunmuyor.
Kitapta oldukça geniş bir şekilde Kangal Ağalarından bahsedilmektedir. Makalelerde de bahsedildiği gibi Kangal Ağaları, Merkez Kangalda yerleşik değildir ve merkezde toprakları da olmamıştır. Kangal nahiye veya kasaba oluşundan itibaren şimdiki çarşı dediğimiz kısımda, eski Sivas yolu üzerinde sonradan mülk edinilmiş arsaları vardır. Yayınlanmış kayıtlara göre de Gölpınar mevkiinde çok az, bir adet tarım arazileri olduğu belirtilmektedir. Tüm sahip oldukları, hükmettikleri arazi Kangal’ın köylerinde ve dağınık bir durum gösterir. Evet, doğrudur, Kangal Ağaları geniş bir ailedir, Kangal’ın geçmişinde, günümüzde yeri olan geniş bir ailedir. Ama Kangal’ın geçmişini dolduran, merkezde ve köylerde birçok geniş aileler vardır. Geniş toprak sahipli, Kangal yönetiminde de bulunmuş aileler vardır. Bu ailelerin kütük kayıtları, Tapu Tahsis Kayıtları incelendiğinde Kangal’ın geçmişi, Kangal Osmanlı dönem kayıtları, “ Kangal Araştırmaları kitabı ” daha kapsamlı olacak ve Kangal daha iyi değerlendirilecektir.
Mesala, Sayın Prof. İlhan Şahin ( Mezradan Kasabaya: Kangal’ın Doğuşu ve Gelişimi ) başlıklı makalesinde 16. Sayfanın 2. Paragrafında 1830 nüfus sayımında ailelerin isimlerinden bahsetmektedir. Orada bahsettiği ailelerden biri “ Karslıoğlu ” benim ailemdir. Bizim ailenin Kangal’ın mezra oluşundan itibaren Kangalda yerleşik olduklarını büyüklerimizden dinledik. Dedemin dedesi Karslı bir kadında evlenmiş ondan doğanlara “ Karslıoğlu “ sülalesi adı verilmiş. Karslıoğlu Kadir (Abdulkadir) den doğan dedem Yusuf (1895-1902) tarihleri arasında bir dönem Kangal Nahiye Müdürlüğü yapmıştır. Onun nahiye müdürlüğü döneminden kalma nahiye müdürlüğü cübbesi, o dönem Kültür Müdürü Sayın Kadir Pürlü’nün ilgisiyle 2010 Yılında, tarafımdan Sivas Kültür Müzesine bağışlanmıştır. Bedenen boylu-poslu bir yapıda olması nedeniyle dedemin nahiye müdürlüğü döneminden sonra aile “ Kocamüdürler ” sülalesi olarak adlandırılmıştır. ( Günümüzde ailede etkin kişilerin olmasına göre “ Kadirler ”, soyada göre “ Koçaklar “ sülale isimleri de kullanılmaktadır.) Bu aile geçmişte ve yakın tarihe kadar Kangal merkezin her bölgesinde çok büyük araziye sahiptir. Üç nesil geri dönem göz önüne alındığında merkezde 200 – 250 parça tarım alanına sahip büyük bir çiftçi ailesidir. Ailenin sadece Kangal merkezde değil Yaylacık, Deliktaş, Başçayır’a uzanan kolları olmuştur. Hatta bir kolu da Tonusa yerleşmiştir.
Bu kadar arazinin bir ailenin elinde olması Osmanlı idari sistemi üzerinden toprağı işleme yönetimiyle ilgilidir. “ Şu toprağı işlet, bunun karşılığı vergi ver veya şu hizmetleri; orduya yük hayvanı ver, cami, han, yol yap “ gibi. Daha sonraları Osmanlıda mülkiyet sisteminde değişiklik oluşmasıyla bu araziler, diğer birçok ailelerde olduğu gibi, toprağı işleyebilen ailelerin üzerine tahsis edilmiştir. Bunları kendi kimliğimi ortaya koymak için değil Kangal araştırılırken Kangal merkezi aileleri üzerinden de araştırılırsa çok veriler çıkacağı kanaatimi belirtmek için bu bilgileri aktarma gereği duydum.
Halk arasında Kangal merkezde yerleşik en eski aileler ( Takımlar-Reisler, Vanlılar, Memişler, Kiziroğulları-Kelsaliler, Polatlar, Selimler gibi daha bir çoğu...) hakkında bazı bilgilerim var ama bunlar duyumlarımdan ibarettir. Osmanlı arşivlerine girebilen araştırmacıların Tapu Tahsis Kayıt değerlendirmeleri bunları açığa çıkaracaktır. Kangal araştırmaları kitabında Kangal köylerinde etkin, geniş ailelerden hiç bahsedilmiyor. Büyük, toplu araziye sahip Havuzlu Muhittin ağanın, Çanlıörenli Mustafa Bey’in ailesi, yine Çetinkaya tarafında Şavatalar, Davutoğulları, Eloğun Aziz ailesi köy yerleşim yerlerinde önemli ailelerdir. Cumhuriyet döneminde yerleşen Akbulut, Akyıldız, Çürükçüler ( Zaimler) ticaretle uğraşan önemli ailelerdir. Bu durumu ifade edince aslında “ Kangal’da sülaleler “adı altında bir çalışma yapılabilir, bir kitap hazırlanabilir. Bunun için sülale fertlerinden biri tarafından hazırlanmış, varsa belgeli yazılar bir araya getirilerek bir kitap hazırlanabilir, buna ben de yardımcı olabilirim.
Kitapta Sayın Prof. Dr. İlhan Şahin’in araştırması ve Kangal’ın adı hakkında irdeleme önemlidir. Makalelerde kaynak olarak daha çok o makale gösterilmiştir. Bu yönüyle Kangal için Osmanlı arşivleri başka araştırmacılar tarafından da değerlendirilmelidir. Onlar tarafından yapılacak araştırmalar bu ve benzeri makalelerin önemini artıracak ve yeni bilgilerin ortaya çıkmasını da sağlayacaktır. Bu düşüncelerimi “Kangal Araştırmaları“ kitabı için tamamlayıcı olacağı kanaatimle hemşehrilerimin bilgisine sunarım.
Prof. Dr. Hulusi KOÇAK
0 532 434 6231 Haziran 2023