GÜÇSÜZLÜK
Kolay olandan kasıt, yaratıcılığınızı kullanarak pratik çözümler bulmak değil. Sorunları, emek harcamadan zarar ziyan hesabı yapmadan, başarılı görünmektense başarısız göstermeye yeltenerek çözmeye çalışmaktır.
En basit anlatımıyla, bisküvi, gofret yersin, ambalajını yere atarsın, çöpe kadar götürmek zor gelir. Bu şekilde çevreyi kirletirsin; hem yaşadığın alana hem yaşadığın alandakilere zarar verirsin.
Evlisindir ya da değilsindir, yol arkadaşınla anlaşmazlığa düşersin, en zorlarından biridir; zarar vermeden çözmek. Bırakıp gitmek mantıklıdır belki ama zor gelir, bir anlık öfkeyle, kolayca hem kendini hem karşındakini mahvedersin.
Bazen söylerler dinlemek istemezsin. Anlatmak zor gelir, ya da anlatacak bir şeyin yoktur, kulağını tıkamak zor gelir, susturmaya yeltenirsin.
Ders çalışmazsın; vakit ve emek harcamak gerekir. Kopya çekersin.
İstersin, imkânların elvermez. Elde etmek için çalarsın. Çalışmak zahmetlidir. İyi de mahrum kaldığından mı yoksa mecbur olduğundan mı, onu bile muhakeme etmezsin. En zorlarından biri de budur; sınırsız ihtiyaçlarını sınırlı kaynaklarla karşılamak zorunda olanın tek sen olmadığını da kabul etmen gerekir çünkü.
Kolaya alışırsan, kolaya alıştırırsın. Sonra haksızlık karşısında hakkını aramak zor gelir. Kabullenirsin.
GÜÇ SAHİBİ olmak başkadır hak sahibi olmak başka. Senin bileğin güçlüdür karşındaki bireyin zayıf. Ancak sen ne kadar güç sahibi olursan ol karşındaki bireyin sahip olduğu hakların başladığı yerde durman gerekir.
Toplumsal düzen böyle sağlanır çünkü. Hukukun üstünlüğü bundandır. Hakların üstünlüğüdür. Hukukuna sahip çıkmanın yolu gücünü kontrol altında tutmaktır.
Bireyin en temel insan hakkı yaşama hakkıdır. Bunu elinden almayı mazur gösterecek herhangi bir gerekçe olamaz.
Evliliklerde ve birlikteliklerde taraflar anlaşmazlığa düştüğünde öncelik zarar görmemek ve zarar vermemektir. Ancak yine de gücünün yettiğinin hakkını gasp edenlerin yaşattığı son derece
üzücü olaylar nedeniyle alınan önlemlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Bu konuda kapsamlı bir çalışma olan ve aile içi şiddet ve kadına şiddetin önüne geçmek için ortaya konulan ‘’İstanbul Sözleşmesi’’ bir rehberdir ve tek başına yeterli değildir. Önlemler kanunlara uygun uygulamalarla arttırılmalıdır