reklam
Sivas
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14

Zilan Deresi: Bir Ümmet Coğrafyası

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Temmuz 1930

İbrahim Nebi´den bu yana, Hak uğruna, ?Savaş´ deyince savaşan, ?barış´ deyince barışan Zilan, kulakları sağır eden mitralyöz sesleriyle sarsıldı. Gelen tanıdıktı.

Musul´u, Kerkük´ü, 12 Adalar´ı, Batum´u, Batı Trakya´yı? kaşla göz arasında gavura teslim eden adam, tepesine çullanmıştı.

?Siz Doğu Türkleri(!), ne hakkınız olabilir ki! ?Kürt´üz´ diyorsunuz. Yoksunuz tarihte. Devletiniz yok. Adınız yok. Sanınız yok.?

Biliyorlardı. Milli Şef onların dilini, dinini; madddesini, manasını; dününü bugününü geleceğini inkar ediyordu. Yaradan´ı reddeden neyi reddetmezdi ki?

Oysa Selçuklu, Osmanlı? bir ırk devleti değildi. O yüzdendir ki bir ırkın adıyla anılmamıştı. Padişahın Türk, vezirin Kürt, sadrazamın Boşnak, şeyhülislamın Arnavut, mimarın Ermeni olması, Osmanlı´yı küçültmemiş, aksine İzlanda´ya kadar taşımıştı.

Sudan´da, Somali´de, Gana´da 5 asır emperyalizme geçit vermeyen bu ruhtu.

Alman-İttihat işbirliği Çanakkale´de, Sarıkamış´ta ümmetin soyunu kırmış; lakin zor oyunu bozmuştu. Zilan´ın, Tek Parti´ye eyvallah´ı yoktu. Ağrı´nın buz kesen sularında abdest alıp, Kabe´yi merkez edinen Zilanlı, en yüce yakarışla Rabbine koşuyordu.

Zilan´ın devletle işi olmazdı. Başkentin varlığını hissetmezdi bile. Alır satar, çalışır çabalar, dövüşür barışır, ?günün anlam ve önemine uygun olarak´ Cuma´yı, Kadir´i, Teravih´i, Bayram´ı iple çekerdi. Heybesinde, çıkınında, bohçasında, azığında ne varsa paylaşır; umut olurdu.

Lakin zinde güçler, Zilan´ın dimdik duruşunu, asaletini, sevdasını hazmedemedi.

Cumhuriyet´e göre:

?Bunların alelade hayvanlar gibi basit sevki tabilerle işleyen his ve dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini gösteriyor? Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların Afrika vahşilerinden ve Yamyamlardan hiç farkı yoktur.?

Zilanlı kazma kürek düşman kovalarken, Cumhuriyet´in baronları ?Le Cafe´de zar atıyordu.

Tek Parti, Harf Devrimi bahanesiyle Osmanlıca tapu kayıtlarını Latin harflerine çevirmiş, Zilanlının on binlerce dönüm arazisini bir gecede gasbetmişti. Zilanlı artık toprağının sahibi değil; göbeğini kaşıyan, örümcek beyinli, bidon kafalı bir marabaydı.

Elbette ?Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyecekti.? Tek Parti, elinde avucunda ne varsa soyup soğana çevirmişti.

Sistemin lordları, parayonak bir korkuyla Zilan´ı kuşattı. Ebucehil´in Uhud´a putlarıyla gelmesi gibi, Başkentteki toteme kurban sunuyorlardı.

Birbirine sığınan, dünyalık gözlerle son kez bakan on binler, Zilan Deresi´ne sürüldü. ?Allahu Ekber!? nidalarıyla şehadete uçan Zilanlının haykırışını melekler duydu, kayda geçti.

Tepelerine inen teyyare mermileri bir anda binlercesini Rablerine kavuşturdu. Zilan Deresi haftalarca kan aktı. Yetmedi, toplum mühendisleri kara propagandaya kalkıştılar.

Oysa şehadete koşanların ?ırk´ derdi yoktu. Çünkü ?Irk uğruna savaşan, ırk uğruna ölen bizden değil´di. Lakin Malatyalı Ermeni´nin hesabı başkaydı.

Zilan, Ermeni Taşnak Hınçak eşkiyalarına geçit vermemiş; canını vermiş, toprağını teslim etmemişti.

Büyük Ermenistan´ın kurulmasına mani olan Zilanlı, emperyalizmin hedef taşıydı.

Milli Şef´i harekete geçiren Sevr ruhu bu muydu?

Öyle ya, soy soyu çekerdi !

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...