MİLLÎ SPORCU
Buna göre Millî Sporcu, uluslararası müsabakalarda temsil ettiği ülkenin kültürünü yansıtır. Tarihsel birikimini yansıtır. Yurttaşlarının desteği ile ülkesinin dünyaya karşı duruşunu temsil eder. Kazandığı şampiyonluklarda milli marşını rakiplerine dinletmesi, ülkesine olan minnettarlığı yanında başarısını, temsil ettiği milleti ile paylaşmasıdır. Bu nedenle şampiyonluk, mütevazılık ve sporcu disiplinine haiz bir olgunluk seviyesinde olmayı gerektirir. Çünkü artık takımının ya da takım başkanının sporcusu değil topyekûn milletin sporcusudur. Müsabakalara çıkarken tüm görüşlerini bir tarafa bırakır ve ülke rozetini takar.
Naim Süleymanoğlu bir millî sporcudur. Bulgaristan’da başladığı spor hayatına kendi soydaşlarının gördüğü zulüm üzerine Türkiye’de devam ederek dünya çapında ses getiren başarılara imza atmıştır. Başarılarının en gür sesi, milletinin baskı ve zulümden kurtulması için verdiği mücadelenin sesidir. Bunun neticesinde soydaşlarının mağduriyetini tüm dünyaya duyurmuş, 360.000 soydaşının kurtuluşunda çok büyük rol oynamıştır. Aldığı ödül ve unvanlar bir yana, insanlığa katkısı, baskı ve zulme karşı örnek direniş ve mücadelesi ile büyük bir sporcu olarak tarihe geçmiştir. Dünyanın en iyi haltercisi olabilir; fakat onu dünyanın en iyi sporcularından birisi yapan sadece halterdeki başarıları değildir.
Sporcuların hele ki millî sporcuların sırtındaki yük çok ağırdır ve ancak başarılarla hafifler. Şampiyonlukların getirdiği gurur ve iç rahatlığı sayesinde, zorluklara alışkın sporcunun azalan yükü, millete mâl olmanın da getirdiği ilgi nedeniyle, bu ilgiden istifade etmek isteyen siyaset olgusunun dikkatini çeker.
Ülkesine hizmette sınır tanımamak adına bir disiplinle yetişmiş olan sporcu da siyasetin kendisine sunduğu alandan istifade etmek ister elbette.
Naim Süleymanoğlu, soydaşlarını, sporun üzerine topladığı ilgiden faydalanarak yaptığı siyasetle kurtarmıştır. Bu siyaseti ile de saygınlık kazanmıştır. Ancak 360.000 kişiyi birbiriyle tartıştıran, karşı karşıya getiren, kutuplaştıran bir Süleymanoğlu’nun bugün aynı saygıyı görmeyeceğini de tahmin etmek zor değildir. Buna göre siyasetteki başarının spordaki başarıdan daha kolay kazanılmayacağını da bilmek gerekir.
Milli sporcularımız çok büyük değerlerimizdir. Yıllarca emek vererek elde ettikleri saygınlık ve topyekûn milli duygusal ilgiyi, alışkın olmadıkları için siyaset sahnesinde heba etmelerini görmek bizler için üzücü olacaktır. Aynı zamanda bu durum, gelecek nesiller için spordaki başarılarını değersizleştiren siyasi kariyerlerden ibaret tarihi notlara dönüşecektir.
2020 yılının bilimle mücadelesini yoğunlaştırdığı son günlerinde kazananın yine bilim olması temennisiyle sağlıklı bir yeni yıl ve kutlamaları 2021’de telafi etmek üzere evlerinizde keyifli bir yılbaşı dilerim.