BİZİ, BİZDEN. EDEN SİSTEM BATIYA BAĞLILIK..!!!
?Bu sistemin müdavimlerinin samimiyet sınavları başlamış ve bitmiştir. İhlas, ihsan, samimiyet, şuur, takva gibi kavramları hatırlayın bir hele. Hacı efendiler, hoca efendiler, mürşitler, müritler; bilmem hangi tarikatın, cemaatin, meşrebin mensupları; sabahı şerifleriniz hayrola, atı alan Üsküdar´ı geçt,i günaydın. Hz: Ömer(R.A.) ın ifadesiyle: ?İnandıkları gibi yaşamayanlar, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar.? Bu durumun kitabî olarak ne anlama geldiğini ehl-i takva birisine sormak gerekir. Yani, özü ile sözü, kavli ile fiili, imanı ile ameli birbiriyle uyuşmayan insanların dünyası perişanlık, Ahireti hüsrandır.
Düşünsenize; Peygamberimiz, Efendimiz(sav) bu dönemde yaşasaydı veya mucize kabilinden bir süre aramızda kalsaydı, bu çirkef sisteme destek mi verirdi, savaş mı ilân ederdi? İkinci soru birazcık basit olsun: ?Kelime-i Tevhid´i dili ile ikrar, kalbi ile tasdik eden ve" elhamdülillah Müslümanım" diyen bir insan, böyle bir hayat modeline razı olabilir mi? Emin olunuz ki, cevaplar çok net değil, asla samimi değil. Onun içindir ki, gerçek anlamda tahribat ve çöküntü bundan sonra başlıyor.
?Zira bu sisteme kan ve can veren, serum olan insanlar var ya? Aaah ah, kimileri Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değeri olmayan şu üç-beş günlük dünyanın aldatıcı ve geçici menfaatleri uğruna, kimileri şan ve şöhret uğruna, bazıları da kör bir siyasi inat uğruna ateş çemberine giren insanlar? Dünyasını ve ukbasını bir hiç uğruna heder eden acınası insanlar?Sırf, oy ve onay verdiği siyasi grup veya kadrolar, bazı küçük hesaplar uğruna " doğru" dediği için yanlışları, haramları, günah ve isyanları, kabullenen, tasdik eden şuur fukarası, insaf yoksunu, basireti bağlanmış, PENTEGON mağdurları? O mağdurlar ki, Kitap ve Sünnet kendilerine hatırlatılınca, istihzai bir tavır, alaycı eda ile bıyık altından gülen ve kendilerini Hak adına ikaz edenlere çok sert tepki gösteren, muhataplarıyla dalga geçen zavallı yaratıklar. İçinde debelendiği çirkefi yok farz ederek, ya da marifet zannederek, Asr-ı Saadet´te yaşarcasına rahat hareket eden kibir ve gurur abideleri, hilkat garibeleri? Hoşunuza gitmeyecek bir hakikati söylemeye mecburum: zaman zaman aranızda vuku bulan o konuşmalar da dahil, hepinizin ve hepimizin hayatı en ince teferruatına kadar kayda alınmaktadır,hem de sesli ve görüntülü olarak? Ve gün gelecek, o kayıtları beraber izleyeceğiz, tabii ki herkes faturasını kendisi ödeyecek.
O gün kaçacak yer bulamayacaksınız.
?Bir dost tavsiyesidir. Yol yakın, can sağ iken, AB kriterlerini, ABD talimatlarını, nefislerinizin kötü arzu ve isteklerini, menfaatlerinizi kutsal saymayı vazgeçiniz de, Kitap ve Sünnet ölçülerini esas alan bir hayat modelinin tesisi için beraber çalışalım. Asla unutmayın ki, her fırsatta takvadan, zikirden, tarikattan bahsediyor, mağrur bir eda ile amiyane tabirle hava basıyorsunuz ya; biliniz ki kirli suda temiz ve leziz balık yetişmez. İyi de siz de aynı suda yaşamıyor musunuz? Demeye kalkmayın. Zira biz havuzu temizlemek için uğraşıyoruz ve sizleri de yanımızda görmek istiyoruz, hepsi bu......Selam ve dua ile
Ödenecek Fatura
ABD ye katılanlar, kutlayın bu hatırayı,
İsrail´e satılanlar ödeyin bu faturayı,
Koltuk hevesine girip unuttunuz Yaradan, ı
Mısırdan sonra nere var neresi alır sırayı,
Ar kalmadı yüzünüzde, yürünmüyor izinizde
Bunca Müslüman´ı alıp öldürdünüz dizinizde
Nasıl hesap verirsiniz yok saydınız var edeni
İslam kardeşliği yakar, külü kalır özünüzde
Havuz gülle savuruyor, rüzgârı çok arkasında
Mümin yakıp kavuruyor ABD var şarkısında
Göremiyor kör gözleri şu dünyayı dar edeni
Mazlum masum öldürenin ateş olur terkisinde
Ey Müslüman neredesin, ne zaman karşı çıkarsın
Yeter artık bıkmadın mı düşman vurur sen bakarsın
Kul Refik-i bende şaştım müşrikleri yar edeni
Elbet mahşeri huzurda cezasın bulur çekersin
Refik KUTLU
02.01.2014//Sivas
(Kül. Bak. Halk. Şairi.)